İLGİ, ALÂKA, KELALÂKA…

Türkçemizin son yüzyılda savrulduğu noktada ortaya çıkan garabet… İlgi, alâka, kelalâka… İlgi; iki ya da daha çok şey arasında herhangi bir benzerlik, bağlılık, ilişki, alâka… İlgi; belli bir olay, etkinlik, şey ya da kişiye yakınlık duyumsama, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma… Alâka (Arapça -lḳ kökünden gelen -alāḳa), bağ, bağlanma, ilgilenme, ilişki, ilgi, rabıta ve irtibat anlamında… Kelalâka, ünlem, argo, ilgisi yok, ne ilgisi var anlamlarında kullanılan bir ifâde… Kelalâka deyimi, alâkasız bir olayı/şeyi ifade ederken kullandığımız söz… ‘Kel alâka’ sözü, Fransızca qu'est-ce que l'alaka (ilgisi yok, ne alaka) deyiminden alıntı… Kelalâka, ‘keskelalâka’nın kısalmışı… Kelalâka, tamamen ilgisiz ve uygunsuz, birbirine taban tabana zıt olan ve hiçbir şekilde birbirini çağrıştırmayan şeyler için kullanılan deyim… Kelâlaka ya da ‘üstü kaval altı şişhane’ deyimi de alâkasız durumlar ya da kişiler için söylenen söz… ‘Kelalâka’ yerine kullanabileceğimiz sözcükler; ilgisiz, alâkasız, rabıtasız, bigâne, uygunsuz… Kelâlaka, Atalay Demirci’nin yeni stand-up gösterisi… Ke'LALAKA (kelalâka), Erdoğan Tokmakçıoğlu tarafından kaleme alınmış Osmanlı'dan Günümüze Lâkaplar ve Hikâyeleri…
‘İlgi alâka’ yanlış kullanımı, Türkçede sıkça yapılan bir hata… İlgi ve alâka, aynı anlama gelen iki kelime… Aynı anda peşi sıra, ikisini birden kullanmak gereksiz bir tekrar… ‘İlgi alâka’ yerine sadece ilgi veya sadece alâka kullanmak doğru olanı… “İlgi alâka gösterdiğiniz için teşekkür ederim.” (yanlış)… “İlginize teşekkür ederim.” (doğru)… İlgi ve alaka kelimeleri eş anlamlı kelimeler… Eş anlamlı kelimelerin aynı cümle içinde sanki farklı anlamı varmış gibi kullanılması, bir anlatım bozukluğu… İki kelimeden sadece bir tanesini kullanmak yeterli… İlgi alâka ifadesini, öncelik ve aidiyet duygusu ile belli kişi ya da olaylara dikkati vermek için kullanmak ne ölçüde doğru olabilir ki… Üstüne üstlük, vurgulama gayretiyle bile olsa, iki sözcüğü bitişik yazarak, ancak anlamın daha da yalama yapmasına neden bir durumdur bu…
Durum, ilgi ve birey… İlgiye muhtaç bir bireyin konuyla ilgisi yok elbette… İlgi, öylesine temel bir sözcük ki, o olmadan gereksinim, merak ve bilgi atmosferi olmaz… İlgi, bilgiyi; bilgi, ilgiyi tetikler… Kazanımlar bu minval üzerine olunca, kalıcı ve sürdürülebilir öğrenme olur… İşin kelalâka kısmı, işgüzarlık üzerine konuşlandırılan gösteriş odaklı tarz… Kelalâka… Kel ve alâka… Kel, genetik ya da fizyolojik nedenlerden ötürü saçları çıkmayan kişi… Kel, üzerinde hiç ağaç bulunmayan, verimsiz ve kıraç topraklar… ‘Kel’ (argo),kelimesi yok anlamında… Sözü eğirip bükenlerin yaptığı iştir, kelalâka konuşmak, laf kalabalığı/laf-ı güzaf/dedikodu ve hâdiseler ile meşgul olmak… Sırtımızda taş taşıyalım, ama laf taşımayalım; haksızlık karşısında dilimizi eğirip bükmeyelim ve laf/söz cambazlığı yapmayalım… Laf salatası ile avunmayı bırakıp, kendimizi ve değerlerimizi kaliteli laf ile savunalım…
Politik platformlar, maalesef öylesine kelalâka sözlerle kirlenmiş ki… Söylenen onlarca sözcük, gerçekte tek bir sözcük… Gerisi kelalâka… Sorulan başka, cevap başka… Söyleyen bambaşka… Kelalâka… İki armut ile iki elmayı toplamak aymazlığı, her tarafı kaplamış… İşin içinden sıyrılıp ‘benimle ilgisi alâkası yok’ denmesi ise, çok daha bir başka… İletişimin kilitlendiği, ilk düğmenin koptuğu hengâme… Ne, neyle; kim kimle alâkalı? Meselâ? Meselâ, kitaba ödenmeyen paranın fala ödenmesi kafaların toplaşmasıyla alâkalı… Meselâ, hepimizin tek tek yetinme kültürüyle şartlandırılması, eşek kalıp sırtımıza binilmesine rıza göstermekle alâkalı… Üç kuruşluk çıkar için, yalakalık yapılması, takla üstüne takla atılması, rüşvetçi ve düzenbazların seçilmeye devam edilmesi, sürü olmakla alâkalı… Yapılan güzel işlerin buharlaşıp gitmesi, yerine kalan tortunun bürokrasiye dönüşmesi, aklımızı kiraya vermekle alâkalı… Yalanlara inanmak aptal olmakla alâkalı değil; saf (temiz) ve karakterli olmakla alâkalı… Yumurtanın dıştan kırılması hayatın sona ermesiyle alâkalı; yumurtanın içten kırılması ise, yeni bir hayata başlamakla alâkalı… Sormak ve sorgulamak, var olmakla alâkalı… Sormamak, sorgulamamak; sallabaş olmakla alâkalı… Bunca söze, lafı gediğine oturttuktan sonra her ne eklersek kelalâka… Kelalâka, toplumu dilsiz sözsüz sazsız ve tatsız bırakan çok tehlikeli bir virüs… Bu, denizden geçerken çayda boğulmak demek… Belki de çayda değil, kahvede! ‘Kahvede’ denmesi kelalâka gibi görünse de, derinlemesine beyin gönül fırtınasında önemli bir handikap/engel olsa gerek… Sigara içilen bir ortamda boğulmayan mı var? Her şey bir tarafa… Lafın lafa kafa tutmasıdır bu… İlgi, alâka, kelalâka…
Lafın büyüğü özümüze, lafın küçüğünü muhatabımıza… Büyük lokma yiyelim, fakat büyük laf etmeyelim… Mâlum, konuşabilmek başka, konuşmayı bilmek başka… Ne ilgisiz kalalım ne bilgisiz… Ne gidelim körükle yangına ne diyelim olur olmaz yerde katmayalım bir laf söylenen lafa… Lafı eveleyip gevelemeyelim… Her bir şeyin çözümü var, olmazsa eğer kelalâka… Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?