LİBERALİZM’İN KAYMASI

12 Haziran 2019 - 16:07 0
reklam

( OTORİTER LİBERALİZM )

Gregoire Chamayou’ nun tabiriyle   “ nesebi belirsiz bir liberalizm “ . Eklektik ve birçok bakımdan çelişik olduğunu ifade eder.

Liberalizm’ in doğuşu, çıkış noktası özü itibariyle siyasi bir doktrin olup, Aristokrasi sınıfına, düzenine karşı koyan sistemli bir ideolojidir. ( www.mku.edu.tr/Çağdaş Siyasal Düşünceler )

Liberalizm çıkış noktasında “ özgürlükleri “ esas alan ideolojiık bir sistemdir. Kendi çağına göre bir           “devrim “ olduğu söylenmektedir.

Liberalizm aydınlanma çağında toplumun tüm katmanlarında ve işlevlerinde etkili olan modernizme dayalı bir ekol olmuş ve 21 yy. da bile gelişerek devam etmiş bir sistem, bir anlayıştır. Özüne bakıldığında  “ İNSAN “ merkezli bir yönetim şeklidir.

Liberalizm ; Klasik liberalizm ve Neoliberalizm olarak ikiye ayrılır. 1970 li yıllardan itibaren klasik liberalizmden neoliberalizme geçilmiştir.

Neoliberalizm;  yasakların ve sınırların kalkmasının bireysel gelişime ve ekonomi gelişimine katkı sağlayacağını ve bu nedenle devletin müdahale etmemesini savunur.

İnsanların bireysel ve kurumsal olarak özgür olmaları, özgür davranmaları önemli bir hak. Bireysel ve kurumsal gelişmeyi artırır, fırsat eşitliği yaratır. Temelde  “ insan “ ı esas alan bir sistem her zaman savunulur ve desteklenir. Klasik liberalizmin kontrollü ve müdahaleci sisteminin içinden Neoliberaller;  liberalizm felsefesini reddetmeden sınırların ve yasakların kaldırılması fikrinden hareketle yeni bir yöntem geliştirmişlerdir. Ve bu yöntem 1980 lerden sonra tüm Dünyada bir furya olmuş uygulanmaya başlamıştır. Ülkemizde o dönemde Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ la uygulanmaya başlamıştır. Ülkesel ve kişisel gelişmeye çok katkı sağlamıştır. Ülkemizdeki etkisinin daha fazla olması ve “ ÖZALİZM “ de denilen uygulamanın başarısının altında; Geri kalmış bir Türkiye’yi teknoloji ve bilişimle buluşturması, kalkınma hamlesi başlatarak heyecan yaratması, fırsat eşitliği yaratarak sistemden her kişinin faydalanması  “ veya faydalanma umudunun olması”  olmuştur.

Özgürlükleri savunan, merkezinde  “ insan “ olan Liberalizm’e 2000 li yıllardan sonra sanki gizli bir el değmiştir ve farklılaşmaya başlamıştır. Yasakların ve sınırların kalkması fazlasıyla abartılmıştır. Aşırı serbestlik, sınır tanımaz bir sosyolojik yapıya dönüşmüş ve kontrol edilemez bir sürecin hem Dünya konjonktüründe hem de ülkesel bazda  siyasal ve ekonomik alanlarda sıkıntılar baş göstermeye başlamıştır. Temelinde  “ insan “ ı esas alan bu sistem, doktrin, ideoloji;  heryeri yakıp yıkan, insani duygularını bir kenara bırakmış ve tamamen maddeye  “ meta’ya “  odaklanmış olarak dönüşmüştür.  Nedir dönüştüren?  Acımasız, ezip geçen, hırsların tavan yaptığı bir kasırgaya dönüşmüştür. Tamamen çıkarcı, ben merkezli, başkalarına fırsat vermeyen, güçlü olanın ezip geçmek istediği bir canavarmı yaratılmıştır?

Klasik liberalizmin kendi içinde kontrolleri ve sınırları vardır. Bu kontrol ve sınırlar aşırılığı engellemektedir. Kontrol tek merkezdan yapılmaktadır. Bu merkez devlettir. Devlet sistemi uygularken toplumsal farklılıkları gözeterek, uygulamanın sınırlarını çizerek sistemi yönetmektedir. Uluslararası standartlarda buna göre düzenlenmiştir.

Neoliberalizmin uygulanması aşamasında sınırlar ve kısıtlar kaldırılmıştır. Global sistem Dünyada egemen olmuştur. Uluslararası ticaret gelişmiş, bunun yanında paranın serbest olarak dolaşması sağlanmıştır. Uygulama alanı Dünya konjonktürü olan bir sistemin tek bir ülke tarafından uygulanmaması veya reddedilmesi artık mümkün değildir. Kontrol Uluslararası güçlere geçmiştir.

Sistem;  Ekonominin ve ticaretin yanısıra toplumsal olarak tüm dünyada etkilerini göstermiş olup, sosyolojik değişimlere yol açmıştır. Bilişim sektörünün gelişmesiyle birlikte bireysel gelişim farklılıklar göstermiştir. Toplumsal yaşam bireyselleşmiştir. Bireylerde yalnızlaşmışlardır. Uzlaşma, anlaşma, hoşgörü gibi değerler kaybolup gitmektedir. Aşırı kazanma hırsı Dünyayı, insanları ve kaynakları tüketmektedir.

Özgürlüklerin esas alındığı, insan odaklı sistem olan Liberalizm, Neoliberalizmin kurbanı olmuştur. Temelde serbestliğin ve özgürlüklerin genişletilmesini esas alan Neoliberalizm; Uygulamada kısıtlamalara ve özgürlüklerin egemenler tarafından kontrol altına alınmak istendiği otoriter bir sisteme dönüşmüştür.  Liberalizm kendi rayından çıkmış ve kaymıştır.

Gregoire Chamayou’ nun belirttiği üzere;   “ nesebi belirsiz bir liberalizm “  doğmuştur.

Kısacası,  Liberalizm amacından uzaklaşmıştır.

Dr. İsmail SERİNKAN

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

reklam

reklam

reklam

NAMAZ SAATLERİ
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-