CİNSEL SUÇLARDA RIZA KAVRAMI

Bugün toplumun derin bir yarası olan ve istatistiklere göre de günden güne sayısı artan cinsel suçlara değineceğiz. Geçtiğimiz yıllarda Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan basın toplantısındaki açıklamalar doğrultusunda da yaşamış olduğumuz bu coğrafyada cinsel suçların oldukça sık işlendiği açığa çıkmıştı. Ancak elbette bu oranlar suçların yargıya taşınan kısmı. Peki, hiç açığa çıkmayan, ailesine korktuğu için anlatamayan ya da aslında suçun zaten aile içinde işlenmesi sebepleriyle bilinse de üstü örtülen gerçek suç oranlarını biliyor muyuz? Elbette gerçek suç oranları buz dağının görünmeyen yüzü olarak kalacak ancak en azından suçların yargıya taşınması hususunda toplum olarak ne kadar bilinçli olursak o kadar çözüm odaklı bu sürece katkıda bulunmuş oluruz. 
Kanunkoyucu cinsel yaklaşım ve ilişkilerde cinsel saikle birlikte mağdurun da rızası konusunda özel düzenlemeler yapmıştır. Hukukumuzda rıza kavramının teknik olarak geçerli kabul edilebilmesi kişinin yaşı ve somut olayın koşullarını algılayabilme yetisi üzerinden farklı kriterlere göre irdelenerek düzenlenmiştir. TCK’nın açık hükümleri gereğince 15 yaşından küçük çocuklar rıza vermeye ehil değillerdir ve bu doğrultudaki beyanları hukuki olarak rıza olarak adlandırılmaz ve geçerliliği yoktur. Bu doğrultuda mağdurun beyanının önemi eylemin boyutları, gerçekleşme şekli hususlarında olayın açığa çıkmasını sağlamasıdır. Suça konu cinsel eylemin açığa çıkması ile 15 yaşından küçük üzerinde gerçekleştiğinin de öğrenilmesi sonucunda bu suç şikayete tabi de olmadığından yetkili savcılık tarafından re’sen(şikayet aranmaksızın kendiliğinden) soruşturulacaktır.
Bununla birlikte en çok tartışma yaratan konu 15 – 18 yaş arasındaki çocukların cinsel eylemler yönünden rızasının geçerli olup olmadığı noktasındadır. Bu husus yasal mevzuat ve içtihatlara en çok yansıyan konudur. Çünkü bu yaş aralığındaki her çocuğun söz konusu fiilin anlam ve sonuçlarını algılama durumu aynı olmayabilir ve bu sebeple her somut olay kendi içinde ayrı değerlendirilecektir. Bu noktada bu yaş aralığındaki çocuk bahsi geçen fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabilecek düzeyde ve yetiye sahipse ancak o halde verdiği rıza hukuken geçerli ve teknik olarak da uygun bir rıza olarak kabul edilebilecektir. Eğer bu yaş aralığındaki çocuğun fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmediyse rıza adı altında verdiği bu beyanın yine bir anlamı kalmayacaktır ve hukuken geçersiz olan bu rıza sebebi ile suç oluşacaktır.
Yine bu noktada 15 yaşını tamamlayan çocuğun fiillerin anlam ve algılama yeteneği tam olarak gelişmiş olsa bile bu çocuklara karşı cebir-tehdit-hile ile gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışta da cinsel istismar suçu oluşacaktır. Ayrıca bu hususlarla birlikte cinsel eylem herhangi bir zorlama olmadan geçerli ve gerçek bir rızaya dayalı gerçekleşse bile reşit olmayan kişinin şikayeti halinde “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçu da gündeme gelecektir. Çünkü bu suçtaki temel unsur rıza olup olmadığı değildir, eylemin gerçekleştiği yönünde tereddüte yer yoksa rızanın bulunması bu suçun oluşmasının önüne geçemeyecektir.
Bu suçlarla ilgili bir diğer husus da şikayet hakkının bu yaş aralığında kişinin kendisi mi kanuni temsilcisi tarafından mı kullanılacağıdır. Çünkü bu süreçte şikayet olmasa bile soruşturma ve kovuşturma aşamaları devam edecek olsa da; mağdur ve müştekilere şikayetçi olup olmadıkları, katılma taleplerinin bulunup bulunmadığı sorulacaktır. Kişinin katılma talebinde bulunması hukuken duruşmalara katılma olarak değil, yargılama sonucunda alınan hükmü kanun yollarına götürebilme hakkını elde etmesi yönündeki hukuki kavramdır. İşte bu hususta 15 yaşından küçükler için bu iradeyi açıklamaya ehil kişiler kanuni temsilcileri olacaktır. Bu noktada kanuni temsilciler boşanmış olsalar ve ortak velayet hakkına sahip olsalar bile herhangi birinin şikayetçi olması veya katılma talebinde bulunması yeterli olacaktır. Yani bu doğrultuda aynı ve ortak bir iradeye sahip olmalarına gerek yoktur. Bu durum 15 yaşından büyük çocuklarda kişiye sıkı sıkıya bağlı hak kategorisinde olduğu için mağdur çocuğun kendi iradesine bırakılmaktadır. Bu noktada kanuni temsilcisi ile iradeler çelişiyorsa mağdur çocuğun iradesi üstün kılınacaktır. 
Cinsel suçlar ve rıza kavramının hukuki yönü bu şekildedir. Ancak toplum olarak üzerimize düşen öncelikle bu konuda bilinçlenerek suçun oluşmasının önüne geçmektir. Bunu yapabilmenin ilk ayağı da oluşan suçların açıklanabilmesi yönünde çocuklarımıza sağduyulu bir yaklaşımla sağlıklı iletişim kurarak korkmalarının ve çekinmelerinin önüne geçmektir. İlk başta aile içinde kendisini rahat hisseden ve açıklama yapabilen çocuklar başlarına gelen her türlü olayı anlatmak ve ailesinden yardım istemekten çekinmeyecektir ve farkındalıkları da artacaktır. Ardından bilinçli birer birey olarak da suçun yargıya taşınarak daha sonra yaşanması muhtemel olan yeni suçların önüne geçilmesi sağlanabilecektir. Toplumdaki suç oranlarının azalarak  mutlu bireyler olmamızın yolu her zaman toplumun en küçük yapı taşı olan aileden geçmektedir ve bu konuda herkes üzerinde düşen rolü yerine getirirse bir yerlerden başlamış olacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nergiz Soyfidan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler