BEYİN GÖNÜL FIRTINASI - İTTİHAT…

Yakın tarihimize, Osmanlının yıkılışına göz attığımızda her ne kadar olaylara ihtiyat ile yaklaşsak da insanların birbirine olan itimadının dibe vurduğunu görebiliriz… Milletimize ittihat (birlik kurma, bir olma, birlik oluşturma, birleşme) ve terakki (ilerleme, yükselme, gelişme) denilerek; istiklâl, istikbal ve ikbâlimizin yok edilmeye çalışıldığını anlayabiliriz… İttihattın, terk (ayrılık); terakkinin, tedenni (aşağılara inmek, alçalmak, düşmek) hâline geldiği hengâme (gürültü patırtı, karışıklık, kavga)… Neticede irtikâp (kötülük etme, rüşvet alma, yiyicilik) ve teaddi (hukuksuzluk, kuralsızlık, haksızlık) yaptılar… Osmanlının yıkılma sürecinde, İttihat ve Terakki'nin lideri Enver Paşa memleketi terk ederken Talat Paşa'ya şu itirafta bulunmuş: “Sultan Abdülhamid'i hâl' etmekle hayatımızın en büyük hatasını işledik. Kendisini çok yanlış anlamışız.”… Hâl’ kararını tebliğe gelen heyet üyelerine (Ermeni Aram Efendi, Laz Arif Hikmet, Selanik mebusu Yahudi Emanuel Karasu ve Draç mebusu Arnavut Esad Toptani)’ye Abdülhamid Han’ın verdiği cevap: “Ben 33 sene millet ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Bu memleketi nasıl buldumsa, öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır… Bu memleketi benden sonra 10 sene idare etsinler, 100 sene idare etmiş sayacağım.”… Abdülhamid Han, 10 Şubat 1918'de İstanbul’da (Beylerbeyi Sarayında) hayatını kaybeder… Netice vahimdir… 27 Nisan 1909 ile Osmanlı'nın teslim olduğu 31 Ekim 1918 arasında sadece 9,5 yıl süre geçmiştir…
Tarih tekerrür mü ediyor? Aynı söylem terennüm edilmekte, dile pelesenk edilmekte… Söylem geçmişte ‘Kızıl Sultan gitsin’, ‘İttihat ve terakki’ idi… Şimdiki söylemler: ‘Tek adam gitsin.’, ‘Türkiyenin gelişmesi için zaman birlik zamanı’… ‘Her şey güzel olacak’… Yeter ki emperyalistlerin isteklerine 'evet’ demeyen, dikleşmeyen ancak dik duran, ‘dünya beşten büyüktür’ diyen, ‘Tek Millet, Tek Devlet, Tek Vatan ve Tek Bayrak’ diyen gitsin… Mesele memleket meselesi, beka meselesi… Dünyanın pandemi sonrası durumu mâlum… Devletin birliği ve bekası her türlü siyasi angajmanın/bağlantının önünde olmalı… Millî birlik, dirlik ve beraberliğimiz her türlü çıkarın üstünde tutulmalı… Türkiye’nin güçlü olmasını istemeyenler tarafından aynı büyük oyun zaman zaman sahnelenmeye çalışılmakta… Farkı fark etmek, farkındalık oluşturmak, fikir çilesi çekerek olur… Farklı kulvarlarda olmamız, farklı düşünmememiz, demokrasinin gereği ve saygı duyulması gereken zenginlik elbette… Farklılıklarımız, ayrışmamıza değil; birliğimize-dirliğimize güç vermeli…
Hep aynı terâne (nağme/ezgi, çok yinelenen, boş olduğu için usanç veren söz)… Dış mihraklar ve içimizdeki işbirlikçileri tarafından aynı sloganlar ısıtılıp ısıtıp sürülmeye devam edilmekte... Ne dediler? ‘tamam’ dediler… Kim gitti? 2. Abdülhamit gitti… Menderes gitti… Özal gitti… Millete sormadan Millet adına karar verdiler… Dönüp bir bakılsa yakın geçmişe, görülecek ne denli düşülmüş yeise… Kuyruklar… Enflasyon… Anarşi/terör… Dert belli, derman belli… Yatırımlar belli, yapılanlar belli… Kazanımlar belli… Geldiğimiz nokta belli… Bardağın boş tarafına değil, bardağın dolu tarafına bakalım… Kusurları, eksikleri ve eksileri görmek kolay; mühim olan kazanımları, artıları görebilmek… Akl-ı selim ile karar verilmeli… Yaş ile kuru, iyi ile kötü birbirine karıştırıldığı zaman hakkı tutanı anlamanın yolu, Devlet ve Milletimizin istiklâlini ve istikbalini yok etmek isteyen dâhili ve harici şer odaklarının söylemlerine bakmaktır… Bu, bizi hak ehline götürür... Bu, bizim alnımızın ak, yüreğimizin pak olmasına sebeptir… Bu da adaletle, sürdürülebilir kalkınmayla, millî duruşla ve millî hareketle mümkün…
Egemenliğimizi yitirdiğimiz, akıllarımızı kiraya verdiğimiz gün başka toplumlara bağımlı hâle geliriz; bağımsızlığımızı kaybederiz... Ailemize, devletimize, milletimize, vatanımıza olan aidiyetimizin ve sorumluluğumuzun bilincinde olursak; millî duruşumuzla ve mensubiyetimizle dünyadaki bütün zorlukları yenebiliriz; hep birlikte tek yumruk olabiliriz; millî dirlik-birlik-beraberlik ve demokrasi için mücadele edebiliriz… Selam, sevgi ve saygılarımla.

Muzaffer Çeven

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi

Anket Sizce Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?