ALIŞVERİŞ...

Almadan vermek, vermeden almak… Alıp da vermek, verip de almak… Almasak da verebilmek… Almasını bilen, vermesini de bilmeli… Alanın ve verenin iyisi alışverişte belli olur… Alışveriş, bir mal ya da hizmeti para veya takas karşılığı alma ve verme işi… Alışveriş, üretemediğimiz malları, ihtiyaçları ve hizmetleri bir bedel karşılığında alma işi… Alışveriş, eskiden daha çok bakkal vb. küçük esnaftan yapılırken günümüzde daha çok alışveriş merkezlerinde yapılmakta… Günümüzde alışveriş, e-ticaret (internetten ticaret) ile de yapılmakta…  
Alışverişin güvenli olması ve güvenli ortamlarda güvenilir kişiler ve şirketler ile yapılması önemli… Böyle bir durumda, alan da veren de mutlu olur… Alışveriş, sadece mal ve hizmet alımı, takası ile kısıtlı değil… Nasıl mı? Kadim medeniyetimizde, alışveriş kültürüne bakıldığında, alan ve verenin nasıl davrandıklarında gizli bunun cevabı… Külliyelerin* çevresindeki dükkânlarda ve pazarlarda yapılan alışveriş… Her alışveriş, ihtiyaca göre israf edilmeden yapılırmış… Her dükkânın girişinde ‘Ya hâfız’ (Allah korusun), içinde ise ‘Errizku Alellah’ (rızkı veren Allah’tır) yazılı bir levha bulunurmuş… Bu levhalar, sahibi müslüman olmayan dükkânlarda bile varmış...  Alışveriş yapan müşteri güler yüzle karşılanırmış, hâl hatırı sorulup bir tabureye oturtulurmuş; çay-kahve ikram edilirmiş öncelikle… Sonrasında alışveriş yapılırmış… Alışverişte müşterinin parası yetmediğinde ‘zimem/borç defteri’ne kaydedilirmiş; ‘Elin rahatladığında ödersin.’ sözüyle müşteri uğurlanırmış… Alışverişte satan ehil, alan ehil, açgözlü değil… Alanın ve verenin servet yığmak gibi derdi olmazmış… Satan, sattığının bedelini aldığında ‘Bereket versin.’ dermiş; alan da ‘Bereketini gör.’ dermiş… Günümüz alışverişindeki gibi, dert daha fazla para kazanmak değilmiş…
Maalesef alışverişe gittiğimiz yerlerde, ihtiyacımız olmayan gereksiz her şeyi almaktayız… Bu, alışveriş çılgınlığı… Bu, sadece alış olmayan, kendimizden veriş ve tükeniş çılgınlığı… Böylesi alışverişte, daha çok muhatap olunan kişi, alınan malın veya hizmetin ödendiği kasiyer… Alışverişin bu türü, sosyal hayatımızda her şeyi tarumar etmekte… Neler tersyüz olmamış ki… Dostlar alışverişte görsün, ‘iş yapıyor gibi görünmek’ ve aslında iş yapmamak her yeri kuşatmış… Dostluğun, akrabalığın, komşuluğun, cılkı çıkmış… Yemeği birlikte yemek mâzide kalmış… Birlikte yenen yemekler, sosyal medyada gösterişe kurban edilmiş… Maksadı aşan alışveriş ayyuka çıkmış; alışveriş, ‘dostlar çarşıda görsün’ hâline dönmüş, meselâ çanta ihtiyacı varken, alışverişte fazladan ceket de alınır olmuş…  
