Mecburi eğitimin herkese 12 yıl olması yanlıştır

Mecburi eğitimin herkese 12 yıl olması hem devlete hem millete zulümdür.
Temel eğitimden sonra toplumun ihtiyacı olan alanlarda becerisi olan öğrencilere mecburi eğitim verilmelidir. Geri kalanlar ya kendileri özel eğitim almalı, ya da açık öğretimle pratik sanat eğitimine yöneltilmelidir.

Bu düşünceye göre üniversiteler de şekillenmeli, devlet üniversiteleri, özel üniversiteler ve halk üniversiteleri oluşturulmalıdır.
Devlet üniversiteleri ücretsiz olmalı, büyük ölçüde iş güvencesi verilmeli, öğrenim çağındakilerin yüzde 25-30'una tekabül etmelidir.
Özel üniversiteler ders başarı puanlarını merkezi genel sınavlarla belirlemeli, başarılı olanlara devlet üniversiteleri denkliği verilmeli, ancak devlet memurluğuna devlet üniversitesi dışından alım yapılmamalıdır.
Halk üniversiteleri açık öğretim usulüyle pratik meslek çalışanlarına yönelik olmalı, sadece kariyer belirlemeye yaramalı, devlet memurluğuna geçiş mümkün olmamalıdır.

Devlet üniversitelerini bitiremeyen hiç kimse devlet memurluğuna alınmamalıdır.
Devlet üniversitesinde okuyanlara devlet desteği verilmeli, ancak devlete karşı şiddet eylemlerine karışanlar hüküm giymemiş dahi olsa okuldan atılmalıdır.
Ayrıca birinci dereceden akrabası devlete karşı terör eylemlerinden hüküm giyenler de devlet üniversitelerinden atılmalıdır.
***
SEÇİLMEK İCİN NE GEREKLİ
Bu soruyu 10-20 yaş grubuna sorsak "elbet halkın oy vermesi" diyecektir.
20-30 yaş arasındaki birine sorsak kariyer, 30-40 yaş arasındaki plan proje diyecektir.
40 yaş üstündekiler yavaş yavaş gerçekleri göreceklerdir.
Demokrasilerde yönetimler halkın oylarıyla belirlenir.
Görüntü böyle olsa da işin derinliği böyle değildir.
Ancak, fakat, lakin ile başlayan paragraflar sonucu seçilmek için gerekli şartlar çok farklılaşmaktadır.
Evet, sonuçta halk oy verir.
Fakat oraya gelene kadar birçok entrikalar çevrilir.
Ne pazarlıklar, ne yalakalıklar, ne tavizler ve sözler verilir. Hatta ciddi rüşvetler bile söz konusu olabilir.
Aday olmak zor bir iştir.
Sevilmek daha zor bir iş.
Seçildikten sonra diyet ödemek çok daha zor bir iştir.
Seçilmiş kişi iyi niyetli dürüst becerikli biri bile olsa bu yolu kat ederken aldığı yaralar onu bitap düşürür.
Ben bir kişiyi hatırlıyorum. Adını falan değil, yaptığını. DSP'li hükümette önemli bir bakanlığa getirildikten kısa bir süre sonra istifa edip köşesine çekilen.
Mustafa'ydı sanırım adı.
Adam "Ben müteahhitlerin kuklası olmam. Hizmet yapamayacaksam burada durmam" dedi.
Hepimiz unuttuk onu.
Dürüstlüğü ve duruşu takdir etmesini bilemediğimiz sürece biz çok çekeriz yanlışlıklardan.
Adaylıkta da aynı duyarsızlığımız var.
Hepimiz şikayetçiyiz tam demokratik bir seçim sisteminin olmayışından.
Ama seçilip düzenleme yapma konumuna gelmiş kimseden olumlu bir hareket göremiyoruz. Ta ki aday gösterilmeyip sistemin dışına atılana kadar.
***
SERDAR
Deve kervancısı yaşlanmış, ölüm döşeğine yatmıştı.
Tüm çalışanlarını, işçilerini, akrabalarını çağırıp birer birer helalleşiyordu.
Dedi ki.
"Benim çok sevdiğim şu devemi de getirin. Onunla da helalleşmek istiyorum. Tüm zenginliğimde onun çok büyük payı emeği var" dedi.
Deveyi getirdiler.
Erenlerden olan kervancı başı konuşmaya başladı.
"Ey güzel devem. Benim çok kahrımı çektin. Uçsuz bucaksız çölleri seninle aştık. Nice yükleri benim için taşıdın. Artık ben yolun sonuna geldim. Dar-ı bekaya göçmek üzere olduğum şu vakitlerde hakkını bana helal eder misin lütfen? dedi.
Deve, yıllarca ekmeğini yediği, suyunu içtiği sahibinin döşekteki aciz bitkin haline bakarak çok üzüldü.
"Ey benim cömert merhametli sahibim.
Seninle acı tatlı çok vaktimiz geçti.
Zaman oldu ağır yüklerini taşıdım
Yeri geldi çöllerde susuz kaldım, aç kaldım.
Tüm bu haklarımın hepsini sana helal ediyorum.
Ancak bir hakkım var ki bu beni çok üzdü, kırdı kahretti. Bu hakkımı sana asla helal etmeyeceğim."
"Nedir" dedi kervancı başı.
"Nedir seni üzen kahreden hatam?"
Deve derin bir iç geçirerek ağır ağır konuştu.
"Tüm haklarımı helal ediyorum.
Ancak bir hakkımı sana helal etmiyorum.
Seninle yaptığımız bu yolculuklarında bana verdiğin tüm sıkıntıların hiç biri bana zor gelmedi.
Ancak, benim başıma bir eşeği serdar ettin ya.
Bunu asla affetmeyeceğim" dedi.
Devlerin başına eşekleri serdar edenlerin kulakları çınlasın.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi