Anadolu devrimi

Adına Anadolu dediğimiz ve binlerce yıllık türk analarının yurdu olan bu toprakların kaderi hep inişli çıkışlı oldu.Bazan büyük bir mutluluk ve huzuru...

Adına Anadolu dediğimiz ve binlerce yıllık türk analarının yurdu olan bu toprakların kaderi hep inişli çıkışlı oldu.
Bazan büyük bir mutluluk ve huzurun menbaı, bazan da acının ve hüznün adresi oldu.
Anadolu'daki insanların kaderi hep liderlerin iki dudağı arasında oldu.
Anadolu insanını iki kategoride değerlendirmek gerek.
Biri yaşam yükünü omuzlamış, halk, diğeri de halkın sırtına binmiş elitler.
Öyle zamanlar oldu ki, halkı köleleştirenler bile oldu.
İnsan köleliği 2 aralık 1949'da kaldırıldı diye hemen sevinmeyin.
O köelik adının kaldırıldığı tarihtir.

Sömürgecilik zihniyetine sahip emperyalizm için fiilen kölelik devam etmektedir. O gün adı kölelik ise bugün işçiliktir, ırgatlıktır, köylülüktür, marabalıktır.
Biri size "aslanım" dedi mi kaçın oradan.
Adamın niyeti sizin sırtınıza binmek olduğundan emin olun.
Anadoluda 1920'lere geldiğimizde şehirler, ticaret, siyaset, yönetim, sanat hepsi hepsi Hıristiyan elitlerin elindeydi.
Anadolu halkı sadece ve sadece karını doyasıya yemek için gece gündüz çalışmak, yetiştirdiği çocuklarını vatan uğrunda feda etmekle mükellefti.
Bu dramatik yaşam 1. Cihan Harbiyle katliama ve kıyıma dönüştü.
Cenabı Hak bu milletin tamamen yok olmasına izin vermedi.
Çeşitli vesilelerle bize yeni imkanlar bahşetti ve biz ayakta kalmayı başardık.
Ancak, bunun da bir diyeti oldu.

Ülkemizde 1970'lere kadar Anadolu insanlarından devletin zirvesine devlet adamlığına tırmanabilen öyle pek fazla insan olamadı.
Ülke İstanbul'a çöreklenmiş elit bir sınıfın egemenliğinde adeta köleleliğe devam etti.
1970'lerdeki milli görüş harekatıyla millet devletin zirvesine talip oldu.
Rahmetli Erbakan öyle bir özgüven aşıladı ki Anadolu insanına. "Ben de varım, ve bu ülkeyi yönetmeye talibim. Sizden de iyi yöneteceğime eminim" dedi.
En saf görünen en ücra yerde kabuğuna çekilmiş olan insanlar bile devletin geçmişini sorgulayıp geleceğini kurgulamaya başladı.
Hala dşündüğümde tüylerim diken diken olur. Rahmetli Necmeddin Erbakan'ın tarihi analizileriyle ülkenin gidişat ve geleceğiyle ilgili ifadeleri.
Bu nasıl bir özgüvendir ki, kendi hapis ve müebbedle yargılanırken, devleti zirveye çıkaracak öyle orijinal plan ve projelerle halkın karşısına çıkıyor ve halkı ikna ediyor. O cahil diye küçümsenen halk onu anlıyor ve onun anlattıklarını her yerde bir öğretmen edasıyla anlatmaya başlıyor.
1990'larda Didim'de Kapris Otel'de gecenin 24'ünden sonra verdiği konferansta anlattıkları hala aklımdadır.
En garip olanı da şöyle bir hadisedir.
Biz öğretmenlere anlattıklarını ertesi gün gündüz de esnaf ve köylülere anlattı.
Bir kaç ay sonra o toplantıda olmayan bir öğretmen arkadaş o konferansta anlatılan cam alıcı analizleri bana aktarmaya çalışınca şaşırdım. "Sen bunu nerden duydun" dedim. Önce "Ben de ordaydım" diye şaka yaptı. sonra da "Falanca abiden duydum" dedi.
O falanca abi, 70 yaşlarında ilkokul mezunu bir esnaf abimizdi.
Anlıyormusunuz olayı?
70 yaşındaki ilkokul mezunu abimiz Erbakan'ın anlattığı ilmi, bilgi ve analizleri anlamış, gelmiş üniversite mezunu bir arkadaşımıza anlatmış, o da bunu anlamış, sanki orada birebir Erbakan'ın ağzından dinlemiş gibi anlatıyor, aktarıyor.
Böyle bir örnek daha var mıdır bilmem.
İşte Erbakan'la bu Anadolu halkı devlet elitlerini elinin tersişyle itip, "artık yeter, söz benimdir, söz Anadolu halkınındır" demiş ve yönetime talip olmuştur.
1970'lerde başlatılan bağımsızlar hareketi ve Milli Görüş harekatı sonucu bugün alanlarda bulunanların çoğu Anadolu'dan gelen has be has Anadolu çocuklarıdır.
Ancaaaaak!
Ankara'nın suyunu ekmeğini yedikten sonra kendini elitler sınıfından sayan ve halka tepeden bakan eskinin buyurgan tiplerine dönüşen kişiler de çıkmamış mıdır?
Elbet çıkmıştır. Hatta çok çıkmıştır.
Çingeneyi paşa yapmışlar gelmiş önce babasını asmış derler.
Biz sırtımıza alıp devleti gel sen yönet, suyun başına otur ve bu devleti yücelt dediğimiz çok kişi, oraya çıktıktan sonra değişip, kendilerini halktan üstün görmeye, halka tepeden bakmaya, halkı marabalaştırmaya çalıştıklarını hepimiz biliyoruz.
O da bizim mayamızdan genetiğimizden kaynaklanıyor.
Anadolu'daki halk devriminin ilki İstiklal Harbimizle gerçekleştirilmiştir.
İkincisi 1950 Demokrasi Devrimiyle gerçekleştirilmiştir.
Üçüncüsü 1950 Milli Görüş harekatıyla gerçekleşmiştir.
Bunları Özal'ın Üç Eğilim Modeli takip etmiştir.
En son olarak da Erdoğan'a nasip olan Türk Milletinin ve Anadolu'nun kaderine hakim olma harekatı vardır.
Her harekatla bir çok kazanım elde edilmiştir.
Ancak hala bu millet kendikaderine kendi el koyabilmiş değildir.
İnşaallah bir gün tüm elitler ve buyurganları elinin tersiyle itip kendi kaderine kendi el koyabilecek bir halk iradesi gerçekleşir.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi