ERGEN, ERKEN…

Ergen (baliğ/bâliğ/bâliğa), yetişmiş, olgun yaşına gelmiş, aklı kemâl bulmuş, erişmiş, varmış… Ergen, akıl baliğ ve reşid olan her bir insan yaptıklarından sorumlu… Ceza ehliyeti; ergen ve ergin olan kişinin işlediği bir suça ilişkin kusur yeteneğine sahip olmasıyla alâkalı… Türk Ceza Kanunun 31/1 maddesi gereğince; suç işleyen 12 yaşını doldurmamış çocukların cezaî sorumlulukları yok… Ceza ehliyeti tam olanlar; 18 yaşından büyük ve aklî dengesi yerinde olanlar, ergen ve ergin olanlar… Ergenlik/bülûğ (adolesans, puberte), çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemi… Ergenlik, genel olarak kızlarda 10-14 yaş arasında ve erkeklerde 12-16 yaş arasında… Ergenlik, çocukluğun sona erdiği, olgunlaşmanın başladığı, evlenilecek yaşa gelinmesi… Ergenliğe giriş yaşı; genetik, ırkî, sosyoekonomik şartlar (çocuk yaşta evlendirme, ağır bedensel yük altında çalıştırılan çocuklar) ve iklim gibi faktörlere göre değişmekte… Ergenlikte fizikî olarak olgun olmak yeterli değil; esas olan, ergen de olunsa reşit olunması, rüşdün ispatlanması… Evlenecek yaşa gelmek, yasalarla belirlenmiş… Yasaları kendimize değil, kendimizi yasalara uyduralım! Kısaca, evlenecek yaşa gelmek için, ekonomik yeterliliğe sahip olup hem akıl baliğ olmak, reşid olmak hem ruhsal olgunluğa ermek gerek… Evlilik, çocukların diliyle ‘evcilik oyunu’ hâline getirilmemeli… Evlilik kurumu, kadim medeniyet değerlerimiz ile güçlü kılınmalı… Ergenlik dönemi arkadaşlık, flörtlük (evlenmeden önceki birliktelik, illegal evlilik) ile cinsel eşitlik ile aile yapımız zedelenmemeli…
Ergen, erken… Ergenin, erken donanımlı hâle gelmesi mümkün… Bu, eğitimle ve süreçlerin dolu dolu yaşanmasıyla alâkalı… Yasal ve sosyal açıdan ergen olmayan ve sorumluluk yükleyemeyeceğimiz bir bireyi, kadim medeniyet değerlerimizle yetiştirebilmek, en önemli meselemiz… İşimize geldiğinde, ülkemizin, çocuklarımızın ve gençlerimizin omuzlarında yükseleceğini söylemeyi; işimize gelmediğinde de ülkemizin geleceğinin çoluk çocuk eline bırakılmaması gerektiğini dillendirmek, ucuz ve basiretsiz yaklaşım… Donanımlı ve ilim-irfan-edeple yetiştirdiğimiz çocuklarımıza ve gençlerimize güvenmeliyiz… Tecrübe yaşlanarak değil, beyin-gönül fırtınasında yaşadıklarımızdan ders alarak, büyük düşünerek, araştırarak ve referansa dayalı iş yaparak elde edilir… Bazen 70’ine merdiven dayayan erişkin deneyimsiz olabilir… Bazen 17’sine ramak kalan çocuk-genç-ergen deneyimli olabilir…
Çoluk çocuğumuzu, ergenimizi her bakımdan bilgili ve donanımlı hâle getirebilmenin yolu, onların hem ruh hem beden eğitimine ve gelişimine önem vermektir… Okulöncesi eğitime, okuldaki eğitime, okul sonrası hizmetiçi eğitime, hayat boyu eğitime ve özellikle ailedeki eğitime önem vermekle bu başarılabilir… Ancak böyle, aile ve toplum yapımızın temeli sağlam olabilir… Bu yüzden, anne-baba eğitimi son derece önemli... Evlilik öncesi ve evlilik vetiresinde/sürecinde ebeveyn eğitimlerinin yapılması mühim… Çoluk çocuktaki, ergendeki değişimin ve gelişimin doğru olabilmesi, ana-baba eğitimine bağlı… Ne yapılmalı? “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.” (Hz. Ali)… Biri, İbn Haldun’a sorar: “Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?”. İbn Haldun’un cevabı: “Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir... Kendinizi terbiye edin yeter.”… Ergen, erken dönemlerde eğitilmeli ki, ergenin erişkin olduğunda istenilmeyen olumsuzluklar olmasın… Çocuklarımızı kendi ellerimizle ergen ve yetişkin olduklarında canavar hâline getirmeyelim… Çocuklarımızı kendi ellerimizle millî olmayan güçlere, dijital zehir platformuna yem etmeyelim… Çocuklarımızın özeline dokunmadan, ebeveyn şefkatiyle yüreklerimizle beyinlerimizle onlara sevgiyle dokunalım… Cep telefonlarını emzik hâline getirip susturucu olarak çocuklarımıza vermeyelim… Ticarî kaygılarını önceleyen avutma merkezlerine değil, gerçekten çocuk eğitiminin bilinçli bir şekilde yapıldığı okulöncesi kurumlara ve kuruluşlara çocuklarımızı gönderelim… Çocuklarımızı, eğitimsiz şefkat yoksunu kişilerin ellerine bırakmayalım… Çocuklarımızın, gelecekte sağlıklı ergen olmalarını istiyorsak eğer… Çoluk-çocuğa-ergene sahip olmak, görevlerimizin tavizsiz yerine getirilmesine bağlı… “Babanın, çocuğuna verebileceği en iyi şey edep ve terbiyedir.” (Hadis-i Şerif)… Ebeveyn olarak içimizdeki mâsum çocukluğu öldürmeden ana-baba olabilmeliyiz… Çoluk-çocuklarımıza-ergenlerimize davranış ve görgü kurallarını öğretmeliyiz; onları geleceğe iyi hazırlamalıyız…
Çocuk ve ergen, eleştirilmekten, azarlanmaktan olumsuz etkilenir; ancak, kendisine güzel örnek olunmasından daha çok ve kalıcı bir şekilde olumlu etkilenir… Çocukların ve ergenlerin, ebeveynlerini eleştirmeleri; normal… Normal olmayan, bunun vefasızca sorgulamaya, yargılamaya ve infaza dönüşmesi… Bu kaçınılmaz sonucu önlemenin panzehri; her daim çocuklarımızın-ergenlerimizin yanlarında olmamız, onlara sevgimizi vermememiz, onları sevdiğimizi ve güzel ve doğru işler yaptıklarında onayladığımızı hissettirecek biçimde davranmamız ve onları ilim-irfan-izan-edep ile yetiştirmemiz… Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler