YA KENDİN GİBİSİN, YA HİÇ KİMSESİN

reklam
29 Mart 2018 - 16:04 0
reklam

reklam

Kuşadası turizminde sıkıntılı geçen son iki yıl, hepimize bir şeyler öğretmiş olmalı.
Mesela, limanın ne kadar önemli olduğunu.
Gemilerin, Kuşadası için “hayat” manasına geldiğini.
Son iki yılın, beki de şöyle bir öğretisi daha oldu..
Kuşadası’nda ekonomi limana bağlı ve bu çarkı başka bir yöne doğru döndürmenin en azından şimdilik imkanı yok.
Tarihi binalarının talan edildiği, her yıl en az üçünün yanarak, yok olduğu bir kentte, elbette liman hayatın ta kendisidir.
Tarımın çoktan unutulduğu, sadece birkaç noktada organik olarak yapıldığının iddia edildiği bir şehirde, elbette liman tek yaşam kaynağı olur..
Kültürel faaliyetlerin, tek tük ve belli noktalarda toplandığı bir kentte, elbette liman tek önemli nokta olarak kalır..
LİMANA BAĞLI YAŞAM
Fakat yine de, limanın da dezavantajları var ve bunların da altı çizilmeli.
Kuşadası limanı da, dünyaca ünlü liman kentleri gibi, “transfer” odaklı bir liman haline getirilmek isteniyor.
Singapur, Rotterdam, Beyrut gibi kıtalar arası ticaretin yapıldığı bir liman haline dönüştürülmek isteniyor ki, Kuşadası için en büyük tehlike bu.
Kuşadası limanı, “Efes Antik Kenti” odaklı bir transfer merkezi haline dönüştürülüyor..
Bunun önüne geçmenin bir yolu bulunamazsa, kentimizin Singapur ve Beyrut’tan bir farkı kalmayabilir.
“Kuşadası’ndan sadece Efes’e gidilir”, algısının bu anlamda yıkılması gerekiyor.
Kuşadası’nda, tarih, kültür ve tarım olmadığı müddetçe, transfer limanı olmaktan başka cazibesi olmayan liman silahımız olacak.
Ki, kendi silahımızla vurulmak, tam da buna denilebilir.
Kuşadası, kendi silahı ile vurulmayı hak etmiyor.
Bir an önce, kültür, sanat ve tarihi ile buluşmalı, BEYRUT ve SİNGAPUR OLMAYACAĞINI TÜM DÜNYAYA HAYKIRMALI.

GEMİ SAYISI ARTIYOR
Güzel haberle başladığımız güne, güzel kent haberleri ile devam etmek gerekirse, Kervansaray’ın Turizm Haftası boyunca kapılarının halka yeniden açılacağının bilgisini de vermeliyim.
Tarihi Kervansaray’ın kapılarının sürekli olarak açılacağı günleri ise özlemle bekliyoruz.
Dünyaya farklılığımızı, fark ettirmek zorundayız..
İçinde bulunduğumuz yüzyıl, özgün yani kendin gibi olmanın tek şans olduğu bir yüzyıl.
Ya kendin gibisin, ya hiç kimsesin.
Ya Kuşadası gibisin, ya da unutulmuş bir adada yaşamaktasın.
Kuşadası’na gelen gemilere paralel olarak, yaşam koşulların iyileşmiyor, aksine kötüleşiyor ise, demek ki unutulmuş bir adada yaşamaktasın.

 

reklam
Zeynep İnak
Zeynep İnakDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

reklam

reklam

reklam

reklam