İki kadın artı bir erkek eşittir nafaka

Denklemden de anlaşılacağı üzere eşitlik naraları atanların ne kadar da adaletsiz bir düzeni teşvik ettikleri aşikârdır.

Medeni Kanun Madde 174’e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Medeni Kanunda nafaka türleri dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. 1.si: İştirak nafakası; boşanma davası sürerken veya boşanma davasından sonra talep edilebilen ergin olmayan çocuk için ergin olacağı tarihe kadar velayet kendisinde olmayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderleri için ödediği paradır. 2.si: Tedbir nafakası; boşanma davası ile yoksulluğa düşecek olan eşe ve ergin olmayan çocuk yararına hükmedilen veya ayrı açılan nafaka davasında verilen kararın kesinleşmesine kadar ödenen geçici önlem nafakasıdır. 3.sü: Yardım nafakası; TM Kanunu’nun “Aile” bölümünün “Nafaka yükümlüleri” başlıklı 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile 1. Derece yakınlarına nafaka vermekle yükümlüdür. 4.sü: Süresiz yoksulluk nafakası; boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer tarafça mali gücü oranında TMK md. 175’e göre süresiz olarak ödenen nafaka türüdür.

Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan veya anlaşmalı boşanma protokolü sonucu onaylanan nafakayı ödemeyen nafaka borçlusuna karşı ilamlı icra ile takip başlatılır. Bu süreçte borç ödenirse haciz işlemleri sona ererken, borç ödenmezse icra ceza mahkemesine şikâyet edilerek, borçlu 10 gün ila 3 ay süreyle zorlama hapis cezasına mahkûm edilir.

Tatbiki ideal olan ve temennimiz evliliklerin ömür boyu sürmesi lakin ideal olan her zaman mümkün olmuyor maalesef. Bazı evlilikler, taraflardan birinin veya her iki tarafın anlaşmalı protokolü ile sona erebiliyor. Çile de tam bu noktadan itibaren başlıyor. Boşanmanın gerçekleşmesini takiben verilen süresiz yoksulluk nafakası kararının ardından iki taraf için de yaşam boyu süren intikam duygusu üzerine oturtulmuş bir ilişki başlıyor. Çıkartılan yasaların detayını bir adım daha ileri seviyede incelediğimizde nafaka sadece boşanan eşe değil, çocuğa da ödeniyor. İlaveten imam nikâhlı eşten olan veya ikinci eşin (kumamın) çocuğu varsa ve altsoy olarak babanın beyanı kapsamında erkeğin nüfusuna yazılan tüm çocuklar için de nafaka yükümlülüğü mecburi. Yasaya göre, erkek kusursuz olsa da veya iki taraf eşit kusurlu olsa da nafaka ödemek zorunda. Kadın asgari ücretle çalışsa bile nafaka kesilmiyor. Nafakanın kesilmesi için kadının evlenmesi veya iyi bir işte çalışması gerekiyor. Bu iki gerekçenin dışında nafakanın kesilmesi ancak ve ancak nafaka alan eşin haysiyetsiz hayat sürdüğünün kanıtlanması ile mümkün. Bu durumda şuan ki mevcut Türk Ceza Kanununu ile pek mümkün değil. Çünkü yasa ile özel hayatın gizliliği net şekilde korunuyor. Kaldı ki böylesine ahlak dışı bir kavramla boşanmış eşlerin birbirinin hayatlarına müdahale etmesi de son derece yanlış.

