ANALİSTİN DİVANINA UZANMIŞ NEVROTİKLER

Küresel kapitalizm ‘sürdürülebilir sömürü’ için; ‘haklar, hümanizm ve bilimsel yöntem’ sahtekârlıkları ile geleneksel kodları yıkarak, biyopsikososyal yapıya müdahale etmek suretiyle insanlığa ‘post travmatik’ bir gelecek dayatmakta. Dayatılan bu gelecekte; geçmişteki travmaları nedeniyle uzandığı ‘zihninin’ ve ‘analistinin’ yatağından çıkamayan ‘nevrotik insan’ ile bir otobanda durmaksızın ilerleyen otomobilin camından görülüp, dokunulamayan, sürekli olarak kayıp giden ‘doğa’ var.
Nevrotik insan; tıpkı o otobandaki -bir başkasının yalnızca kendi hedefine ulaşmak doğrultusunda kullandığı- otomobilin içinde ‘sadece oturan’ ve ‘camdan gördüğü doğaya dokunamayan’ kişi gibi. Oysa insan için yaşam tarzı onu mutluluğa götüren yoldur ve insan bu yolu onu mutlu kıldığı için seçer. Bir yol onu mutluluğa ulaştırmıyorsa insanın o yoldan hemen uzaklaşması, başka bir yola girmesi gerekir… Ama nedense insan bunu yapamaz!
Nedir istemeden yaşadığımız bu hayatlara bizi tutsak eden?


Tıpkı Spinoza’nın felsefesindeki “İnsanı tutsak eden, önyargıları ve yanlış düşünceleri ortaya çıkaran kederli tutkulardan nasıl kurtulunur? Doğanın ya da Tanrı'nın mükemmelliğini görmek ve bunun insanı ulaştıracağı mutluluk için nasıl bir yaşam ve düşünme biçimi gereklidir?” gibi birçok düşünürün kafasını kurcalamış sorulardan bir soru!

Senin de kafanı kurcalamıyor mu? İlle de filozof olmana gerek yok! Yaşamakta olduğun hayat seni mutluluğa götürmüyorsa bu yaşam tarzından neden uzaklaşamadığını, istemeden yaşadığın bu hayata neden tutsak olduğunu sen de düşünmüşsündür elbet! Ama nedense çıkamamışsındır işin içinden! Çıkamazsın… Çünkü “analistin divanına uzanmış nevrotikler” gibi cep telefonlarındaki sosyal medya yataklarından kalkamıyor/sun/uz!
İlk önce küresel teknoloji devlerinin yarattığı dijital hayatlardan dışarı atmalısınız kendinizi ki ‘yaşadığınız şizofreniyi’ fark edebilesiniz. Bir türlü doymak bilmeyen arzularınızı kullanarak “size egemen olan ve sizi suistimal eden şeyi arzulatan” sonra da “arzudan ihtiyaçlar üreterek” sizi aldatanın/bâtılın ‘temelsiz, çürük, boş hayatlar’ sunduğunu görebilesiniz!


Hem felsefeyi hem psikanalizi yeniden sorgulayarak, 68 kuşağının hemen öncesi ve hemen sonrası “entel” çevrelerde egemen olan çağdaş yobazlık biçimine bir karşı duruş olan Anti-Ödipus: Kapitalizm ve Şizofreni’nin ortak yazarları Deleuze ile Guattari'nin “Dışarıya yürüyüşe çıkan şizofren, analistin divanın uzanmış nevrotikten daha iyi bir modeldir…” sözlerini hatırlattıktan sonra… Nacizane şu tavsiyeyle bitirelim:
Bâtıl’ın günümüzdeki temsilcisi olarak karşımıza çıkan kapitalist sömürü düzeninin direksiyonunda olduğu, insan için sonu hiç de iyi olmayacak yere giden, ‘kayıp otobanda’ ilerleyen o otomobilden in! Dışarıya… Yürüyüşe çık! Ayakların yere bassın! Doğaya/Doğana dokun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aktaşgil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi