DİNDE TEBLİĞCİLİK Mİ, TÜCCARLIK MI?

İslam'da her Müslüman "emri bil maruf, nehyi anil münker" le görevlidir.
İyiliği emretmek/tavsiye etmek/telkin etmek; kötülüğü yasaklamak/engellemek.
tebliğ, irşat, cihat, yani Allah'ın kullarına emrettiklerini ve yasakladıklarını anlatmak, öğretmek, eğitmek, örnek olmak, yaşamak, yaşatmak.
Tebliğ için çıkılan yolda, bir süre sonra işi tüccarlığa dönüştürenler İslam'a en büyük zararı verdiler ve veriyorlar.
Bir kahvede size ikram edilen çayı sorgulamazsınız ama size satılan çayı sorgularsınız.
Küresel emperyalizm, kendi ceberrut anlayışı gereği kendi idol savaşçılarını, sahte peygamber ve sahte tanrılarını elleriyle yetiştirdiler ve piyasaya sürdüler.
Bunlar artık o sahte dinin malı oldular.
Onların özel hayatları olmadı.
Onlar kendilerine biçilen rolü harfiyen oynamak zorundaydılar.
Hata yapanlara hiç acımadılar ve yok ettiler.
Bizde ise, halkın köyden alarak şehirdeki eğitim kurumlarına getirip emek emek yetiştirdiği tebliğci kardeşlerimiz, kerameti kendinden menkul zannedip, ilim irfan sahibi olduktan sonra işi tüccarlığa dönüştürüverdiler.
Savundukları şey, emeğimizin karşılığını almak zorundayız idi.
Hoca oldular, hocalıklarından rant devşirmeye başladılar.
Alim oldular gurur ve kibir abidesine dönüştüler, din adına ahkam kesmeye başladılar.
Dini değerleri koruyan Allah'tan başka hiçbir makam kalmayınca bunlar meydanı boş bulup, kendilerini önce peygamber, sonra da haşa tanrı yerine koymaya başladılar.
Bu en tehlikeli yolda keyifle seyreden nice sözde alimler var toplumumuzda.
Hepsinin ilk sapkınlığı, kerameti kendinden menkul zannetmek ve ilmini, bilgisini, becerisini, ranta/paraya dönüştürmek hırsıydı.
Halbuki, bu hizmet yoluna girenler kati bir önyargıya sahip olsalardı, "Biz asla dinimizi paraya değişmeyeceğiz, biz asla ilmimizi gurur ve kibir abidesine çevirmeyeceğiz, biz ibadet ve taatlarımızın karşılığını halktan elde edeceğimiz menfaatlerle değil, sadece Allah'tan bekleyeceğimiz/isteyeceğimiz mükafatlarla almak isteyeceğiz" diyebilseydiler hem kendilerini kurtarırlar hem de toplumu kurtarırlardı.
İlim erbabı, kendini ilmin babası sanır. Halbuki gerçek ilim adamları kendilerini okyanusun kenarında çakıl taşlarıyla oynayan çocuklar gibi görür. İlim Allah'ın sırlarıdır. Alim, sadece bu sırların bir kısmının farkına varandır.
Takva erbabı kendini dünyayı kendi nizamat verdiğini sanır.
Hiç bilmezler ki, veliyullah, sırrı ortaya çıktığı anda riya sebebiyle kerametinin de biteceği korkusuyla ortalıktan kaybolur.
Takva ehli ecrini sadece Allah'tan beklerse gerçek takvaya sahip demektir. Kuldan karşılık bekleyen takva ehli nasıl olur.
Hakiki bir mümin dünya nimetlerini mi ukba nimetlerini mi tercih edendir.
Cennete inanan dünya malını neyler ki.
Cehenneme gerçekten inanan dünya zulmünden neden korkar ki.
Böyle bir imana önce bizim tebliğcilerimiz sahip olacaklar.
İbadet ve taatlerinin karşılığını kuldan değil, haktealadan isteyecek ve bekleyecekler.
Tebliğci yetiştiren kurumlarımız da öğrencilere ilk olarak hakka mı kula mı hizmet edeceksiniz diye soracak, hakka kulluğun önemini anlatacak, Gerçekten Allah'a kulluk yapmak isteyenlerle yollarına devam edeceklerdir.
Çok iyi hafız yetiştirdikten sonra bu kardeşimiz mevlitanlık yapıp, bin dolarlarla oradan oraya gitmeye başlıyorsa, ondan tebliğci olmaz, tüccar olur.
Tüccarlık eden sorgulanır.
Ticaretin olduğu yerde dünyevi kazanç vardır,
Hizmetin olduğu yerde uhrevi kazanç vardır.
Bizler tebliğci yetiştirmek istiyorsak, uhrevi kazançtan yana olanlarla yolumuza devam etmeliyiz.
Adam tüccarlık yapacaksa bu vatandaş kendi çoluk çocuğunun rızkından ayırıp da niye bu tüccar adaylarına hizmet etsin ki.
Allah dinini ticarete alet edenlerden etmesin hiçbirimizi.
Allah dinini parayla değiştirenlerden etmesin hiçbirimizi.
Allah sadee kendi rızası için çalışan, çalıştığının karşılığını sadece Allah'tan bekleyen ve isteyenlerden eylesin hepimizi.
Rızkı temin başka bir şey, Allah yolunda hizmet etmek başka bir şeydir.
Hizmet kurumlarımız mutlaka bu konularda hassas olmalıdırlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi