GÖÇ BAKANLIĞI KURULMALIDIR 2

Türkiye'nin dikkati sadece DIŞ GÖÇMENLERE çekilmekteyken diğer bir sorun da İÇ GÖÇLER KONUSUDUR.
İç göçlerle doğudan batıdaki para hareketinin çok olduğu sanayi ve turizm merkezlerine kolayca gelen ve oralarda mafyalaşan bir yapı vardır. Bunların büyük ekseriyeti PKK ile ilişkilidir.
Bunları tespit eden emniyet, onlarla mücadele eden hukuk kanuni desteklerden mahrumdur.
İç ve dış göçlerle demografik yapımız hızla değiştirilmekte, önce zengin beldelerimiz mafyalar eşliğinde işgal edilmekte, sonra da para kaynakları bu mafyaların eline geçmektedir.
Bu tehlikeli işgale karşı tedbirler alınmalıdır..
Dikkat ederseniz dış göçe karşı en büyük tepkiyi PKK ve yandaşları karşı çıkmakta ve Türkiye kamuoyunu harekete geçirmeye çalışmaktadır.
İşte tam bu noktada dış göçe karşı alınan tedbirlerin içine iç göçleri de katarak şehirlerin demografik yapısının PKK destekli oluşumlara terk edilmemesi gerekir.
Türk ekonomisine ciddi katkılar verecek yapıda bir başka göç de vardır. Afrika'dan okumaya gelen bir kitle vardır.
Batı ülkelerinden daha huzurlu bir hayat amacıyla sahil kentlerimize gelip orada yaşamaya başlayan aileler de vardır.
Alınacak tedbirlerde bunlar da dikkate alınmalıdır.
GÖÇE KARŞI OLMAK BAŞKA, GÖÇÜ KONTROL ATINA ALMAK BAŞKADIR
Türkiye bugüne kadar uyguladığı göçmen politikasıyla dünya kamuoyunda çok büyük bir itibar ve güven kazanmıştır.
Bunu ağır tedbirlerle tersine çevirmemesi emeklerin boşa gitmesine sebep olacaktır.
Öyle bir planlama ve tedbir uygulayabilmeliyiz ki,
göçmenleri biz sınır bölgelerimizde tutabilmeliyiz.
Tamamını kayıt altına almalıyız.
Buralarda tuttuğumuz göçmenler için yine o bölgede yaşam alanları ve üretim tesisleri açabilmeliyiz.
Buradakiler arasından ülke genelinde ekonomimize katkıda bulunabilecek olanlar için ülke içinde talepte bulunularak kontrollü bir şekilde iş hayatımıza adapte edebilmeliyiz.
Kimse ne içeriden ne dışarıdan elini kolunu sallayarak İstanbul'un Ankara'nın, İzmir'in, Bodrum'un, Antalya'nın, Didim'in, Kuşadası'nın göbeğine gelememelidir.
İllaki bir yere yerleştirilecekse PKK'nın etkin olduğu şehirlerin yanı başlarına kurulacak göçmen sığınma şehirlerine yerleştirilmelidir. Böylece PKK'nın yıkıcı etkileri devlet kontrolünde notrize edilmelidir. Devlet kontrolünde diyorum, eğer devlet kontrolü dışına çıkılırsa bir zaman sonra PKK ile işbirliğine de gidilebilir, bu da tehlikeyi büyütür.
Tüm bunlar için muhtarlığın tespitleri ve şimdiki deport politikalı hukukumuz yeterli değildir.
Bir zamanlar okullar arası nakil için adres değişikliği yapanların nüfus müdürlüğü ve emniyet işbirliği sonucunda evlerin kontrol edilerek cezaların yazıldığını biliyoruz. Bunu yapanların Almanya'daki gibi evlerde yaşayanların tamamını kayıt altına alarak göçmenlerin istediği yerleri mekan tutmasına fırsat verilmemelidir.
PKK tahrikli muhalefetin ısrarla Suriyeli göçmenlerin Suriye'ye sürülmesinin akıl mantıkla alakası yoktur.
Bunları davul zurnayla nasıl yollayacaksın?
Suriye'de merhametsiz, haksızlık ve hukuksuzluk üzerine oturtulmuş iki askeri dikta yönetimi vardır.
Bunu yapmak için bir yakalama, kelepçeleme ve arabalara doldurup Suriye sınırının ötesine atma mı yapacaksın?
Bu insanlar ölüme ve sıtmaya gönüllü nasıl gideceklerdir?
Bu yollama esnasında oluşacak görüntülerin dünya kamuoyunda ve İslam coğrafyasında nasıl bir tepkilere yol açacağını tahmin etmek zor mu?
Bu tepkiyi körükleyen PKK kendine rakip olacak bu kitleyi bertaraf etme hedefinde olduğunu göremiyor muyuz?
Zoraki Suriye'ye gönderilenleri orada PKK'nın asker edip tekrar Türkiye'ye saldırılarda kullanmayacağının garantisi nedir?
Çaresizlik içine girmiş bu kitle ölmemek için oradaki hakim yönetime hizmet etmeye başlayacağını ve onların insan kaynaklarını güçlendireceğini tahmin etmek zor mu?
Türkiye bu göçü avantaja dönüştürecek planlamalar yapmak zorundadır.
Sorun kontrolsüzlüktür.
Türkiye'ye gelenlerin vasıflı olanlarını uygun pozisyonlarda değerlendirmek, vasıfsız olanlarını da bizim insanlarımızın yapmadığı işlerde istihdam etmek, bunların çocukları için özel bir eğitim ile ülkemizle entegrasyonunu sağlamak geleceğimizin genç nüfusunu takviye etmek doğrultusunda planlamalar yapmak en akıllıca politikalar olacaktır.
Türkiye'de en ağır işleri bu göçmenler yapmaktadır.
Onları kovmak, bu işlerin durmasına sebep olmaktır.
Besicilikte, tekstilde, bakım işlerinde bunlar kontrolsüz bir şekilde harıl harıl çalışmaktadırlar.
Bu insanların kovulması bu sektör işletmelerinin iflasını getirir.
kovmak yerine hukuki bir statü getirmek daha akıllıca olacaktır.
NOT: 3-3,5 milyonluk Ermenistan'dan Türkiye'ye gelerek yaşlı bakım sektöründe, ev işlerinde, yardımcılıkta çalışan 0,5-1 milyon arası Ermenistan vatandaşını neden kimse konuşmuyor dersiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi