Pandemi döneminde eğitime pragmatik bir yaklaşım

Dünya, yılın başında başlayan salgınla alt üst olmuş, sosyal ve ekonomik yaşam ağır darbeler almıştır.
Küresel düzeyde seyreden salgın, halen dünyayı kasıp kavurmaktadır.
Tedavi yöntemlerinin net olarak bilinememesi, aşının henüz bulunamaması gelecek açıdan belirsizliğini korurken, bu belirsizlik insanları ve toplumları derinden etkilemektedir.
Salgının en çok etkilediği alan eğitim ve insandır.
Mutlaka birgün, salgına karşı tedavi yöntemleri ve aşı bulunacak, bugünlerde geçecektir. Ancak, insan ve toplumu olumsuz etkileyecek olan süreç, gelecekte insan ve toplum açısından kayıp yıllar yaratacaktır.
Devletleri en çok zora sokan bu düşüncedir.
İnsan ve toplum sağlığı çok önemli bir konudur.
Ekonomi de elbette çok önemlidir. Ancak uzun yıllar hedeflendiğinde, sağlıklı bir insan ve toplum yapısı ekonomiden önce gelmelidir.
Eylül ayı ile birlikte tüm dünyada eğitimin başlayıp başlamayacağı, başlayacaksa nasıl başlayacağı, “uzaktan eğitim mi , örgün eğitim mi” gibi birçok düşünce varyasyonuyla modellemeler yapılmaktadır.
Her toplum kendi modelini oluşturmaya gayret göstermektedir. Burada toplum yapısı, yaşam kültürü ve diğer faktörler belirleyici olmaktadır.
Ülkemizde, eylül ayı itibarıyla okulların sadece ana sınıfları ve ilkokula başlama sınıfları kısıtlı olarak örgün eğitime geçmiştir. Diğerleri, uzaktan eğitime devam edecektir.
Tamamen örgün eğitime ne zaman geçileceği belli olmayıp salgının seyrine göre karar verilecektir. Belirsiz bir durum. Belirsiz durumlarda karar vermek zordur ve hatta uzun vadeli kararlar olmak oldukça zordur.
Gelecekte kayıp yıllar yaratmamak için önlemler almak ve yeni uygulamaları devreye sokmak son derece önemlidir.
Öncelerden de yapılmasının faydalı olacağını düşündüğüm bir uygulamanın özellikle okulların uzaktan eğitim verdiği bir dönemde daha da önem kazandığı düşüncesindeyim.
Okullarda kalabalığın oluşmaması ve salgın riskine karşı uygulamaya koyulan uzaktan eğitim modeline birkaç madde eklenerek, ileride oluşması kuvvetle muhtemel kayıp yılların bir nebze önüne geçmek mümkündür.
Teknik liselerin, teknik üniversitelerin ve üniversitelerdeki “işletme” gibi bazı bölümlerinde eğitim alan öğrencilerin, alanları ile ilgili iş yerlerinde çalışmalarının sağlanması, zaman kaybı yaratmamak ve hayata atılmasını sağlayacak ve kolaylaştıracak pratiğin imkanının verilmesi doğru bir uygulama olacağı kanısındayım.
Binlerce gencimizin evinde oturması doğru değildir.
İşyerlerinde çalışmak, staj yapmak ve mesleğinin ve hayatın pratiği öğrenmek gençlerimize artı kazandıracak, geleceğe hazırlayacak ve özgüvenlerini de artıracaktır.
“ Bilginin esas kaynağı tecrübe ve yaşantıdır ”
“ Dewey, gerçek yaşamda karşılaşılabilecek problemleri çözme becerisini öne çıkarmıştır. Eğitimin amacı bireyi yetiştirmek ve gelecekte hayatını kontrol etmesini sağlayacak beceriler kazandırmaktır”
Geleceğe ait beceriler kazandırmak, hayatın pratiği içinde sağlanabilir. Bugün eksik olan yanımız, geleceğe taşıdığımız gençlerimizin üniversiteyi bitirdiği yıla kadar olan süreçte pratiğin ihmal edilmesidir.
Bugünlerde hiç tasvip etmediğim bir düşüncenin ; “ Ben ezildim, çocuğum ezilmesin” düşüncesinin, gençlerimize yapılan en büyük kötülük olduğunu düşünmekteyim. Ve hatta çalışmanın “ezilmek” olduğu anlayışının geleceğin toplumu açısından son derece tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

Peki, bu çocuklar uzaktan eğitim döneminde nasıl çalışacaklar?
Hepimiz biliriz, teknik lise, teknik üniversite ve bazı bölümlerde halen staj zorunluluğu vardır ve uygulanmaktadır. Staj tamamlama notu ve staj ücreti de verilmektedir.
Uzaktan eğitim döneminde, staj yapılabilmesi uygun olan bölümlerde eğitim gören gençlerimiz, ikamet ettikleri bölgelerde iş yerleri ile buluşturulur. Bu konuda ticaret ve meslek odaları, üniversiteler ve yerelde hizmet veren gönüllüler yardımcı olurlar. İş yerlerinde talep alınabilir. Staj ve sınıf geçme yönetmeliğine bir madde eklenir ve öğrenci çalıştığı iş yerinde eğitimine devam eder. İş yeri çalışmasına not verir, bağlı olduğu eğitim kurumu değerlendirir.
Aynı zamanda öğrenciler, üniversitelerdeki uzaktan eğitimlerine devam ederler.
Staj yaptığı iş yeri, stajyer ücretini öder ya da devlet teşvik eder ve sigortasını da öder.
Hayat pratiğinin, en az örgün eğitim kadar önemi vardır. Kayıp zamanların telefisi ancak bu şekilde sağlanabilir.
Bu modelin uygulamalarının “ gönüllülük “ esasına göre başlatılarak zorunluluğa doğru evrilmesi geleceğin toplumu açısından stratejik öneme sahiptir.

Dr. İsmail SERİNKAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Serinkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi