Nerde o eski Demokrat Partili liderler ve başkanlar?

Bu hafta sizlerle Türkiye’nin siyaset serüveninde yer alan ve demokrasi uğruna şehitler bile veren Demokrat Parti ve gerçek Demokrat Partililerin yaşadıklarını, satır aralarında da bugünkü Demokrat Partililerin içinde bulundukları vahim durumu yazmak istiyorum.
Türk demokrasisinin mihenk taşı olan Demokrat Parti’nin siyasi serüvenine yani 1950’li yıllara dönelim.
1946 yılında kurulan 14 Mayıs 1950 yılında girdiği ikinci seçimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 27 yıllık tek parti iktidarına son veren, 1950,1954 ve 1957 yıllarında da yapılan seçimlerde iktidarını sürdüren, ülkeye hizmetin yanında , Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı demokrasi mücadelesi veren ve en sonunda askeri darbe ile 3 şehit veren Demokrat Parti’nin son dönemdeki yöneticileri yıllarca siyasi mücadele verilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin etekleri altında siyaset yapmaya çalışması, yıllarını bu mücadeleye vermiş Demokrat Partililerin canlarını yakmaya devam ediyor.
Demokrat Parti 7 Ocak 1947'de ilk kurultayını yaparken, bu kurultayda özgürlük ve demokrasi arzularını vurgulanmıştı. Demokrat Parti çok partili rejime geçilmesine rağmen CHP’nin tek parti dönemi uygulamalarına devam ettiği yönündeki eleştirileri içeren raporu olan Hürriyet Misakı’nın kabul edilmesini sağlamıştı.
DP ikinci büyük kurultayını 20 Haziran 1949'da yaptı. Seçimlerde milletvekili adaylarının %80'ini örgütün belirlemesi kabul edilirken, dönemin CHP’sine bir kez daha demokrasi dersi vermişti.
Mensubu olduğunuz ve koltuklarını işgal ettiğiniz Demokrat Parti,14 Mayıs 1950 günü yapılan seçimler ile Türkiye'de CHP’nin 27 yıllık tek parti devrini sona erdirdi.22 Mayıs 1950 tarihinde TBMM’de yapılan oylamada Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Refik Koraltan da meclis başkanı, Demokrat Parti’nin genel başkanı olarak da Aydın Milletvekili Adnan Menderes seçilmiş ve hükümeti kurma ile görevlendirilmişti. Bundan sonraki süreç, Demokrat Parti’nin iktidar süreci olarak 1960 darbesine kadar devam etmişti.
Merhum Adnan Menderes hükümeti kurup güven oyu aldıktan sonra CHP’ye bir kere daha demokrasi dersi vererek hükûmet programında devri sabık yapılmayacağını belirtmiştir.Dervi Sabık ne demek diyenler için açıklayalım: Devr-i sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması, vb. anlamında kullanılan ifadedir. Türk siyasetinde genellikle, çok partili döneme geçilmesiyle birlikte 1950 genel seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti'nin kendinden önceki 23 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi dönemine yönelik "devr-i sabık yaratmayacağız" açıklaması ile bilinir.Bu da tam bu gün, Demokrat Parti adı ile etekleri altında siyaset yapmaya çalıştıkları CHP’ye demokrasi dersidir.
İktidara gelir gelmez Demokrat Parti ve Başbakan merhum Adnan Mender’in ilk icraatı 18 Temmuz 1932 yılında Türkçeleştirilen ezanı orijinal haline döndürmek ve. radyoda dini yayınlar yapılması ve mevlit yayınlanması üzerindeki yasakları kaldırmak oldu.
Demokrat Parti ülkeye sadece demokrasi getirmekle kalmayıp, tarımda makineleşmeyi, karayolları politikasına hız vermeyi ve köyleri kasabalara, kasabaları da kentlere hızlı bir biçimde bağlamak oldu.
2 Mayıs 1954 seçimlerinde ise Demokrat Parti gücünü iyice arttırdı. DP 5,3 milyon oy alarak, Türkiye genel seçimleri tarihinde kırılamamış bir oy rekoru kırdı. Bu oy miktarı toplam oyların %56,6'lık kısmı demekti.
DP 503 milletvekilliği kazandı. 3,1 milyon (%34,8) oy alan CHP sadece 31 milletvekili kazanabildi.[Arada sadece 2 milyon oy fark olmasına rağmen milletvekili sayıları arasında bu kadar fark olmasının sebebi, 1950 seçim kanunu değişikliğinde CHP'nin değişmesini istemediği çoğunluk sistemiydi.
Seçimlerde bu sonuçların ortaya çıkmasının ardından TBMM, 17 Mayıs 1954'te açıldı. Celâl Bayar 513 milletvekilinin katıldığı oylamada 486 oy alarak bir defa daha cumhurbaşkanlığına seçildi. Adnan Menderes üçüncü kabinesini kurdu. Bu kabine cumhuriyet tarihinde günümüze kadar en yüksek güvenoyunu almış kabinesi oldu.
Bu tarihten sonra ekonomide yaşanan sıkıntılar ve siyasi çalkantılar nedeniyle DP seçimlerin 27 Ekim 1957 yılında yapılmasına karar verdi. 1957 seçimleri sonuçlarına göre DP %47.9 oyla 424 milletvekili çıkardı.Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi ise oyların %41.1'ini alarak 178 milletvekili aldı.
İşte ne olduysa bu tarihten sonra başladı ve CHP toplumu germeye, siyaseti sertleştirmeye başladı. Bugün koltuk, siyasi emeller ve menfaatler için kasap önündeki kedi gibi Chp listelerinden vekil olabilmek için, şimdi de belediye meclis üyesi olma hayalleri kuran sahte Demokrat Partililere o dönemin gerçek Demokrat Partililerin nelere göğüs gerdiğini anlatmaya devam edeyim.
Dönemin CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün Demokrat Partililere söylediği "Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam". sözü 1960 darbesinin adım adım geldiğinin kanıtı oldu.
Ülkedeki kaosun gitgide artması, sokaklarda çatışmalar çıkması, iktidar-muhalefet arasındaki sertlik sonunda 27 Mayıs 1960 sabahı, Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından Ankara Radyosu'ndan okunan darbe bildirisi ile son buldu.
Millî Birlik Komitesi, Türk Silahlı Kuvvetleri adına ülke yönetimine el koydu. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, TBMM Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere Demokrat Partililer tutuklandı. Anayasa ve parlamento feshedildi. Siyasi faaliyetler askıya alındı. Tutuklu Demokrat Partililer yargılanmak üzere Yassıada'ya gönderildi. Demokrat Parti, 29 Eylül 1960'ta kapatıldı.
İşte yaşanan tüm bu olaylar bu gün ittifak için can atıkları CHP ile yaşanan mücadalenin eseriydi.Bu mücadele Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve 17 Eylül 1961'de, Başbakan Adnan Menderes’in idamına sebep oldu.
Bu uğurda şehit veren bir partinin şimdilerde CHP’nin şemsiyesi altında siyaset yapma çabasını, gerçek Demokrat Partililer kabul edilebilir bir durum olarak görmüyorlar.
29 Eylül 1960'ta kapatılan Demokrat Parti Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi isimleri ile ülke siyasetine yön vermeyi sürdürdü.
Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk, Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Süleyman Soylu gibi isimlerin genel başkanlığını yaptığı,büyük bedellerin ödendiği bu siyasi akım, son dönemde ‘’UYSALGİLLER’’in menfi düşünceleri nedeniyle yok olmakla karşı karşıya,
Şimdilerde ise gerçek Demokrat Partiler ‘’Nerde O Eski Demokrat Parti Liderleri, il, ilçe başkanları ?’’ diye kendilerine sormaktan alıkoyamıyor.
Demokrat Parti’nin şanlı geçmişi ile bu günkü vahim halini ele aldığımız bu köşeden sonra, yerel seçim heyecanının arttığı, bazı partilerin adaylarının kesinleşeceği bir haftaya gireceğimizi düşünerek ,o güne kadar kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vedat Karaca - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler