ÖZGÜVEN

Özgüven, kişinin kendine olan güvenidir.
Özgüven kişisel olduğu gibi ailesel, toplumsal, ulusal olarak da sözkonusudur.
Özgüven kişinin bir işi başarabileceğine olan inancı, cesaretidir.
Kişisel özgüven de önemli olmakla birlikte ben milli/ulusal özgüven üzerinde durmak istiyorum.
Düşmanların ilk yıkacağı şey, ordular değildir.
Düşmanların ilk yıkacağı şey toplumsal özgüvendir.
Özgüvenini kaybetmiş toplumların direnci zayıflar, kaybolur, yok olur.
Çok duyduk, "biz otomobil yapamayız, biz uçak yapamayız, biz abd ile başedemeyiz, bizim devletten adam olmaz, bu ülkede yaşanmaz, bu işler düzeltilemez" gibi sözleri.
Ama gördük ki biz otomobil yapabilirmişiz, uçak yapabilirmişiz, biz iha siha yapabilirmişiz.
Sorun "irade" oluşturmakta.
Eğer bir irade oluşturup toplumsal dinamikleri harekete geçirebilirsek başaramayacağımız hiç bir şey yoktur.
....
Toplumsal özgüvenin en önemli kaynağı milli tarih bilincidir.
Milletler geçmişlerindeki başarılarından cesaret alırlar.
Rahmetli erbakan meclis kürsüsünde konuşurken kendimi dünya fatihi olabilecek biri olarak görecek kadar bir özgüvene sahip oluyor, bunun hayallerini kuruyordum.
Hayal olmadan hayat olmaz.
Erbakan bize anadolu insanı olarak ortaya çıkıp devleti yönetebileceğimizin, dünya devlerine karşı kafa tutabileceğimizin ve yeniden büyük türkiyeyi kurabileceğimizin cesaretini, özgüvenini kazandırdı.
Erbakan en zor günlerinde bile boynunu eğmedi, hep başını dik tuttu ve muzaffer bir komutan edasıyla konuştu.
Konuşmalarında hep geçmişteki kahramanlıklarımıza, şanlı tarihimizin güzelliklerine atıfta bulunurdu.
Her yıl yaptığı fetih mitinglerinde öyle bir cesaret yüklenirdi ki taraftarlarına, bıraksanız yeniden dünya fatihi oluverecekmiş gibi bir özgüven oluşurdu.
Miting sonunda yaptırdığı yemin ile insanlar başarıya odaklanırlardı.
"Eeeeen büyük parti biz olacağız" derdi.
Cenabı Hak da, gençliğinde vermediği bu lutfu onun yaşlılığında vererek erbakanı yalancı çıkarmadı, ülkenin en büyük partisi olmayı nasip etti.
"Milli görüş tekeden süt çıkarır" sözüyle büyük bir motivasyon oluştururdu.
Bugün bazı siyasetçilerin batı hayranlığı yapmalarına bakıyorum da düşmanların özgüveni yok etme saldırılarının sonuçlarını görüyorum.
Bu millete Türk markalı yeni modern bir otomobil yapmayı yakıştıramadılar. Neler neler söylediler. Yok bu araba tenekeden ibaret, yok bu arabanın fabrikası yok, İtalya'da yapılıp Türkiyeye gizlice getiriliyor falan diyerek sürekli aşağılayıcı ifadeler kullandılar.
Aynı güruh insansız hava araçlarımız için de aynı söylemlerde bulundular. Kağıttan tayyare dediler, teneke kutusu dediler. onların ağzını bu ihaların sihaların suriye, Azerbaycan, Libya arazisindeki başarıları kapattı.
Bu güruh öyle bir kimlik bunalımına düşmüş ki bu başarılardan mutlu olamadılar, kahroldular, başka başka kulp takma gayretlerine girdiler.
Tüm bunlar batılıların özgüveni yok etme saldırılarının sonuçlarıdır.
Çünkü özgüveni yoketmenin metotlarını batılı emperyalistler çok iyi bilmektedirler.
Önce tarihini yokedeceksin ve onlara sahte bir tarih vereceksin
bu sahte tarihte o milletin kahramanlıklarını gizleyecek, insanların kafasını karıştıracak yalanlarla o milletin evlatlarının kendi tarihlerine düşman olmalarını sağlayacaksın.
Öyle olmadık mı.
Romalılara, Bizanslılara aşık olanlar Osmanlılara düşman olmadılar mı.
Romalıların kahraman ilan ettiği krallarının isimlerini iskelelere verenler, kendi hakanlarına hakaret yarışına girmediler mi.
Üniversite mezunu bir öğretmenin "Osmanlı benim atam değil, ben 1923 ten öncesini kendi tarihim olarak görmüyorum" dediğini duyunca şaşırdım.
Ben kırk yıllık bir öğretmenin "adamlar (batılılar) haklı. Biz kılıç zoruyla gelip onların topraklarını (anadoluyu) almışız. Şimdi de onlar bizi buralardan atıp, Orta Asya'ya göndermek istiyorlar" dediğinde bizim üzerimizde oynanan yalan tarih oyununun sonucuna bir kez daha şahit olmuştum.
.....
"Tarih, egemenlerin uydurdukları yalanlardan ibarettir."
Cihan harbiyle yenildikten sonra dünyada egemen olan güçler tarihi gerçekleri de değiştirerek, kendi işlerine geldiği gibi yeni bir yalan tarih yazdılar, yazdırdılar.
İngiltere'de Türklerle ilgili araştırmalar yapan üniversiteler kadar Türkiyede yok. İngilizler bizim tarihi bizden daha iyi analiz edip, tarihi gerçekleri saptırarak bizim özgüvenimizi kırmak için çalışıyorlar. Biz onların bizim için yazdığı tarihi kaynak olarak aldığımız sürece milli şuurumuz, özgüvenimiz yok olmaya mahkumdur.
Neden Almanya'daki üniversitede laz enstitüsü vardır, hiç düşündük mü? Neden Çin'de lazca sözlük basılmıştır, yorumladık mı?
Türkiye için kurulan tuzaklardan biri da ayrılıkçı lazcılıktır. Gelecek yüzyılımızın sorunu olarak bize hediye edilecek bir tuzaktır bu.
Biz hala geyik muhabbetleri yapmaya devam edelim.
.....
Eğer millet olarak ilelebet varolmak istiyorsak, eğer millet olarak dünyanın en güçlü devletine sahip olmak istiyorsak, özgüvenimizi artırıcı çalışmalar yapmak, özgüvenimizi kıracak çalışmalardan uzak durmak zorundayız.
Bunun için ilk sahip çıkacağımız üç bilinç dil, din ve tarih bilincidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler