ONUR SAVAŞI

Yaşadığımız bir sahneyi anlatırken aklımızda kalan detaylara ne kadar güvenebiliriz? Onur Savaşı da tam da bu noktadan giriyor. Masum olduğunuz halde, insanların suçlayıcı bakışlarına hiç şahit oldunuz mu? Olsaydınız, nasıl davranırdınız? Kendinizin suçsuz olduğunu nasıl ispat edersiniz ya da eder miydiniz? Evet, film bizi birçok soruyla baş başa bırakıyor ve ben de bu sorularla başlamak istiyorum.
İskandinav sinemasını hep övmüşümdür, diğer yazılarımda da Danimarka sinemasından bahsetmiştim. Sinema sanatının büyülü dünyasını en çok keşfettiğim bir yer olduğu için içinden pek çıkmak istemiyorum açıkçası…
Gelelim Onur Savaşı ingilizce adı ile The Hunt olan Thomas Vinterberg'in yönetmenliğinde çekilmiş ve ödüllere de layık görülmüş filmimize… Filmde, Lucas ( Mads Mikkelsen) kreşte öğretmen olarak çalışmaktadır. Lucas’ın yakın arkadaşının kızı olan Klara, Lucas’ın çalıştığı kreşe gitmektedir ve Lucas’a karşı çocuksu bir aşk beslemektedir. Ergenlik dönemindeki abisi tarafından pornografik içerikler gösterilen Klara, bu görüntüleri ve Lucas’a duymuş olduğu yakınlık hislerini zihninde farklı şekilde kurgulayarak, Lucas’ın kendisini taciz ettiğini kreş müdürüne anlatır. Daha sonra bütün kasabaya yayılan bu olay Lucas’ın sorgusuz sualsiz tacizci olarak yaftalanmasına neden olur.
Küçük bir kasabada gerçekleşen bu olay, tüm insanların dikkatini çekmektedir ve herkes Lucas’ı suçlayıcı bakışlarıyla film boyunca izlerler. Ortaya bu yalan çıkmadan önce, gayet sıradan bir hayat süren Lucas, bir anda toplum tarafından düşman olarak yaftalanır.
Filmin adının The Hunt, av olması aslında film ile bağlantılı olarak işleniyor. Film, avcılık yapılan bir kasabada gerçekleşiyor ve avcılık geleneksel bir etkinlik olarak görülüyor. Soyut anlamda av olarak da Lucas seçiliyor. Ailesi gibi gördüğü tüm dostları ve kasabada yaşayan diğer insanlar tarafından en savunmasız halinde yakalanıyor. Onur Savaşı olarak çevrilmesi ise Lucas, haklılığını biliyor ve yaşadığı yeri terk etmiyor. Filmin sonundaki kilisedeki Lucas’ın bakışını unutmak imkansız…
Film, söylemek istedikleri bakımından gayet net bir film olarak tüm akıcılığı ile karşımıza çıkıyor. Bazen Lucas’a seslenmek istiyorsunuz, bazen de kasaba halkına dur demek istiyorsunuz. Lucas ise kendi savaşını ve onurunu kurtarmak için geri durmuyor.
Film, Lucas’ın çocuk tacizi suçlamaları ile gerçekleşen olaylar neticesinde izleyiciyi farklı bir bakış açısıyla bakmaya itiyor. Aslında olaylar öyle de olmayabilir dedirtebiliyor. Bu yönden çok başarılı bulduğumu itiraf etmek istiyorum. Farklı olanı düşündürüyor ve sorgulatıyor.
Değerlerimizi ve düşüncelerimizi yeniden gözden geçirmemiz konusunda ışık tutan bir film olarak hafızamızda kalacağını düşünüyorum. Özellikle günümüzde sosyal medya kullanıcıları tarafından suçlu olduğu henüz kanıtlanmamış biri hakkında birden herkes tarafından yapılan eleştiriler gibi Lucas da bu baskılara maruz kalıyor ve yaşadıkları hiç de yenilir yutulur cinsten olaylar değildir. Birini suçlarken, kitlenin etkisiyle suçlular suçsuz, masum kişiler de suçlu konumuna gelebilmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tansu Güneş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi