Çürük Demokrasi

Maalesef, döviz artıyor. Bu doğru; ama bu, 1960’lardan bu yana hep böyle, bizdeki yetersiz, çürümüş ve çirkin siyasi yapının ürünü..

1950’li yıllardaki ilk büyük enflasyon, döneminde 2.8 TL olan dolar 9 TL ye çıkmıştı, 7 yılda: 3.5 katı artışla...

1962’den 2002 yılına kadar Türk parasının değeri tam 1.7 milyon katı düştü. Lafta değil tam “bir milyon yediyüzbin” katı, her beş yılda bir on katı değerinin düştüğü, yıllık enflasyonun bugünkünün 10 katı olduğu dönemler yaşadık biz. Doların bir gecede ikiye katlandığını gördük.

Hep bunun üzerinden siyaset yapıldığını da gördük. Bunu siyasi malzeme olarak kullananlara hiç yaramadı. Bu ülkede, hep proje yapan, yatırım yapan, eser kazandıranlar kazandı; ancak, onlarda hep çaldı çırptı , yandaşlarını zengin etti. Kavga dövüş yürüyen bu sürece “Kaotik Kalkınma” diyoruz. Bu nedenle, her dönemin zenginleri türedi.

Hırsız psikolojisi işte. Hırsız çok tedbirlidir. Aslında, en büyük müteşebbis sayılır.. zor iştir.... ; ancak, insanların büyük bölümü haksızda kazanılmış olsa, paralı insanlara çok itibar ederler. 

Türkiye’de Siyasette İki Tür Hırsız Vardır.

Birincisi; hiç iş yapmaz. Elde ettiği devlet koltuğunun emrinde ve elinde, şantiyesinde, bahçesinde ne varsa, onu çalar. Genellikle bunlar küçük şeylerdir. İSKİ skandalında Genel Müdür Ergun Göknel’in İstanbul susuzluktan çatlarken, şantiyedeki boruları çalması gibi ya da Atatürk’ün kurduğu zamanının ötesinde üstün özelliklere sahip fabrikaları, teknoloji karşısında çağdışı bırakıp, yandaşlarına iş ve arpalık merkezi haline getirip devleti batıranlar gibi. Var olanı, elinin altında olanı çalmaktır bunun adı.. üstüne bir şey koymadan, gözünün önündekini yürütüvermektir.

İkincisi ise, ihale mevzuatını, kanunları, ithalatı, ihracatı çok iyi bilir. Minareyi götürür ama kılıfını öyle güzel hazırlar ki, kimse görmez. Aslında, büyük yatırımların içinden yandaşlara para kazandırıp, oradan örtülü pay alırlar veya arazi ve imar rantın yaratıp, içinden büyük paylar alırlar.. Büyük çalmak için, büyük eserler yapmak gerekir yani bu tür hırsızlık yapmak, çok ve büyük eserlerin ortaya çıkmasına vesile olur. Çalınan para memlekette kalır, ama yanı sıra yapılan eserde memlekette kalır ve kalkınmayı tetikler.

Vatandaş, bu nedenle, "çalsın ama yapsın" lafını tercih etmiştir. Tabi, yapmadan çalmak mümkündür, ama, hammadde hırsızlığına girer. İtibar edilmez. Çalmadan yapmak ta mümkündür; ama, çok nadir rastlanır. Siyasi yapı çalmadan yapmaya kalkanları hain ilan edip aralarından atarlar. Siyasetin içinde çalmadan yapmak diye bir şey varsa da yok edilir.

Sonuçta iki tür hırsız ekolünden oluşan bir siyasi yapı türemiştir. “Çalarak Yapanlar”, ve “Yapmadan Çalanlar”.

Bu yapının doğal sonucu olarak, vatandaş, çalmak için “Yapanlara Oy Verir”. Bu nedenle, yapmadan çalmaya kalkanlar, hep muhalefettedir. Yaparak çalanlar ise, hep iktidardadır.

Arada bir yapmadan çalanları iktidar yapmaya kalkarsanız, memleket krize girer. Yapılan bir şey yoktur. Ortalıktaki cüz’i kaynakları da onlar götürür.
Sonuçta ülke tıkanır.

Birde su gerçeğin altını çizelim: vatandaş, kendini düşünür veya düşünmek zorundadır: hırsızlığın boyutuna bakar, ne kadar büyükse, o'na sağlayabileceği pay (kendisinin pay alacağını düşünerek partiye destek verir) o kadar fazla olacağından, fazla çalmayı bilen vatandaşın desteğini alır ve iktidar olur....

Türk siyasetinin son 70 yılının özeti budur. Çok partili, demokrasi bize pek uymadı, daha doğrusu hazmedemedik. Bu toplumsal yapı ile ve bu siyasi sistem ile devam edersek, hiçbir zaman işsizliği, fakirliği yenemeyiz. Hiçbir zaman, refahı ve huzuru yakalayamayız. Sistemin bu halinden en çok memnun olanlar ise batı dünyası ve düşmanlarımız farkındaysanız.

NOT: Bu yazdıklarım herhangi bir partiyi kastederek yazılmamıştır. Kimse alınmasın. Ama, Türkiye'deki siyasi sistemin ve demokrasinin işleyişinin "sosyo-ekonomik-psikolojik-politik" mekanizmasının özetidir. İyi anlaşılsın diye abartılı tabirler kullanılmıştır. Örneğin hırsızlık kelimesi aslında “USULSÜZLÜK VE YOLSUZLUK” için kullanmıştır. En önemlisi; İSTİSNALAR HARİÇTİR...

Hüseyin AKSU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin AKSU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi