KOVAN

Çinli bilge Konfüçyüs yüzyıllar önce demiş ki:’’SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPARSANIZ,BİR GÜN BİLE ÇALIŞMIŞ SAYILMAZSINIZ.’’

Ara sıra zaman tüneline girer anılarımda gezinirim.
Zaman rüzgarının takvimlerden yaprak yaprak kopardığı günler,belleğimde sessiz sedasız dururken,onlara dokunduğumda birden canlanarak bilinicimde filizlenmeye başlarlar…

01 Nisan 1965
Hasır Pazarı’ndaki Hüraydın Gazetesi’nde Ali İliş ağabeyimizin önüme koyduğu sözleşmeyi imzalayarak gazeteciliğe ilk adımımı atıyorum…
Yüreğimden,beynimden dalga dalga benliğime yayılan sıcak bir duyguyla ayaklarım yerden kesiliyor…
Sonra ?
Sonra;Mücadele Gazetesi,
Askerlik .
Dönüş ve Yeni Asır…
Bir buçuk yıl sonra İzmir’e gidiş ve Yeni Asır’da daha ağır bir görev…
Ve Demokrat İzmir…
‘’Emeğin onuru sendikalı olmaktır’’ dedik,mücadele ettik.
Sonuç .
Kapının önündeyim..
Bekle beni İstanbul geliyorum.
Akşam Gazetesi,
Akdeniz Haber Ajansı,
Ve rüyam gerçekleşiyor.
Cumhuriyet’te,yuvamdayım…
Akıp giden yılları üç beş satıra sığıdırmak ne kadar da kolay görünüyor.
Oysa hiç de öyle değil…
Ve Aydın’a dönüş…
Uzun bir dinlenme süresi,ardından
Gazete Flaş’ta ‘’Nerede kalmıştık ?’’ sorusuyla yeni bir başlangıç.
İki yıl sonra,benden on yıl sonra Hasır Pazarı’nda Hüraydın ‘da kumpasla hurufat dizerek mesleğe başlayan kimi zaman mürettip,kimi zaman muhabir kimi zamanda köşe yazarlığı yapan kardeşim,bizim kuşağın son temsilcisi Aydın Sarı ile birlikte büyük bir keyfle on ay aynı Hedef’e birbirinin dilinden anlayan ağabeyi kardeş birlikteliği ile yürümek.
Ve yeniden bir ara…
Ve şimdi.
Merhaba.
MANŞET !
Kendimi yorgun,isteksiz,halsiz,hissettiğimde,zaman tüneline girer 01 Nisan 1965 mancılığından kendimi yeniden yaşama fırlatırım…
Ve düşünürüm onca yıl ne çabuk geçti diye.
Ve düşünürüm,sonucu bilmeme karşın anlarım ki bana güç veren
Yazmak,yazmak,yazmak.
Yazarken çamur atmamak,
Belgesiz yazmamak,
Özel yaşama saygılı olmak,
Kişisel duygularla yargısız infaz yapmamak.
Görmedim,duymadım,söylemedim gibi üç maymunu oynamadan,
Eğilmeden,bükülmeden,sağ elle sol kulağı göstermeden,’’bana ne ‘’demeden,Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim ederek ’’sende mi Brütüs ?’’ dedirtmeden.
Tütün tarlasında,kömür ocağında, balıkçı teknesinde,tabakhanelerde çocuk işçilerle,merdiven altı fabrikalarda zehir soluyarak evine bir dilim ekmek götüren garibanlarla,bar,pavyon,genelev gibi mekanlarda yaşama tutunmaya çalışan kimilerine göre fahişe olan bizim kadınlarımızın ‘’kader kurbanı’’ oluşlarını yazarak geçen çok uzun yıllar.
Ve onca yıldan sonra anladım ki,
Gazetecilik benim işim değil.
Gazetecilik benim yaşamım,olmazsa olmazım.
Merhaba sevgili dostlar…
Salı,Çarşamba,Perşembe ve Cuma günleri KOVAN başlıklı köşemde,sizlerle birlikte olacağım.
Sevgi ve saygılarımla

Atilla Dağıstanlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Dağıstanlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi

Anket Sizce KORONAVİRÜS nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edilsin mi?