Sonuç olarak nafaka ödeyemeyen bir erkek, nafaka almak için bekleyen kadın, mağdur ikinci eş, mağdur bir aile, mağdur çocuklar, bitmeyen hatta artan bir borç, her yıl nafaka artış davaları, hacizler ve hapis cezaları ile birlikte devam eden zoraki bir ilişki sürüp gidiyor. Bunun neticesinde haksızlığa uğramışlık duygusuna kapılan, mutsuz, motivasyon eksikliği yaşayan ve canavara dönüştürülen bir erkek. Sonuç kadın cinayeti. Amaç kadının mağduriyetini önlemek. Sebep kadını koruma kapsamında düşünülmeden çıkartılan yasalar. Görüldüğü üzere çıkartılan yasalar kadın cinayetlerini önlemek yerine artırıyor.
Önlemediği gibi de mağdurlar ordusu yaratmaya devam ediyor. 400 TL nafaka borcu için hapis yatanlar. İlk eşin nafaka borcunu ödemek için başkalarının işlerini yapmak zorunda kalan ikinci eşler, 30 gün evli kaldı diye 30 yıldan bu yana yüzünü dahi unuttuğu kadına nafaka ödeyenler, parası için 1 yıl 2 ay evli kalanlar yüzünden yuvası yıkılanlar, hanıma on senelik hizmeti karşılığı nafaka verdim demek zorunda bırakılanlar, ilk eşinin nafakasını ödemek için kağıt toplayanlar, nafaka almaya devam etmek için evlenmeyen sevgili hayatı yaşayan eski eşin giderlerini karşılamak zorunda kalanlar ve niceleri.
Efendim kadın derneklerine göre nafakanın kısmi olarak ortadan kaldırılması, süreli olması kadın haklarına aykırıymış. Kadının evlilik kurumu içerisinde yıpranma payı varmış. Mış mış ta muş muş gibi uydurma gerekçelerle savunu mekanizması geliştirme çabaları gerçeği yansıtmıyor. Şimdi soruyorum; hani kadın haklarını ve kadının çalışmasını savunuyorduk? Bu durum kadın haklarıyla bağdaşıyor mu? Kadının üretmemesi, evde oturması, birkaç ay evli kalıp üretmekten vazgeçmesi, adeta emekliye ayrılması kadın haklarıyla hatta konuyu bir adım daha ileri taşırsak insan haklarıyla ne derece bağdaşıyor? Peki, nafaka ödeyenin ikinci eşinin, annesinin ve kız kardeşinin hakları ne olacak? Onlar kadın değil mi?

En önemli sorulardan biride Türk Ticaret Kanunları dâhil senetli borçlarda dahi hapis cezası hükmü bulunmazken Hukuki olarak adi borç statüsündeki bir borç için özgürlüğü bağlama cezası uygulamak adaletle ne derece bağdaşıyor?

Hapse giren, üç ay çalışmayan erkeğin bu borcu nasıl ödemesini bekliyorsunuz? Tam bu noktada çözüm olarak nafaka yükümlülüğünü tamamıyla ortadan kaldıralım demiyoruz. Sapla samanı birbirinden ayıralım, mağdur kadının haklarını koruyalım derken mağdurlar ordusu yaratmayalım. Bir guruba veya kitleye hak vermek için başka bir gurubun haklarını elinden almayalım. Kadını her ay bitmiş bir evlilik sonrası gelecek nafakayı beklemek zorunda bırakmayalım diyoruz.
Kadın evlenmiş olması nedeniyle bir mağduriyet yaşamışsa (örneğin mesleği bıraktıysa, çocuk doğurduysa veya kırsal kesimde 30 yıl evli kalıp çiftçi olarak çalışarak yıpranan ve başka bir işte çalışmasına imkân kalmayan kadınsa) tazminat talep etme hakkı mutlaka ki olmalı.

Özellikle de ortada bir çocuk varsa elbette ki taraflar bu çocuğun sorumluluğunu almak zorunda. Tatbiki de evlendikten sonra edinilmiş mallara katılma rejimi gereği de kadının hakkı vardır. Lakin bu hakları kadına vermek için erkeği bağlama cezası uygulamak daha derin toplumsal sorunlara zemin hazırlayacaktır. Çünkü mevcut durum aynı zamanda kadını metalaştırarak birey olma özelliğinden de çıkartıyor. Şayet burada Devlet veya Kanun yapıcı mevcut otorite sorunu çözmek istiyorsa kadını erkeğin, erkeği de kadının vicdanına bırakamaz.

Bu nedenledir ki toplumsal huzurun sağlanması için “Süresiz yoksunluk nafakası” başlığının tekrardan gözden geçirilerek nafaka yükümlülüğü sebebiyle uygulanan hapis cezasının bir an önce kaldırılması gerekmektedir.

Perihan MUŞ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Perihan Muş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi