EL ELE…

İki elimizle, bir yüreğimizle el ele omuz omuza baş başa verdiğimizde, ailemizden ve mükellef olduklarımızdan sorumlu olduğumuzda, el ele vermek anlamlı… Bir elimizin verdiğini diğer elimiz görmedikçe, el ele vermek doğru… İki elimizle ya da yerinde her ne varsa o uzuvlarımızla, dirayetimizle ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorsak, paylaşmayı becerebiliriz; her birimiz başkalarına el olabiliriz, onlara kol kanat gerebiliriz… Paylaşılan, azalmaz çoğalır; paylaştıkça bereketlenir… Yeter ki öncelikle baş başa verelim, sonrasında el ele vermek kolay olur… Mâlum, başın başı, başın da başı vardır… Ya Devlet başa ya kuzgun leşe… Büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi bile göze alınır… Büyük bir zafer için her bir tehlike, hatta ölüm dahi göze alınır… El ele verince, ya baş ile başarılır, büyük bir varlığa ve makama ulaşılır ya da baştan elden ayaktan olunur… Ayaklar baş, baş ayak olmadan; aklımızın başımıza gelmesi şart!
İki elimiz ya da ellerimiz yerine kullandığımız uzuvlarımız, ‘hayat hazinesi sandığı’ diyebileceğimiz vücudumuzun sihirli anahtarları ve ‘işaret ve vücut dili’mizin temel elemanları… İki elimizin maharetli, başımızın ağır; kulağımızın hassas olması önemli… Tek yapmaya karar verelim, el basalım, el elden üstün bilelim ancak her ne ise el koyalım ve eli kalem tutan olalım, elden geleni yapalım, eli ayağı bağlı olmayalım ve elden ağza başı buyruk yaşamayalım, başarılı olabilmek için her konuda… Şükredelim, elimiz ayağımız var, şükredelim elimiz armut devşirmiyor/toplamıyor… Dahası mı? Elimizin yatkın olması… Zorlukların üstesinden gelebilmek için dostlarımızla el ele verelim, baş başa verelim… Her ne kadar, ‘dost başı, iş başında ve yolda belli olur.’ dense de, biz elden geleni yapalım… Başımız dik olsun, ellerimiz ve yüreğimiz hilâl… Başın gittiği yeri sorgulayalım… Başa gelen çekilir, deyip elimizi boşa çıkarmayalım… Başımızın belâsı, ukala baş olmak… Haddimizi bilelim… Haddimizi aşınca, başa gelen çekilir… Eğer, başımızı acemi berbere teslim etmeyi göze aldıysak, tek yapılacak şey, cebimizde pamuk bulundurmak… Baş bu… Başımızın sağlığı, dünya varlığına değer… Başımızı, iki elimizin arasına alıp akledelim ki, aklımıza ve elimize mukayyet olabilelim… ‘Başımızı sallayarak kavuğumuz eskimez’ anlayışını terk edelim… Elimiz ayağımız çamurda olduktan sonra, başımızın göklere ermesi bir işe yaramaz… Ahi Evran’ın yoluna baş koyalım… Yolumuz onun yolu, düsturumuz onun sözü olmalı… “Eline, beline, diline sahip ol (Hacı Bektaş-ı Veli); kalbini, kapını, alnını açık tut… Ahi’nin (kardeşin) eli, kapısı, sofrası açık olmalı; gözü, beli ve dili kapalı olmalı…” (Ahi Evran)… El ele, gönül gönüle, baş başa verelim… Başımıza gelen en güzel şeydir; hak bildiğimiz yolda yalnız da kalsak başımızın ağrıması… İnsan olmanın bedelidir, düşünce çilesi… İnsan kalabilmenin bedeli ise, iki elimizle bir başımızla biz olabilmek… Güçlü olmanın bedeli ise, ellerimizi gereğinde yumruk hâline getirebilmek… “Yumruk, kafaya tabi olmak zorundadır.” (Necip Fazıl Kısakürek)…
Hak yoldan, baştan çıkmak en kötü olanı… Çıkınca baştan, başımızdan korkmanın ecele faydası yok… Mazlumun âhı, dünyamızı başımıza dar eder, sahip olduğumuz her bir şeyi târumar eder… Elimizin, ayağımızın tembelliğini kendi başımızdan bilmemek, gaflet… Bu, başımızda kavak yellerinin esmesi… Problemlerimizi, sağlıklı ve düşünen içi fikir ile dolu başımıza bağlı güçlü iki elimizle çözmeliyiz… Deve kuşu, aslında sandığımızdan daha akıllı… Başını kuma gömüp saklayan devekuşu, en azından, varlığının en değerli kısmının farkında aslında… Marifet kitapları raflara dizmek değil! Marifet, kitapların içindekilerini süzüp hazmederek başımızın içinde depolayıp kazanımları hayata geçirebilmek… Dertlerimiz bitmez; elbette çareler de tükenmez, el ele baş başa verdiğimizde…
El, bize ait olmayınca, yaban olur her bir şey… El elin nesine, gülerek gider yasına… Bir kimsenin acısı, başkalarının umurunda olmaz… El, elvermenin gereği ise eğer, elde avuçta bir şey kalmasa da, el marifeti devreye girer… ‘El âlem ne der’ kaygısına düşünce de elden ayaktan dilden gönülden düşülür…
Ambidextry, her iki elimizi maharetle kullanabilme, deha olmanın belirtisi… Önemli olan, beynimizin ne kadarını kullanabildiğimiz… Leonardo Da Vinci bu yeteneğe sahip tarihî bir şahsiyet… Kim bilir belki daha önemlisi, hem aklımızı hem kalbimizi kullanabilmek… Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?