Alışveriş, ihtiyaca ve alım gücüne göre yapılmalı… Alışveriş, şeytana pabucunu giydirmek şeklinde hiç olmamalı… Alan da satan da zarara uğramamalı alışverişte… “Kadın, şeytana pabucunu ters giydirir…” kurnazlığı ile de alışveriş yapılmamalı… Latife/şaka bir tarafa, ‘şeytan hikâyesi’nden ders alınmalı… Hikâye: “Adamın biri şeytanın şerrinden kurtulmak maksadıyla şeytanı yakalamaya karar vermiş… Bunun için 40 yıl Tanrı’ya ibadet etmesi gerekiyormuş… Adam, eşiyle, dostlarıyla ve dünyayla ilişkisini kesmiş; kendisini ibadete vermiş… 40 yıl sonra Tanrı, ibadetinin karşılığında ona ağzı kapalı bir şişenin içinde şeytanı vermiş… Adam, şişeyi eşine vermiş, şişeye iyi bakmasını, şişenin kapağını açmamasını söylemiş ve dünyada 40 yılda olup biteni görmek için dışarı çıkmış… Adamın eşi, kadıncağız, şeytanı çok merak edip şişenin ağzını açıvermiş... Açar açmaz da şeytan şişeden fırlayıp çıkmış ve gülmeye başlamış… ‘Merakına engel olamadın ve eşinin 40 yıllık emeğini boşa çıkardın.’ diye alay etmiş kadınla… ‘Yok, canım’ demiş kadın… ‘Sen hiç o şişenin içinde olmadın ki.’ demiş… ‘Nasıl olur?’ diye bağırmış şeytan. ‘Sen de gördün... Şişeden çıktım ben!’ demiş… ‘Hiç o şişenin içinde değildin, inanmıyorum buna… Nasıl küçücük şişeye girebilirsin ki?’ demiş kadın… Kafası atmış şeytanın…  ‘Gireyim de gör!’ demiş ve yeniden şişenin içine girivermiş…  Kıssa buya… Adamın, şeytanı hapsetmesi 40 yılını almış; kadının ise sadece birkaç dakikasını almış… Şeytan, ‘Tanrım, madem kadını yaratacaktın, o zaman bana ne gerek vardı?’ diye Tanrı’ya yakarmış.”… Başka güzel bir hikâye: “Kafası cin gibi çalışan ancak parasız bir adam, kendisine ortak aramış… Yolda şeytanla karşılaşmış… Şeytan, ‘Neden düşüncelisin?” diye cingöz adama sormuş… Cingöz adam, ‘İş yapacağım ama param yok.’, demiş… Şeytan, ‘Bende para var ancak işten anlamam.’ demiş…  Para şeytandan, emek cingöz adamdan, yarı yarıya ortak olmuşlar ve ilk yıl şeker pancarı ekmişler… Hasat zamanı tarlada şeytan cingöz adama, ‘Ben işten anlamam, sen paylaştır.’ demiş… Cingöz adam, ‘Toprağın altı benim, üstü senin olsun.’” demiş… Şeytan bakmış her yer yem yeşil, yapraklar diz boyu, kabul etmiş teklifi… Cingöz adam, yerin altındaki pancarları hasat etmiş; yapraklar ise alan olmayınca şeytanın elinde kalmış. Şeytan zarar etmiş… Şeytan kederlenmiş ve yediği kazığı çıkarmaya ahdetmiş… İkinci yıl buğday ekmişler… Hasat zamanı yine tarlanın başına gitmişler ve şeytan geçen yılın tecrübesiyle, ‘Bu sene paylaşımı ben yapacağım, tarlanın üstü senin, altı benim.” demiş… Cingöz adam, ‘Tamam.’ demiş… Buğdayı hasat etmiş, zengin olmuş; toprağın altında ürün olmadığı için şeytan yine zarar etmiş.”… 
Beynini-gönlünü kullanan erkek/kadın, şeytana pabucunu, ters; ihtiyacı olana, düz giydirir… Pabuçlarımızı ters ya da düz giyelim, lâkin alışverişte boğazımızdan helâl lokma geçirelim… Selam, sevgi ve saygılarımla.


*Külliye: Ortasında cami, caminin yanında sıbyan mektebi (4 yaş, 4 ay 4 gününü dolduran çocukların gittiği mahalle mektebi, ilkokul), onun yanında medrese (üniversite), yanında dergâh (zikirhâne), imaret (fakir-fukaranın ücretsiz karnının doyurulduğu hayır kurumları), sebil, kütüphâne, hastane vb. halkın yararına hizmet veren binaların tamamı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler