Yüzyılların vazgeçilmez içeceği kahve

Yüzyıllardır en sevilen içeceklerden olan kahve hala vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Kahvenin ortaya çıkışını anlatan birçok hikaye yer alır. Çoban Kaldi ve keçiler hikayesi birçok Avrupalı kaynakta olsa da en eski tarihçilerimizden Tarihçi Ahmet Efendi’ ye göre hikaye Şazeli ile başlar. Nureddin Ali bin Abdullah (lakabı Ebu’l Hasan Şazeli) şimdi Somali, o tarihte adı Habeşistan olan bölgede ergah erbabıdır ve dağlara sürgün olarak çıktığında kahve tanelerinden ekmek yaparak hayatta kalır.

Melek Fırat
Melek Fırat Tüm Haberleri
+12
Haber albümü için resme tıklayın

Aydın en köklü işletmelerinden olan ve onlarca çeşit kahveyi kentteki vatandaşlarla buluşturan kurukahveci Mehmet Acar, kahvenin tarihçesi hakkında bilgi verdi.

Çıkış yeri Habeşistan – Etiyopya olan kahve Yemen’in Mocha (Mokka) Limanı'na ulaştıktan sonra Arap Yarımadası'nda hızla yayılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman dönemimde Özdemir Paşa Yemen’i Osmanlı topraklarına katmış ve bu cazibeli içeceği Osmanlı ile tanıştırmıştır. Bu mucizevi içecek Saray ve halk arasında hızla yayılmıştır. İlk kahvehane 1554 yılında Tahtakale'de açılmıştır. İstanbul bu anlamda dünyadaki kafe ve kahvehane kültürünün başlangıcı olmuştur.
Kahvenin keşfi nedeniyle Şeyh Şazeli “Kahvecilerin Pir’i” olarak kabul edilmektedir. Anadolu’da eski pek çok kahvehanede; "Her seherde besmele ile açılır dükkanımız, Şazilidir Pirimiz ÜStadımız” yazılmaktadır o dönemlerde.
Daha sonra Osmanlı tarafından gerek Avrupalı tüccarlar gerekse savaşlar neticesinde Avrupa kahve ile Osmanlı sayesinde tanışmıştır.

KAHVE TÜRKİYE'YE NASIL GELDİ?

Kaffa kelimesi Arapça'ya Qahwah olarak geçer. 15. yüzyılda Yavuz Sultan Selim döneminde Yemen Valisi olan Özdemir Paşa, Yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul'a getirir. Kahve, burada çok sevilir. Öyle ki sarayda 'kahveci başı' rütbeli bir çalışan bile olur. Padişahın kahvesini pişirmekle görevli olan kahveci başı, sır tutmasını bilen bilge kişiler arasından seçilirdi.

1600'lü yıllarda Türkiye'ye gelen Venedikli tüccarlar, kahveyle tanışır ve kahvenin Avrupa'ya taşınması bu şekilde gerçekleşir. İlk başlarda sokaklarda satılan kahve, 1645 yılında ilk defa İtalya'da bir dükkanda yani 'kahvehane'de satılmaya başlanır.

KAHVENİN NEDEN 40 YIL HATRI VAR?

Rivayete göre İstanbul’un yemiş iskelesinde kahve yapan ve satan Üsküdarlı bir kahveci varmış. Her telden insan kahvecinin sohbetini dinlemeye, iki çift nasihatini almaya, derdini paylaşmaya gelirmiş. Günlerden bir gün bu kahvehaneye iri yarı bir yeniçeri gelir, kahveciye herkese kendinden kahve ikram etmesini fakat içeride yalnız başına oturan Rum gemi kaptanına vermemesini söylemiş. Kahveci de herkese yeniçerinin kahvesini ikram ettikten sonra iki kahve yapar ve Rum kaptanın yanına oturur. “Biz de seninle içelim” der. Yeniçeri hiddetle “Ben sana o kâfire vermeyeceksin demedim mi?” diye çıkışınca, kahveci de “Bu senin değil benim ikramım” diyerek cevap vermiş. Daha sonra Rum kaptanla kahve eşliğinde uzun uzun sohbet etmiş.

Aradan 40 yıl kadar zaman geçer. Sisam Adası`nda büyük bir isyan çıkar. Rumlar isyan etmiştir. O zamanın Üsküdarlı kahvecisi de Yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş ve esir düşmüştür. Rumlar ele geçirdikleri Türk esirleri bir meydanda müzayede satıyorlarmış. Yemiş iskelesinin kahvecisi de diğer esirlerle birlikte satışa çıkarılır. Esirler sırayla öne çıkarılıp, sırayla en yüksek parayı verene satılırmış. Para derken, gerçekten üç-beş paraya satılırmış. O dönem en küçük para biriminin para olduğunu hatırlatalım. Kendinden önceki esirler sırayla üç, beş paraya satılıyormuş. Sıra kahveciye gelince, kahveci biraz da korkuyla kendisini alacak Rumu beklemeye başlamış. Müzayede başlamış, birkaç kişi bu yaşlı askerin işlerine yaramayacağını düşünerek teklif bile vermemişken, tepeden tırnağa silahlı bir Rum gelir. “Beş kuruş!” diye bağırır. Oradaki tüm esirleri satın alınacak bir miktarın böyle yaşlı bir asker için söylenmesine herkes şaşırır. Daha yüksek veren olmayınca da esiri alır şehirden çıkarır. Kahveci, “Beni beş kuruşa aldığına göre kim bilir nasıl bir hıncı var. Kim bilir hangi yakınına zarar verdim. Kim bilir beni beni nasıl işkencelerle öldürecek!?” diye düşünür. Issız bir yere geldiklerinde o silahlı Rum, “Korkma! Sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım. Hani bir yeniçeri bana hakaret ettiği zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden Yemiş iskelesindeki kahveci değil misin?” der. Yaşlı kahveci dikkatli bakınca Rumu hatırlar. Kucaklaşırlar. Rum 40 yıl önceki kahve ikramını unutmamıştır. Önce yaşlı kahvecinin güzelce karnını doyurur ve cebine yol parasını verip memleketine gönderir.
İşte anlatılana göre bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır sözü buradan gelmektedir.


KAHVE NASIL PİŞİRİLİR?

Türk kahvesinin en önemli özelliği taze olmasıdır daha sonra ise doğru pişirilmesidir. Bu sebeple gerçek kahveseverler paketli kahveleri değil kuru kahvecilerden aldıkları taze öğütülmüş kahveleri tercih ederler.
Öncelikle kahve gerçek bakır cezvede, oda sıcaklığındaki içme suyu ile ve doğru gramajla yapılmak durumundadır. Gramaj ayarlamak çok önemlidir. 70 ml boyutlu bir fincana 7 gram kahve konmalıdır. Kahve pişirildikten sonra fincanda 1 dakika kadar çökmesi beklenmeli ve daha sonra içilmelidir.
Biz müşterilerimize kahveyi hava almayacak bir kavanozda saklamalarını, Ayrıca damacana suyu kullanmalarını ve doğru gramajla (ne fazla ne eksik) kahvelerini pişirmelerini mutlak surette öneriyoruz.

GÜNDE KAÇ FİNCAN KAHVE İÇMELİYİZ?

Vücudumuzun bizi uyandırması için geliştirdiği mekanizmada günün belli saatlerinde kortizol hormonun seviyesi artar. Kortizol (stres hormunu) üretiminin en üst seviyeye çıktığı zamanlarda, kahvaltıdan sonra ve (08.00-09.00, (12.00-13.00) ve (17.30-18.30) dışındaki saatlerde kahve tüketilmelidir. Günde ortalama 300-400 mg kafein tüketimi genel olarak güvenilirdir. (500 mg fazla alınmamalıdır.) Kahvenin türüne göre değişmekle birlikte ortalama bir fincan kahvede 80 - 200 mg kafein vardır. Ortalama 3-4 fincan kahve içilebilir.


KAHVENİN FAYDALARI NELERDİR?

•Depresyonu önler
•Zihinsel performansı arttırır
•Astım krizlerini azaltır.
•Metabolizmayı hızlandırır.
•Bağırsakları yumuşatır
•doğal antioksidanlar
•potasyum, niasin, magnezyum, demir ve •manganez gibi mineralleri içerir.

05 Ağu 2022 - 13:17 - Gündem

Muhabir  Melek Fırat



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.


Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi


Anket Sizce Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?