TÜRKİYENİN NEFESİNİ KESMEYE ÇALIŞMAK

Bir odak var. Türkiye’nin menfaatine olan her konuda aleyhte kampanya başlatan.
Sığınmacı ve mülteci konusunu konuşacağım.
Ülkemize önce Afganistan’dan, sonra ıraktan, en son olarak Suriye’den gelen sığınmacı ve mülteciler var.
Bunların çoğu Türkiye’de yaşamak için geliyorlar.
Afrika’dan gelenlerin çoğu Avrupa’ya geçmek orada yaşamak istiyor ama Afganistan, ırak ve Suriye’den gelenlerin çoğu Türkiye’de kalmak için geliyor.
Bundan ayrı olarak da Kafkaslardan Türki cumhuriyetlerden Türkiye’ye çalışmak için gelenler var ve onların da çoğu Türkiye’de kalmak istiyorlar.
Bu göç tarih boyunca olagelmiştir.
Zor coğrafyalarda yaşayanlar nüfus olarak hızlı artıyorlar. Çünkü, oralarda yaşamak için insan gücüne ihtiyaçları çok. Ama coğrafya bu insanları doyuramıyor.
Bu durumda insanlar ekmek derdiyle nüfus yoğunluğu az olan bölgelere göç ediyorlar.
Göç ettikleri yerlerde zor işleri yapan insanlar olmayınca, bu işleri bu göçmenler yapmaya başlıyorlar. Neticede o bölgenin zor işini yapan fertleri haline geliyorlar.
Almanya’ya giden Türk işçilerimiz orada zor işlerde çalışarak alman ekonomisine katkı verdiler.
Ülkemizde köyden kente göç teşvik edildi.
Çünkü şehirlerde ağır işleri yapacak insan bulmakta zorlanılıyordu.
Şehirlerin zor işlerini köyden gelenler yapmaya başladılar.
Sonra köyden gelenler de şehirli karakterine büründüler.
Bu sefer de uzak şehirlerden göçler başladı.
Doğuda zor şartlarda yaşayanların bir kısmı batıya gelerek oradaki zor işleri yapmaya başladılar.
Bugün ise onlar da şehirli sınıfına dahil oldular ve zor işleri bıraktılar.
Bu zor işleri yapacak insanlar azaldı.
Hizmetlerde ve üretimde sıkıntılar başladı
İşte ülkemize dışardan gelenler bu boşluğu doldurmakta değerlendiriliyorlar.
Daha açık konuşalım.
Besicilik sektöründe çalışacak eleman bulunmuyor.
Bu alanda çoğunluk Afganlı ve bir kısım da Suriyeli kardeşlerimiz çalışıyorlar.
İnşaat sektöründe işçi bulmak zorlaştı. Bu sıkıntı Suriyelilerle gideriliyor.
Tekstil sektöründe, meyvecilik, tarım sektöründe önemli bir işgücü açığını Afgan ve Suriyeli kardeşlerimiz kapatıyor.
İstismarcılar diyor ki, "bizim işlerimizi onlar kapıyor, biz işsiz kalıyoruz".
Dışarıya çıkın, işletmecilerle görüşün. Çalışmak isteyen kaç yerli insanımız var bu zor alanlarda, sorun.
Maalesef yerli insanımız kolay işlerde çalışmak istiyor, kucak dolusu parada verseniz zor işlerde çalışmak isteyen bulunmuyor.
Eğer bu göçmen ve sığınmacı insanlar olmasa, bu zor işleri yapacak insan bulunmayacak ve bu sektörler krize girecektir.
En basiti besicilik et ve süt sektörünü düşünelim. Bu sektör ilk batan olacaktır. Inşaat sektöründeki işçilik maliyetleri iki katına çıkacaktır.
Bu gönüllü göçmenler olmasa Bangladeş’ten işçi getirmek zorunda kalınabilir.
Bu göç Türkiye için büyük bir fırsata dönüşmüştür.
Aslında biz bu insanları geri göndermeyi düşünmek yerine, içeride nasıl tutabiliriz konusunda çalışmalar yapmamız gerekir.
Onların sosyal güvenceleri konusunda adil bir sistem oluşturmalıyız. Bugün fırsatçılık yapıyor gibiyiz. Onların emeğini sömürüyor gibiyiz. Onların zor durumlarından istifade ediyor gibiyiz. bu da doğru değil. Bir "göçmen ve sığınmacı statüsü" oluşturup, onların sosyal haklarını da vermemiz gerekir.
Buraya kadar yazdığımız üretim anlamında göçmenlerin katkısıydı.
Olayın bir de DEMOGRAFİK etkisi var.
Türkiye ve batı insanının doğum oranı düşük. Dolayısı ile nüfus artış hızı yavaş.
Ülkemiz içinde bu durum bölgesel farklılıklar oluşturuyor.
Doğuda artış yüksek, batıda düşük.
Doğu insanımızın etnik yapısında Kürt ağırlığı var.
PKK da bu etnik yapıyı istismar edip, buradan güç almaya çalışıyor.
batılı ülkeler de PKK’nın etkili olması için her türlü desteği veriyorlar.
batının derdi Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak.
bunu da PKK ya ihale etmiş durumdalar.
PKK da Kürt tabanından güç devşirmeye çalışıyor.
PKK için kağıt nüfusun çoğunluğu ve yaygınlığı bulunmaz fırsat.
Türkiye için ise hiç bir etnik grubun diğer gruplar üzerinde tahakküm kurmaması gerekir.
Bu anlamda en büyük tehlike PKK’nın konsolide ettiği bir kısım Kürt unsur.
İşte Afganistan’dan gelenler, ırak ve Suriye’den gelenler bu demografik dengeyi PKK aleyhine çevirebilecek potansiyele sahipler.
Kafkaslardan, türkü cumhuriyetlerden, Afganistan’dan gelenlerin hepsi Türkiye ile kolayca entegre olabiliyor ve ayrılıkçılık rüzgarına kapılmıyorlar. tam tersi ayrılıkçılara karşı set olabiliyorlar.
Bu ise PKK ve destekçilerinin işine gelmiyor.
Benim saf Anadolulum da PKK’nın göçmen düşmanlığı kampanyasına katkıda bulunabiliyor.
Adeta kasabına bıçak taşıyor.
....
Türkiye’nin Türki cumhuriyetlerden gelenlere çifte vatandaşlık ve sığınmacılık hakkını resmen vermesi kendi lehinedir.
Türkiye Osmanlı hinterlandında yaşayan herkese ikinci (çifte) vatandaşlık hakkı vermesi küresel bir güç olma yolunda büyük katkı verecektir.
Gelen insandan korkmayın.
Gelen insanı değerlendirememekten korkun.
Bu insanlar sahipsiz kalırsa onlar da PKK benzeri hain oluşumların tuzaklarına düşebilir.
Devlet aklı bu sorunlara pozitif çözümler üretebilmelidir.
Cahil kafalar "istemezük, kovacağız" diyebilirler.
Elindeki hazineyi sokağa atmak ancak aptalların işi olsa gerektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi

Anket Sizce Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?