Mesleğinin son yıllarını yaşıyor!

El sanatlarının teknolojiye yenik düştüğü günümüzde unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri de Semercilik. Bozdoğan’da Alaaddin ustanın gayretleriyle ayakta kalan meslek yakın zamanda tarihe karışacağa benziyor.

reklam
30 Haziran 2016 0
reklam

123

Eşref Özbağcı/Aydın Haber Ajansı-Bozdoğan-El sanatları toplumun bir aynasıdır. Teknolojinin hızla ilerlediği bu dönemde el sanatları özelliklerini kaybederken, babadan kalma mesleklerini yaşatmaya çalışanların sayısı hızla azalıyor.  O ustalardan birisi de Aladdin Urfalıoğlu. Bozdoğan’da baba mesleği olan semerciliğe 12 yaşında başladığını söyleyen Urfalıoğlu, “34 yıldır semercilik yapıyorum ama evlatlarıma bu mesleği tavsiye edemem. Onların geleceğiyle oynayamam. Çünkü bu mesleğin geleceği yok” diyerek semerciliğin yakın zamanda yok olacağını söyledi.

SEMER VE SEMERCİLİK
“Eşek, eşek olduktan sonra semer vuran çok olur”, “Eşeğe altın semer de vursalar, eşek eşektir” gibi nice atasözüne ve birçok deyime nüfuz etmiş önemli bir kültürel semboldür semer. Beygir, eşek, katır ve deve gibi yük taşıyan hayvanların sırtına konulur. Ağaçtan yapılmış olan bu araç sayesinde hayvana zarar verilmesinin önüne geçilir. Deri ile keçe arasına kamış otları doldurulduktan sonra dikilen semer yapımında ustalık isteyen özenli bir iştir. İşte bu aracı yapmak için uğraşan ustalara semerci, sanata ise semercilik denir.

1234

SEMERCİLİK “ETİN ÜZERİNE BİNA YAPMAK”
Motorlu araçların çıkması ile hayvanların yük taşımada daha az kullanıldığını, bu yüzden semercilik mesleğinin sonuna yaklaştığını söyleyen Bozdoğan’ın son semercisi Alaaddin Urfalıoğlu, “Semercilik basit bir sanat değildir. Ustalarımızdan öğrendiğimiz bir söz var. Semercilik etin üstüne bina yapmaktır. Altta hayvanın üstte ise insanın rahat etmesi gerekir. Günümüz şartlarında araçlar daha fazla kullanılmakta. Bu yüzden semercilik her gün körelmektedir.” dedi.

EŞEK DEĞİL Mİ? UCUZ OLSUN!
Bozdoğan’da doğup büyüyen 4 çocuk babası Alaaddin Urfalıoğlu, “46 yaşındayım ve 34 yılımı bu sanata verdim. 12 yaşında çırak olarak başladığım bu mesleğin yakın zamanda biteceğini düşünüyorum. 17 ilçesi olan Aydın’da bu işi yapan benim gibi birkaç usta kalmıştır. Ben bugün işyerimde nalburiye, hırdavat işleri yapmasam ayakta durmam mümkün değil. Bugün bir semer 200 lira ve şu an ayda 4 semer anca satıyorum. Önceden tamir de yapıyorduk. Şimdi ise tamire getiren yok. Muğla’nın ve Nazilli’nin dağ köylerine gidebilsem daha çok semer satarım” dedi.
Urfalıoğlu, araçlarını sanayiye tamire götüren vatandaşların her şeyin en iyisini ve en kalitesini isterken iş canlıya gelince “Eşek değil mi, ucuz yollu olsun” diyerek insanların araçlara verdiği değerin yüzde birini bu cefakar hayvanlara vermediğini ve bunun çok zoruna gittiğini dile getirdi.

reklam
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

reklam

reklam