MİRAS DAVALARINA GENEL BAKIŞ

Bugün toplumun en küçük yapı taşı olan aile kavramına değineceğiz. Miras davalarına genel olarak baktığımızda aile içinde yaşanan olaylar dosyalar arasına alınır ve kinler hırslar mal paylaşımı sırasında kendini gösteriverir. Kim haklı kim haksız tartışmalar başlar ve istatistiklere göre miras davaları başlamadan ya da başlamasıyla birlikte hemen arkasında savcılığa şikayetler darplar yaralamalar derken olaylar bir anda ceza hukukuna çevrilir. Ne denir ki; ölüm hak miras helal ancak işte ardından bu yaşananlar toplumun en küçük yapı taşı olan aileyi daha da parçalıyor ve kapanması güç yaralar açıyor.
Gelelim işin esasına. Bu davalar nasıl başlıyor, nasıl sonuçlanıyor, ne elde ediliyor? Öncelikle mirasçı olan bu kişiler anlaşamıyor ya da iletişimsizlikten bir araya gelemiyorlar gibi sebepler ile dava açmaya karar veriyorlar. Bu davaya ortaklığın giderilmesi eski adı ile izale-i şuyu denmektedir. Bu davayı mirasçılardan biri açabileceği gibi bir kısmı birleşerek diğerlerine ya da tek bir kişiye karşı da açabilmektedir.
Mirasçılar paylaşılmasını istedikleri malvarlıklarını belirterek mahkemeden paylaştırılma yapılmasını talep ederler. Ancak genelde asıl mesele taşınmazlar hususunda çıkar ve bunların da aynen paylaşılması pek mümkün olmadığından mahkeme satış yoluyla paylaştırma yönünde kararını vermektedir. Bu aşamada taraflar daha önce sözlü olarak anlaşma yaptıklarını genelde öne sürerler ancak bu iddialar mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Ortaklığa dahil olan kişiler her ne kadar dava sürecine bu şekilde itiraz ederek daha önce yapılan paylaşım yönünde bu ortaklığı gidermek istediklerini başka türlü yeni bir satışa gerek olmadığını ve bunu istemediklerini beyan etseler bile bu durum sonucu pek değiştirmeyecektir. Çünkü davanın reddedilmesi için ancak tüm mirasçıların bir arada olduğu ve yazılı bir şekilde anlaşmaya vararak imzaladıkları bir sözleşmenin olması şarttır. Ancak bu ihtimal çok da sık karşılaştığımız bir durum değildir. Çünkü her ne kadar aile içinde mirasçılar arasında fiili paylaşım durumuna çok sık rastlasak da aralarında buna dair geçerli şartlara sahip bir yazılı anlaşma yapmaya çok da gerek duyulmuyor. Yani elbette mirasçılar bir araya gelmiş bir karara varmış olabilir ancak bunu yazıya dökmedilerse veya dökülen bu yazıda hepsi bir arada bulunup imzalamadıysa maalesef ki söz uçmuş oluyor ve herhangi şekilde dava açıldığı zaman bu yerlerin satış yoluyla paylaştırılması sonucu ile karşı karşıya kalıyoruz. 
Bu noktada ortaya çıkan bir diğer sorun fiili anlaşmaya göre kullanımı gerçekleştirilen yerde bazı ek inşalar tadilatlar vb. masraf yapan kişinin bu masrafları meselesidir. İşte bu nokta da yeni bir davanın konusu olmaktadır. Bu yönde bir masraf yaparak yerin değerinin artmasını sağlayan ve kendi bireysel malvarlığından eksilme yapan kişi, bunun için “Muhdesatın aidiyeti” olarak adlandırılan davayı açmalıdır. Ortaklığın giderilmesi davasında da bunu öne sürerek mahkemeden açacağı “muhdesatın aidiyeti” davasını bekletici mesele yapmasını talep etmelidir. Mahkemenin bu talebi değerlendirip kabul etmesi halinde bu kişinin açtığı yeni dava görüldüğü süre boyunca ortaklığın giderilmesi davası sonuçlanmayacak, muhdesatın aidiyeti davasının sonucuna kadar ortaklığın giderilmesi davasında karar verme durumu ertelenecektir.
Ortaklığın giderilmesi davası satış kararı ile sonuçlandıktan sonra mahkeme dosyayı satış memurluğuna gönderecektir ve satış memurluğu bu yerler için yeni bir kıymet takdiri belirlemesi yaptırarak dosyada satış günü verecektir. Ancak bu satış günümüzde artık e satış olarak adlandırılmakta ve internet üzerinden verilen 1 hafta süre içinde olmaktadır. Bu noktada da mahkeme e satış üzerinden isteyen kişilerin ihaleye katılması için ilan vermektedir. Bu süreçte tüm mirasçılar ve teminatı yatırmak koşulu ile dava dışı kişiler de son ana kadar istediği bedeli teklif ederek ihaleye katılıp istediği yeri satın alabilmektedir. Ancak bu teklifleri kimin verdiği ihale sonlanana kadar görünmeyecektir, açık olan tek husus bu yerin bilgileri ve verilen son teklifin miktarı olacaktır. Bu şekilde yapılan satış sonucu ihaleye katılarak yeri satın alan kişiler mahkemenin mirasçılar adına açtığı hesaba 7 gün içinde bedeli yatıracaklardır. İşte bu sistematik süreçle malvarlığı mirasçılar arasında veya dava dışı kişilere satılarak paraya dönmesi suretiyle paylaştırılmış olacaktır. Ancak bir fiili anlaşma söz konusu ise ve bu durumu öne sürmek istiyorsanız hukuken geçerli şartlara sahip yazılı bir sözleşme yaparak elinizi güçlendireceğinizi ve bu davalar karşısında daha etkili bir söz hakkınızın olabileceğini unutmayın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nergiz Soyfidan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler