Oyuncak Meselesi

“İstanbul Oyuncak Müzesi’nde insanlığın Ay’a ulaşma düşleriyle yaptığı uzay oyuncakları ziyaretçiler tarafından büyük ilgi toplamaktadır. Uzay odasındaki oyuncaklar arasında en eski olanları 1920’li ve 30’lu yıllarda ABD’de yapılanlardır. Bu oyuncaklar, insanların uzaya çıkacağı ve hatta bir gün mutlaka Ay’a adım atacağının habercisidirler. Uzay ve Ay’a ilk adımın yine aynı millet tarafından 20 Temmuz 1969’da atılmış olmasına rastlantı diyebilir miyiz?

Ya da şunu soralım Ay’a ulaşmayı kim başaracaktı, 1920’li yıllarda çocukların düşlerine, oyunlarına yaptıkları uzay oyuncaklarıyla Ay’ı hedef gösterenler mi, yoksa o yıllarda çocuklarına oyuncak olarak kaynana zırıltısı alan millet mi?”

Sunay Akın’ın “Ay Hırsızı” isimli kitabında bulunan “Ay’daki Oyuncak” öyküsünden bir bölüm…

Bu soruları cevaplamak zor olmasa gerek.

Eminim bu satırları okurken hepinizin yüzünde aynı tepkiler oluştu ve cevap vermeye bile gerek duymadınız cevabının belli olduğunu görerek.

Kendinize, birbirimizden bu kadar nefret eder hale ne zaman geldik diye sordunuz mu hiç?

Sormadıysanız şimdi sormuş oldunuz…

Öyle öğrettiler bize çünkü…

Yavaş yavaş birbirinden nefret eder hale getirdiler koca bir toplumu.

Zaman kötü, aman kimse dışarıya çıkmasına kadar geldi ama kimse sormadı zamanı kim kötü yaptı diye…

Kin, nefret, düşmanlık, yalan, hırsızlık, saygısızlık, haysiyetsizlik, ikiyüzlülük, sahtekârlık öyle bir hal aldı ki güzel memleketimde, iki kelime güzel söz, basit bir dürüst hareket mumla aranır oldu.

Yolda para bulup getiren birisine “Bu devirde böyle insan kaldı mı?” denildi.

Minibüste bir yaşlıya yer veren olduğunda vebalı gibi bakılır oldu yüzüne…

El ele oturan sevgililer korkuttu parktaki kendini bilmezleri…

Yalakalığı ve ikiyüzlülüğü kendine görev edinmişler yükseldi işlerinde…

Sahtekârlık en önemli meziyet oldu, hırsızlık başarı…

Ve işin kötü tarafı, çocuklarımıza yıllardır bunlar öğretilirken seyirci kaldık.

Şimdi memleketin her tarafı kan gölüne dönmüşken soruyoruz, neden diye…

Nedeni var mı?

Bunları öğrenerek büyüyen çocuk büyünce ne yapar?

Beynini örümcek bağlamış soytarılar baş tacı edilirken din kisvesine sığınmayı alkışladınız.

Bu bir kuru eleştiri yazısı değil bakın çözümünü de veriyorum;

Çocuklarınıza insan olmayı öğretin. Biz olamadık bari onlar insan olmayı başarabilsinler…

Son sözü yine Sunay Akın’a bırakalım;

“Oyuncakları çocuklarına düşleri, hayalleri çoğalsın diye değil, oyalansın diye alan bir milleti oyalamak ne kadar da kolay oluyor!”

 

Ümit KUTBAY

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ümit Kutbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi