Altın Taçlı Gelin'i mundar ettik

Adap, usul ve esas bilmeyen kendini rezil eder. Adap ve erkân bilen özünü vezir eder. 24.07.2020 Cuma günü Ayasofya’da kılınan Cuma namazı bir anda Tü...

Adap, usul ve esas bilmeyen kendini rezil eder. Adap ve erkân bilen özünü vezir eder. 24.07.2020 Cuma günü Ayasofya’da kılınan Cuma namazı bir anda Türkiye ve Dünya gündemine oturdu. Bizler de Türk ve İslam dünyasını ziyadesi ile mutlu eden hadiseyi her adımda takip ettik. Böylesi önemli bir hadiseyi temelde irdelediğimizde Dünya’ya “Güçlü Türkiye” mesajını verdiğimizi de bilmeyenlere hatırlatmadan geçmeyelim.

Evet, güçlü Türkiye Ayasofya’nın tamamını ibadete açtı. Yalnız açılıştan önce protokole Ayasofya’nın tarihçesi hakkında bilgi vermeyi ve hutbeyi okuyan Diyanet İşleri Başkanına Osmanlı adabı, kılıçla Cuma hutbesi okunması usul ve esaslarını anlatmayı ihmal ettik. “Sonuç olarak Ayasofya’nın tamamını ibadete açtık usul ve esaslara takılmayın” dediğinizi duyar gibiyim. Usul ve esaslara takılalım efendim önemli. Çünkü biz Ayasofya’nın tamamını bir amaç uğruna ibadete açtık. Amacımıza giden yolda usul ve esaslara dikkat etmezsek ciddiyetimizi kaybederiz.

İlk olarak; Osmanlı İmparatorluğunun 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u Fethiyle birlikte camiye çevrilen ve yüzyıllarca cami olarak hizmet veren Ayasofya, Fethin günümüze kadar ulaşan en önemli sembollerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Yani Ayasofya geçmişten günümüze kayıtlarda cami olarak geçiyordu. Kurtuluş mücadelesinin verildiği zor günlerde Devletin bekası doğrultusunda cami olma özelliğinden taviz verilerek müzeye çevrilmiş olsa da bu durum kısa sürmüştür.

Montrö’den 5 ay sonra 19 Kasım 1936 günü düzenlenen Ayasofya’nın tapusu şu şekildedir:
“Vasfı; Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseyi Müştemil, Ayasofyayı Kebir Camii Şerif. Sahibi; Ebul Fetih Sultan Mehmet Vakfı.”
Görüldüğü üzere başta M.K. Atatürk ve Kurmay kadrosu Ayasofya’nın camii kalması konusunda o günün zor şartlarına rağmen azami gayret göstermiştir. Çünkü tam bir Fatih Sultan Mehmet Hayranı olan M.K. Atatürk, dönemin tam bağımsız Türkiye’si için Ayasofya’nın ne kadar önemli bir figür olduğunu herkesten iyi biliyordu.
Bu bağlamda “Ayasofya’yı cami yaptık, Tapuya ’da cami yazılsın” talebi ile Tapu Müdürlüğüne gidenlerin “Zaten cami, Müze değil ki” yanıtını alınca yüz ifadelerini görmek isterdim doğrusu. Başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere bilumum zevatın, “Tarihe ihanet” v.b sözlerle M.K. Atatürk’ü suçlamaları da bu bilgi yoksunluğundandır.
Gelelim bir diğer önemli konu olan davetiye krizine. Yeryüzünün mescit kılındığı, ezanın namaza davet kabul edildiği İslam dinin de davetiye usulü ile namaz kılınmayacağını unutacak kadar konudan uzaklaştık.
“İki kişilik Ayasofya ilk namaz davetiyem var. Ama o gün bir işim çıktığı için satıyorum. Minber sol ön 26, 27 numara 600 TL. İkindi 400, Akşam namazı 200 TL’ye” doğru gider bu mesele.
Kimsede çıkıp “böyle iş olmaz” demek yerine “biz davet edilmedik” demeyi tercih etti. Malum-u Arz sanatını bilen “gerdeğe niyeti olmayan gelinin halaydan çıkmadığını” bilir. Haliyle Cuma namazına niyeti olmayanların da “Ne davetiyesi? Namaz için davetiye mi olur?” demek yerine “Bizi davet etmediler” demelerine şaşırmadık.
Dikkat çeken bir diğer önemli nokta da kılıçla çıkılan Cuma hutbesinin Osmanlı adap ve usulleri ile örtüşmediği gerçeği. Hutbenin minberden okunması ve hatibin hutbeye başlamadan önce bir süre oturması. Hutbeyi okuyacak olan Şeyhül- İslamın abdestli olması, Hanefilerin yanı sıra Şâfiîler’e göre de şarttır. Cemaate dönmesi ve minbere oturduğu zaman huzurunda ezan okunması hutbenin sünnetleri arasında yer alır. Hatibin sesini yükseltmesi, hutbenin uzatılmaması, ikinci hutbenin daha kısa tutulması da hutbenin sünnetlerindendir.

Resûl-i Ekrem namazın uzun, hutbenin kısa tutulmasını emretmiştir. Hutbe sırasında zaruri olmadıkça konuşmak Hanefi ve Şaf-i mezheplerine göre mekruh, Hambeli ve Malikilere göre haramdır. Peygamber efendimiz Hz. Muhammet SAV’in hutbe okurken asâ veya yay gibi bir nesneye dayandığı rivayet edildiği için Hatibin bu tür hareketlerde bulunması fakihlerin çoğunluğu tarafından kaydedilmiştir. Devamında Hanefi Âlimleri, savaş yoluyla fethedilen ülkelerde İslam’ın gücüne imada bulunmak üzere kılıca dayanılarak hutbe okunmasını uygun görmüşlerdir. İlaveten İslami usuller çerçevesinde Osmanlı Devleti adabına göre Hutbe sırasında elde tutulan kılıcın üzerinde bulunan İslam Bayrağı simgesinin belden yukarıya denk gelecek şekilde ayarlanması gerekiyor.
Siyasi bakımdan Hutbenin bir önemi de Halife ile Sultan veya Eyalet valileri ve mahalli hanedanlar arasındaki güç dengesinin işareti olması da ortaya çıkmaktadır. İslam tarihinde devletlerarasındaki güç dengesi de zaman zaman hutbelere yansımıştır. Anadolu beyliklerinden bağımsız olanlarda hutbe, bey adına okunurdu.
Görüldüğü üzere hutbe okuma meziyeti öyle lakayt şekilde basite alınacak bir konu değil. Tam tersi tüm Türk ve İslam coğrafyalarının temsiliyetini kapsayan ciddi bir iştir. Her şeyden önce Şeyhül- İslamlık vasfı gereklidir. Açılış sırasında art arda yapılan hataları göz önünde bulundurduğumuz da ciddi bir bilgi yoksunluğuna şahitlik ediyoruz. Ola ki insanlık halidir liderlerin gözünden kaçtı diyebiliriz. Tonla maaş alan danışmanlar bu konularda bilgi verebilecek donanımdan yoksun olduklarını bir kez daha ortaya koydular.
Bu bilgisizliğin ve yetersizliğin neticesinde altın taçlı gelini mundar ettik.

Perihan MUŞ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Perihan Muş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi