BEYİN GÖNÜL FIRTINASI - FİKİR ZİKİR ŞÜKÜR

Fikir olmadan ne zikir ne şükür mümkün… Aklımızı kullanmadan neyi anlayabiliriz ve algılayabiliriz ki? Tefekkür etmek… Fikretmek/düşünmek… Evreni ve içindekileri bir kitap gibi okuyabilmek, düşünebilmek… Fikir olunca, zikir olur… Zikir, anmak, hatırlamak, yâd etmek anlamında… Hakk’ı zikretmek… Zikredince, şükredilir… Şükür, hamd, medih… Hamd etmek, teşekkür etmek… Medih, övgüden, takdirden kaynaklanan teşekkür... Hamd, övmek, yüceltmek, methetmek, sena etmek demek… Şükür, medihle ve takdirle yapılan teşekkür… “O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).” (Mü'min Suresi, 67. Ayet)… Akıl sahibi olmak, düşünebilmek, insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli fark… Fikirdir, eşyanın sırrını okuyabilmek… Zikirdir, Hakk’ın adıyla başlayabilmek… Şükürdür, Hakk’a teşekkür…
“Fikir olmayan kafada, küfür olur.” (Neyzen Tevfik)… Muhatabımızı, eşimizi, dostumuzu fikrimizle ikna etmeliyiz… İletişimsizlik; sevgi ve saygıyı katletmektir, demagoji/lafebeliği/lafazanlık yapmaktır, küfre meyletmektir… Ekmeğimizi, aşımızı, yorganımızı, hayatımızı paylaştıklarımızla fikredelim, zikredelim ve şükredelim… Necip Fazıl Kısakürek’e sormuşlar “Kırılan kalp yine sever mi?” "Evet" demiş. Yine sormuşlar: “Siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?” Cevap vermiş: “Peki sen hiç bardak kırıldı diye su içmekten vazgeçtin mi?”… Hayat kredimizi iyi ve anlamlı kullanmadan, uzun süre yaşasak ne yazar? Hayatımızın hep mutlu geçmesi ne mümkün? Hayâlini kuracak ve düşünecek neyimiz kalırdı o zaman? ‘Suyun başında durmak ve su akarken testiyi doldurmak’ tamam… Kirli suyu testiye doldurmak ise akıllara zarar… Su akarken, su ile günde beş defa elini-kolunu-yüzünü-başını-ayağını yıkamamak, akıl tutulması… Bu, fikretmemek, zikretmemek, şükretmemek… Bütün mesele cebi-keseyi-mideyi doldurmak… Parasızlık geçici bir engel, lâkin fikirsizlik, zikirsizlik ve şükürsüzlük, kalıcı bir engel… Mühim olan midemizle değil, beynimizle düşünmemiz; gönlümüzle, dilimizle zikretmemiz ve şükretmemiz… Hazırdan, kasadan, şuradan buradan doldurulan cepten ve kişilikten harcamak, fâcia… Harcadıkça harcanılan bir hayatta fikir-zikir şükür fukarası olmak, ne kötü… İyi ve güzel olan bir örnek verelim ve başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim: Japonya’da bir otelde oda kiraladığınızda, müslüman iseniz size bir Kur'an, bir seccade ve sizi Tokyo'daki tek camiye yönlendiren bir harita veriyorlar… Biz ne veriyoruz ve ne alıyoruz? Sadece hâlimize mi şükrediyoruz? Fikretmeden ve zikretmeden yapılan şükür… Böylesi şükür, insan dışındaki varlıklarda var zaten… Farkımız olmalı; farkındalık olmalı…
Bir kıssa: Oğlunun, evlendikten sonra güzel davranışlar göstermeye başlaması sebebiyle, damadın annesi, gelinine teşekkür eder… “… Sen otuz günde başardın, ben otuz yılda başaramadım. Aslında mesele ‘taş ve hazine’ meselesi gibidir.” der. Taş ve Hazine: “Yolda insanların geçişini engelleyen büyük bir taş vardır. Bir adam büyük taşı kırmaya gönüllü olur... Adam büyük taşa baltayla 99 kez vurur, kıramaz ve yorulur... Yoldan geçen birinden kendisine yardımcı olmasını ister... Adam baltayı alır ve büyük taşı bir vuruşta kırar… Taşın altında bir torba içinde 100 altın vardır. 100. vuruşu yapan adam altınları sahiplenir; yorulan adama altın vermez. İki adam kadıya başvururlar… Kadı, torbadaki 99 altını ilk 99 vuruşu yapana, 1 altını da son vuruşu yapana verir. ‘99 vuruş olmasaydı, taş yüzüncü vuruşta kırılmazdı.’ diye kararını açıklar.”… Kıssadan alacağımız çok ders var… Yeterki fikredelim, zikredelim ve şükredelim… Bu minval üzerine Yoksullara Yardım Haftasını (12-18 Aralık), Dünya Kooperatifçilik Gününü (21 Aralık) ve Verimlilik Haftasını (21-27 Aralık) idrak edelim… Nasıl mı? Sahip olduklarımızı paylaşarak, üreterek ve israf etmeyerek, yardımlaşarak ve hazırdakini değil ürettiğimizi tüketerek…
“Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not! Dünya beş para etmiyor.” (Necip Fazıl KISAKÜREK)… “Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyorlar.” (İmam-ı Gazali)… Söze, noktalı sopa (ünlem) koyalım! Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi

Anket Sizce Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
Tüm anketler