Merhaba dostlarım

Sizlerle Ramazan'ın şu son günlerinde dünya meselelerinden uzak içimize dönük bir konuda hasbihal edelim. Bir sonraki Ramazan'a kim yetişir kim yetişmez bilinmez. Değerlendirelim…
Öncelikle belirtmek isterim ki yazıyı görüp beğen tuşuna basıp geçivermeyin. Sessiz sakin bir vaktinizde tefekkür ederek okuyun ve eğer hoşunuza giderse beğenin.
Uzun zamandır insanın geçmişi ve geleceği değiştirip değiştiremeyeceği hakkında düşünüyor araştırma yapıyorum.
Buldum.
Evet; insan hem tüm geçmişini değiştirebilir hem de geleceğe etki edebilir.
Bunun için üç tane parolaya ihtiyacı var:
Tövbe –istiğfar dilenmesi ve sadaka…
Burada bir parantez açalım.
Gördüm ki insan dediğimiz varlık zahir bedeni olan ceset olarak kendisinden önceki 7 sülalesinin yani ana babadan geriye doğru (yanlış hesaplamadıysam) toplamda 256 üst soydan insanın etkisi altındadır. Ve kendisinden sonra devreden ta 256 torununa kadar tesir eden bir varlıktır.
Yani herhangi bir DNA testi sayesinde geçmişe yönelik 256 üst soy tespit edilebilir ve kendisinden sonra 256 kişiye kadar genetik izler bırakabilir.
Başka bir deyişle teni, rengi, kaşı, gözü, eli, ayağı, kan grubu, genetik rahatsızlıklar vs atalarından aldığı genetik bilgi kombinasyonu ile mezc olur ve kendisinden sonraki nesillere devreder.
Parantezi kapatalım.
İnsan sadece cesetten ibaret değildir, malumunuz… Aynı yukarıdaki örnekte olduğu gibi; insanın manasını teşkil eden, huy ve karakterine ve hatta kaderine etki eden Esma bileşenleri de yine bu sözünü ettiğim şekilde atalarının Esma bileşenlerinin kombinasyonları olarak vücut bulur.
Atalarının işlediği günahlar negatif enerji olarak, işledikleri hayır hasenat pozitif enerji olarak alt soyda bir ivme gerçekleştirir, tesir eder.
Alt soyda bu bileşke sonucu bir kavrayış ve bir kader meydana gelir.
Bazılarının her şeyi doğru yaptığı halde işlerinin rast gitmemesi, tıkanması. Bazı blokaj durumu yaşayıp ellerini neye atsalar kuruyup gitmesi, bazılarının ise hiç meşakkatsiz elini bir şeye bulamadan kazanıyor olması (imtihan vesilesi olmasının yanısıra) doğrudan bu konuyla alakalıdır.
İnsanın, içinde doğduğu aileye şiddetli bağlılığı da bu kuvvetli ünsiyetten doğar.
Peki bu adaletli mi? Yani elimde olmayan, hükmedemeyeceğim bazı tesirler arasında dünyaya gelmiş olmam ve bunun sonucunu yaşıyor olmam adaletli mi?
Elbette kusursuz bir adalet var. Bunu anlatmaya kalksam kitap yazmam gerekir. Ben kısaca izah edeyim inşallah anlaşılır durum.
Şöyle ki tüm bu zahiri ve batıni – kozmik tesirler ancak insanın start vakti – başlangıç vakti itibariyle etkilidir. Hayatın devamı ve kendi eliyle hazırlayacağı akıbeti için ise insan cüz’i iradesini kullanabilir ve kötü başlayan bir şeyi düzene sokabilir, bunun gibi güzel başlayan bir şeyi kötü sonuçlandırabilir de. Doğru parolayı kullanarak tabii…
Mesela atasından gelen genetik bir rahatsızlığı varsa yaşadığı dönemin tıbbi imkanlarına göre bir çeşit tedavi olabilir hem kendi iyi olabilir hem kendisinden sonraki nesle bulaşma ihtimali yüzdesini düşürebilir. Ya da burnu eğik, ameliyatla düzeltebilir. Ya da saç dökülmesi varsa ailede, saç ektirmek suretiyle bundan kurtulabilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ya da az kazanan sabir gelirli bir ailede doğdu, ticaret yaparak gelir çeşidini değiştirebilir. Her sorun için bir çeşit ıslah – parola mümkündür yani.
Gelelim konumuza.
Biz kendi hayatımızda tövbe istiğfar ederek, sadaka dağıtarak, yüklü olduğumuz negatif enerjiden kurtulup hem kendimizi hafifletebilir hem de kendimizden sonraki nesle temiz bir manevi iklim bırakabiliriz. Böylece hayırlı nesiller oluşmasını ve amel defterimize hasenat yazılmasının devamını sağlamayı başararak geleceğimize tesir edebiliriz.
Peki biz yaptık atalarımız yapmadı diyelim. Ne yapacağız? Miras aldığımız yükü nasıl atacağız?
İnsan her sabah kalktığında dese ki ‘’Ya Rabbi! Bugün işleyeceğim tüm hayır hasenatın sevabına, okuyacağım zikir vird salavatların sevabına, vereceğim sadakanın sevabına ana babamdan geriye 256 ana babamı da ortak ediyorum. Onları da bu sevapların nimetinden bereketinden faydalandır!‘’ derse, umuyorum ki Allah CC merhamet eder. Hem dışımızı hem içimizi pir-u pak eder. Hem dünya hem ahiret işlerimiz yoluna girer.
Dostlarım, genel hatlarıyla bu kadar anlatabildim. Varsa çevrenizde bir Mürşidin tutuverin eteğinden de mahrum kalmayın o nimetten.
Bana da dua edin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasemin Özülkü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi