NAİF Mİ, NAHİF Mİ OLALIM?

Naif (Fransızca, yeni doğmuş, sade, saf ve doğal); deneyimsiz, tecrübesiz, saf, toy, saf, acemice yapılan… Naif; güzel sanatların özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş olan sanatçısı ile bu sanatçının eseri… Naif; kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik yeteneğine sahip olan sanatçılar tarafından icra edilen resim sanatı… Naive (İngilizce); toy, sade, bön, saf, çaylak, tecrübesiz, denenmemiş… Nahif (Arapça, zayıf, çelimsiz), hassas, kibar ve ince anlamında… Nahif insan; etrafındaki insanlara iyi davranan, tatlı dille konuşan, güler yüzlü, şefkatli, kibar ve hassas olan… Nahif yürekli insan, temiz ve masum kalabilmiş insan… Nahif ses, bir insanın tatlı dille konuşması, karşısındakinin sözü bitene kadar dinlemesi anlamında… Naif insan ise, henüz daha yeterince deneyim kazanamamış genellikle genç yaştaki insan… Nahv (Arapça); yön, taraf, yol mânasında… Nahiv (Arapça); Arapça gramerinin söz dizimi kuralları ile i'rab bölümünü (Arap dilinin sentaksını / söz dizimini) kapsayan ilim… Nahiv; Kur'ân-ı Kerîm'e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarını tespit eden âlim, şair… Nahiv; Arap dili gramerine dair zamanımıza ulaşan ilk hacimli eserin yazarı ve Basra nahiv mektebinin en önemli temsilcisi… Üç sözcük (naif, nahif, nahiv), yerli yerine oturmalı ki; meramımız, merakımıza yenik düşmesin…
Naif mi, nahif mi? Aslında iki kelime arasında ince de olsa anlam benzerliği bulunmakta… Deneyimsiz kişi, hassas da olabilir… Hassas bir kişi de, deneyimsiz olabilir... Nasılız, nasıl olalım? Naif mi, nahif mi olalım? Naif olmadan, tecrübe kazanılmaz… Naif olanın, en çok nahif olmaya ihtiyacı var… Naif olan nahif olursa Nahiv gibi olabilir… Zorlamayla, taklitle, abartıyla nahif olunmaz… Buna güzel bir misâl, Moliére tarafından kaleme alınan Kibarlık Budalası… ‘Kibarlık Budalası’ adlı tiyatro oyununda, bir cahilin saygı görebilmek için asilzade olmaya çalışması, nahif olmak çabasıyla yapabileceği saçma ve gülünç şeyler mizahî üslupla anlatılmış…
Japonya’da öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı ahlakî davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecine hasredilmiş… Nahif olabilmek, davranış eğitiminin öncelenmesiyle, asalet ve zarafet ile alâkalı… Böylesi insanımız, olur olmaz konuşmaz; böylesi insanımızın, söyleyecek fazlasıyla sözü, anlatılacak ziyadesiyle birikimi vardır… Farkında olmadığımız değerimizdir bunlar… Nahif insanlarımız… Böylesi insanımız, duygularını ve düşüncelerini gerekmedikçe belli etmezler… Nahif insanlarımız… Toplumda keşfedilmesi zordur nahif insanlarımızın… Nahif insanlarımız; yürüyen lügat, ansiklopedi, tozlanmış kitap gibidirler… Nahif insanlarımız; ilim (bilmek)-irfan (tanımak), edep-terbiye, sanat-marifet, kültür, teknoloji ile donanımlıdırlar... Nahif insanlarımız; âkîl, tecrübe sahibi sıra dışı olanlarımızdır… Nahif insanlarımız; yediğini ve dediğini uluorta her ortamda, sosyal medyada paylaşmayan, laf olsun diye konuşmayan değerlerimizdir… Nahif insanlarımız; seviyesiz tartışmalardan uzak duranlarımızdır; sözü söylerken, yazıyı kaleme alırken kılı kırk yaranlarımızdır… Nahif insanlarımız, “Hamdım, piştim, yandım.” (Hz. Mevlana) ve “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” (Yunus Emre) süreçlerinden geçenlerimizdir…
Hemen hemen her konuda sözü olanlardan, sözünü süzmeden söyleyenlerden, kaba saba olanlardan, dilli düdüklerden (çokbilmişlerden, malumatfuruşlardan), kırık dökük ifadelerle öfke saçanlardan, kendi jargonuyla marjinal bir kesime hitap edenlerden, kırık dökük ifadelerle nefret ve öfke yüklü ifadelerle olur olmaz lafın içine edenlerden, her şeyin en iyisini sadece kendilerinin bildiğini sananlardan, kısacası nahif olmayanlardan, nahif olamayanlardan uzak durmakta fayda var… Gerçekten, nahif olabilen; düşünce çilesi çekebilendir… Nahif olabilmenin nasılı, beyin gönül fırtınasında savrulabilmekle ilintili… Nahif olmayanı tanımak zor değil aslında… Hemen anlayabilirsiniz nahif olmayanı… Nahif olmayan, kabalaşmadan düşüncelerini açıklayamaz… Nahif olmayan, eleştiri üslubunu bilmez… Nahif olmayan, karşı tarafı anlamaya çalışmaz… Nahif olmayan, empati kuramaz… Nahif olmayan, iş yapmaz, iş yapar görünür… Nahif olmayan, kaostan beslenir…
Nahif olmanın, boyla soyla (neseple) bağlantısı olamaz… Nahiflik; belde değil dildedir; söylenen sözde değil özdedir; yüzde değil, yürektedir… Nahiflik; doğuştan gelmez, sonradan terbiye/eğitim ile ilim-irfan ile kazanılır… Nahif olabilmek; çelik gibi bükülmeyen karaktere ve kişiliğe sahip olmayı gerektirir… Nahif olabilen, adam/insan olabilendir, bir gruba dâhil olabilmekten ziyade, bir duruşa sahip olabilmektir… Nahif olan, içten patlamalı motor gibidir, cesareti olandır, asil davranandır, cesaretin bittiği yerde esaretin başladığını bilendir ve böyle yaşayandır… Nahif olan; değerini ve gücünü, güçlü olmaktan değil, kendi haklılığını ispat etmeye çalışmaktan değil, doğru olanı yapmaktan alır…
Nahif olabilen, âdab-ı muaşerete (edepli yaşamaya, görgülü olmaya) uyandır, uymayanı duruşuyla uydurandır… Zor iş, nahif olabilmek, vesselam… Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Çeven - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke Belediye Başkanı kim olmalı?