KÜRESEL AÇLIK VE ZEVUL’UN OYMAĞINDAN ‘ELON’

Nietzsche'nin insanın en çok korktuğu şeyleri yiyerek kendisi ve korkularıyla yüzleşmesine dayanan bir ‘felsefi diyeti’ varmış! Onun bu diyeti hakkında pek de teferruatlı bilgiye sahip değilim… Fakat tarih boyunca filozofların yemek ile ilgili çeşitli fikirler serdettiklerini biliriz.

Mesela Pisagor, hayvanları “ruhsuz, hissiz, acı duymayan birer otomat” olarak gören Descartes’ten farklı olarak, “insanlar gibi hayvanların da ruhu var” diyerek et yemeyi reddetmişti.

Faydacılık kuramının “ilk babası” ve bugünkü dijital gözetlemeci kapitalist sömürü düzenine esin kaynağı olan “panopticon” adlı hapishane projesinin sahibi Bentham da “et tüketiminin insanı “ahlaki” açıdan endişe verici sonuçlara götüreceğini ifade etmiş.

Bu konuda en çarpıcı yaklaşım Sokrates ile Aristo gibi felsefenin iki dağı arasında bereketli bir ova olarak duran Platon’unki bence… Sanatı devletten kovan, insanın mutluluğu ve erdemli bir hayatı savunan, bilgiyi merkeze koyarak dindar olmayı “bilmeye”, “iyi olmaya” dayandıran filozof, et yemenin insanlığı “sürdürülemez” bir duruma sürükleyeceğini dile getirmiş…

Antik çağdan bugüne kadar kendisinden sonraki tüm filozofları etkilemiş ve etkilemeye devam etmekte olan Platon “et yemenin sürdürülemezliğinden” söz ederken yaklaşık 2 bin 400 yıl önceden bugün içinde bulunduğumuz ‘Dijital Gözetim Kapitalizmi’ çağındaki gıda krizini görmüş.

Küresel aldatıcıların “Bu iş atadan dededen kalma yöntemlerle olmaz, bilimsel ve modern tarım yapmalı” diyerek uyguladıkları “endüstriyel tarım” marifetiyle yapmakta oldukları kimyasallı, hormonlu, zehirli, GDO’lu tarım ürünleri, sahte et (biftek, domuz, piliç, karides, hamburger, kıyma vs) yani ‘gerçek olmayan/bâtıl’ gıda üretiminin ve adaletsiz dağılım ile yüzde 40’lara varan israfın yol açtığı “küresel açlık krizi” Platon’un öngörüsünü doğruluyor.

Yaklaşık bir milyar insanın aç olduğu, ironik bir şekilde bir o kadar hatta daha fazla insanın aşırı kilo sorunları yaşadığı dünyadaki “açlık krizi” aslında uzun zamandır var fakat The Economist dergisinin kapağına taşımasıyla konu “kasıtlı olarak” tartışmaya açıldı. Zaten “The Economist” dergisi bir konuyu “irdeliyorsa” orada küresel aldatıcıların bir oyunu var demektir!

Dergi irdelediği açlık krizinin tüm suçunu Rusya -Ukrayna “tuhaf” savasını yıllardır kızıştıran hatta Ukrayna’ya 50 milyar dolar silah sevk eden ABD ile NATO güçlerini gözardı ederek Putin’e atıyor. Oysa gerçek şu ki “dünyanın başlıca mısır, arpa, ayçiçeği ve buğday üreticisi” olan bu iki ülke arasındaki savaşın “amaçlarından biri” zaten “gıda krizi” çıkarmaktı!

Rusya-Ukrayna “tuhaf” savasının başlattığı gıda krizinden en çok ve hemen etkilenen ülkelerin buğday vs ihtiyacını büyük ölçüde bu iki ülkeden karşılayan Türkiye, İran, Mısır, Pakistan, Bangladeş, Yemen, Libya, Lübnan ve Tunus olmasının “ayrıca manidar” olduğunu da unutmamak gerekir.

Bunun yanında başta ABD olmak üzere zengin ülkeler, krizden hemen ve doğrudan etkilenen fakir ülkelerin açlığını “isteseler” tıka basa dolu silolarından uygun fiyatlarla kolayca sonlandırabilecekken onlar ellerini ovuşturuyor, çünkü gıda fiyatlarının yüksekliği bu ülkelerin, zehirli tarım ilacı, gübreyi ve tohumu üreten 10 “endüstriyel tarım” şirketlerinin işine yarıyor.

Yazıma başlarken, birilerince Elon Musk’a yöneltilen “senin servetinin minicik bir kısmı ile dünyadaki açlık bitirilebilir” cümlesi ve Elon Musk’ın cevabı hakkında bir şeyler söyleyip bitirmek vardı aklımda... Fakat açlık ve gıda krizinin her şekilde müsebbibi olan bu 10 şirketten bahsederken Hristiyanların Eski Ahit dediği Yahudiliğin kutsal metinlerinden Tanak’ın hakimler kitabından 12. Bölüm geldi her nedense birden hatırıma!

Bol kanlı, savaşlı, ölümlü, öldürmeli bu bölümde “henüz bir krallık olmadan önce” İsrail'i yöneten 11 hakimin hikâyesi anlatılır. 10’uncu hakimden sonraki 11. hakimden bahsedilen oradan bir cümle ile bitireyim:

“Ondan sonra İsrail'in başına Zevul’un oymağından Elon geçti. Elon İsrail'i on yıl yönetti.” 

…….

MEHMET AKTAŞGiL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aktaşgil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.

01

Antonius - Tebrikler Mehmet abi, şahane yazı olmuş. Yaptığın okumaların (bu konuda) imbikten süzülmüş hali gibi duruyor. Metin kabına sığmamış, yüzyüze konuşsan alatsan daha fazla bu konuda söyleceğin şey varmış hissi uyandırıyor.

Yaptığın en önemli atıf bence; tüm pozitif bilimlerin atasının felsefe olduğunu hatırlatman. Felsefe bilmeyen ya da özümsemeyen bilim adamlarının elinde dünya elbette bu hale gelir. Böyle bir atıfla başlaman çok kıymetli. En yakın zamanda görüşmek üzere. Selamlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 20:55


Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi

Anket Sizce Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?