ANNEME…

Akşam akşam bu anneler gününde neler geldi aklıma;
Seni yazsam galiba benim annem tabaklarla bardakları aynı yere koyar. Karışık, düzensiz, rastgele yaşar derdim:)
Hep kızdığım için buna...

Ya da temiz bir kadındır, evini temizler ama karşı kaldırımı evinin içinden daha temiz tutar diye anlatırdım.
“Anne ev de iş duruyor, sen yine sokak temizliyorsun” diye bağırmalarım geldi aklıma ?
Adını hatırlamadım, bir kadın vardı sen hatırlıyorsundur. Sana bizim sokaktan geçme dediği için o yolu kullanmadığını çok sonra öğrenmiştim:) biri seni dövse “sizi kızdırdığım, kendimi dövdürdüğüm için özür dilerim” diyecek kadar kavgadan korktuğundan. Kadını çevirip kızdığım da “sen hiç bana çekmemişsin. Ben ne kadar uzak durursam beladan, sen de aksine belaya gidiyorsun” derdin!
Bu huylarım hep halalarıma mı çekmişti sana göre ?
Kızardım sana...

Paşanın atık su borusuna sakladığımız sigarayı bulup, “askerler paşanın su borusuna sigara şaklamış” diye getirmiştin.
İnsan niye bakar atık su borusunun içine?
Bir şeyi de gözden kaçırsan...
Hiç sevmediğin bir insan evine geldiğinde onu ağırlamanı, yere göğe sığdıramama oyununu hep hayranlıkla izlerdim. Bu konuda üzerine tanımam.
Sorduğumda “evime gelene bir şey diyemem” diye cevaplardın...
“Annem sizi hiç sevmiyor arkanızdan atıyor” diye söyleyince yüzlerine kıpkırmızı olur, inkar edemezdin. “Evet öyle dedim de siz de ama...” diye çırpınarak cümleler kurmana, yalan söyleyememe de hastaydım...

Çok da anlaşamazdık senle bundan galiba içeriden hep bağırma seslerin gelirdi,
“Dört oğlumdan çekmedim senden çektiğimi” diye...
Bağırırdın, şikayetin de bitmezdi ama ben giderken de “hep ağlardın”
Hüznün de rüzgar gibi geçiciydi. Galiba bu yüzden güzel tef çalar, şarkı söyler oynardın arkasından...
Sanatçılık ruhunda olduğundan mı nedir Tolga’nın bulduğu akordeon’u çalmasını bir günde öğrenmiştin kendi kendine...
Benim ne senin gibi müzik ruhum vardı ne de öyle dans yeteneğim.

Babama mı benzemişti bu yanımda?
“Sevindim Kızım oldu beni anlar diye ama sen kaynana gibisin, hep babanı seviyorsun” diye de isyan ederdin...
En meşhur olayın da iki kişi konuşurken birbirine çaktırmadan her ikisine de arkasından kaş göz işareti yapman galiba. Şimdi bile gözümün önüne geldi dudağını ısırarak, kaşlarını yukarı aşağı indirmen ☺️ ya da masanın altından ayağınla dürtmelerin...
Hani kırarlarsa birbirlerini diye evham yapıp, her defasında yakalandığın...
Tam kurtuldum sanmıştın ki benden peşpeşe iki kız daha bıraktım kucağına...
İkisi de bana benzeyen:)
Dedeyle iyi, senle didişen...

“Dört oğlundan çekmedin benden çektiğini” bilirim de...
Dört oğluna ben giderken, ya da gittikten sonra bıraktıklarımı bana getirip, dönerken ağladığın kadar ağlamadığını da bilirim.
Çektin çok çektin benden. Üstelik iki kızımdan...
Dört oğlundan çekmediğin kadar, onlar kıyamazdı sana...
Çok ağladın... Çok ağlattım seni...
Ben de babamı severim, ama hep senin eşarbını koklayarak ağlarım...
“Ne has ola, nasıl oldu” demeyeceksen anneler günün kutlu olsun Kafiş...

Arzu Yıldız

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arzu Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi