Nazilli’de Sonucu Merakla Beklenen Davada Karar Verildi

Yaşları 12 ile 13 arasında değişen 6 kız öğrenciyi taciz iddiasıyla tutuklanan okul görevlisi hakkında 15 yıl hapis cezası verildi. Mahkemede öne çıkan en önemli ayrıntı ise, çocuklarının taciz edilmediğini savunan ailelerin, baronun görevlendirdiği avukatları istemeyip okul görevlisinin yanında yer almaları oldu.

reklam
13 Haziran 2016 0
reklam

Erdal SAVAŞ/Aydın Haber Ajansı-NAZİLLİ-Aydın’ın Nazilli ilçesine bağlı Çaylı İlköğretim öğrencisi 6 kız öğrenciyi taciz ettiği iddiasıyla tutuklanıp cezaevine konulan 51 yaşındaki hizmetli M.Ş.’nin yargılandığı davada karar verildi. Nazilli Adliyesinde görülen davada mahkeme heyeti tutuklu M.Ş.’yi suçlu bularak 15 yıl hapis cezasına mahkum etti.

Geçtiğimiz Mart ayında aynı okulda görevli bayan müdür yardımcısı M.A.’nın durumu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirmesiyle ortaya çıkan “taciz” skandalı, ilçede geniş yankı bulmuştu.

Yaşları 12 ile 13 arasında değişen E.S, N.D, F.K, M.B, A.Ç ve F.S isimli 6 kız öğrenci, okuldaki hizmetli M.Ş.’nin kendilerini elle taciz ettiğini ileri sürerek Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesiyle müracaat etmişti.

Bunun üzerine başlatılan soruşturmada şüpheli M.Ş., iddiaları reddetmesine rağmen ifadesi alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine konulmuştu.

Olayın duyulmasından sonra da dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürü Yener Gök, soruşturmanın müfettişlerce incelendiğini söyleyip M.Ş.’nin görevinden el çektirildiğini açıklamıştı.

haberici (2)

AİLELER BARO AVUKATLARINI İSTEMEDİ

Yaklaşık 3 aydır süren duruşmanın karar celsesinden önce, Aydın Barosunun görevlendirdiği avukatları istemediklerini belirterek çocukları taciz ettiği öne sürülen M.Ş.’den şikayetçi olmayan ailelerin mahkemede, “biz şikayetçi değiliz. Bu kişi yapmaz” Şeklinde ifade verdiğini aktaran Avukat Emel Şahin, Çocukların da aynı şekilde önce “biz yanlış anladık” dediğini, ancak daha sonra gerçekleri anlattığını kaydetti.

Taciz olayını gerçekleştirdiği mahkemece sabit bulunan 51 yaşındaki M.Ş.’nin, Türk Ceza Kanununun (TCK) 103/1 maddesi gereğince her çocuk için ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün ceza aldığını söyleyen Avukat Emel Şahin, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildiğini belirtti. Mahkeme esnasında M.Ş.’nin taciz iddialarını reddettiğini ifade eden Şahin, çocukların ailelerinin suçluyu aklamaya yönelik çabalarının ise kendisini şaşırttığını vurgulayarak şunları söyledi; “Çocukların ailesi şikayetçi olmadı. ‘biz şikayetçi değiliz’ dediler. ‘Bu kişi yapmaz’ dediler. Çocuklar duruşmaya ‘biz yanlış anladık’ şeklinde başladılar ama sonra da gerçekleri anlattılar. Aileler avukatlarını değiştirdiler. İşin ilginç tarafı ailelerin şikayetçi olmaması, çok ilginç bir durum. Aileler çocuklara inanmıyorlar. Sanık yapmaz diyip sanığa inanıyorlar. Ailelerin çocuklarıyla konuşmamış olması veya çocukları suçlamaları. İşin örtbas edilmesi çok ilginç geldi. Örtbas edilmesi bu tür hareketleri yüreklendirir. Ailelerin olayın örtbas edilmesini istemelerinin sebebi namus kavramları çocukların geleceğinden ve hayatlarından daha önemli. Bu çocuk deyip parmakla göstermeler. İnsanlar suçluyor ve bu sefer çocuklar kendilerini suçluyorlar. Ailelerin bakış açısı bu. Olay bir an önce kapansın.”

 haberici (1)

SESSİZ KALINMASI YANLIŞ

Özellikle kırsal alanda yaşayan ailelerin, bu tür olaylar karşısında yaşadıklarını içine atıp adlarının çıkmasını önlemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu kaydeden Emel Şahin, bu davada da benzer bir davranış sergilendiğini ifade ederek verilen 15 yıllık cezanın beklentileri karşılamadığını söyledi.

Taciz ya da tecavüz vakalarında mağdurların sessiz kalmasının suçu işleyen kişiyi yüreklendireceğini belirten Şahin, bu tür olaylara maruz kalan kişilerin mutlak surette şikayetçi olmalarını isteyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Küçük yerlerde bu tür istismara uğrayanlar iki türlü cezalandırılıyorlar. Hem sanık tarafından bir muameleye maruz kalıyorlar hem de toplum tarafından dışlanıyorlar. Yani toplum, okul, çevre, yani ailelerin olayın örtbas edilmesini istemelerinin sebebi namus kavramları. Bu durum çocukların geleceğinden ve hayatlarından daha önemli. Bu çocuk deyip parmakla göstermeler. İnsanlar suçluyor ve bu sefer çocuklar kendilerini suçluyorlar. Ailelerin bakış açısı da bu. Olay bir an önce kapansın. Ama birisi bir şey yaptıysa da bunun cezasını çeksin. Bundan sonra kimse buna cesaret edemesin. Çünkü bu tür harekette bulunan insanları yüreklendiriyor. Bu psikolojiden faydalanıyorlar. cezalandırmazsanız bir şey yapılmıyor zaten anlayışı başlar.

reklam
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

reklam

reklam