Ermezi-Azeri savaşında yanlış taktik

Azeri halkı zafere susamıştı.
Ermenilerle baş başa kalmaktan korkmuyorlardı.
Ama Ermenistan yalnız değildi.
Çekindikleri Ermenistan'ın arkasında yer alacak büyük devletlerdi.

Onun için vatan topraklarının üçte biri işgal altında olmasına rağmen fiili tepkiler vermekten çekiniyorlardı.
İşte böyle bir ortamda Kafkasya'nın şımarık çocuğu Ermenistan her zaman yaptığını yaptı ve Azerbaycan topraklarına toplu bir saldırıya geçti.
Amacı, enerji ve ulaşım noktalarını ele geçirmekti.
Bu sefer Azerbaycan sadece savunmada kalmadı ve kendi topraklarını geri almak için harekata girişti.
Bu noktada bir hataya düşüldü.

Azerbaycan bir miktar ilerleyişini çok abartarak büyük bir zafer yürüyüşü başlatmış gibi bir hava oluşturdu.
Ermenistan ise vatan elden gidiyor feryatlarına başladı.
Dünyada da böyle bir algı oluştu.
Azerbaycan Türkiye ile birlikte Ermenistan'ı boğuyor, yok ediyor şeklinde.
Halbuki gerçekler böyle değildi.

Evet, Azerbaycan işgal altındaki beş-on köyü kurtarmıştı ama bu işgal altındaki Azeri topraklarının yirmide biri bile değildi.
Öte yandan çok büyük can ve mal kayıpları da verilmekteydi.
Bilhassa Azeri köy ve kasabaları yoğun bir Ermeni saldırısına maruz kalmaktaydı.
Ermenistan kendi toprakları üzerinden etkili atışlarla Azeri topraklarını vuruyordu.
Hesap, Azerbaycan'ın bu noktalara ateş açmasıydı. Böylece Ermenistan topraklarına saldırı yapılıyor diyerek kendine destek olan devletlerin resmi yardımını sağlamayı hesap ediyor Ermenistan.

Azerbaycan ise hassasiyetle Ermenistan topraklarına saldırı yapmıyor ve sadece Ermeni işgali altındaki kendi toprakları üzerinde ilerleyişini sürdürüyor.
Her şey buraya kadar normal gibi.

Kanaatimce aşağıdaki konularda yanlış taktik uygulanıyor:
1- Ermenistanın Azerbaycan'a verdiği zararlar dünya kamuoyuna yeterince etkili bir şekilde aktarılamıyor.
2- Ermenistanın çok zorda olduğu yönündeki haberler Azeri halkının moralini yükseltiyor olsa da dünya kamuoyunu da Ermenistan'a yardım duygusunu artırıyor. Onun için bunun dozunu çok iyi ayarlamak gerek.
3- Ben harita üzerinden bakınca ya kuzeyden ya da güneyden ilerleyip Nahcivan'a kadar bir koridor açmanın çok etili olacağını düşünüyorum. Kıbrıs çıkartmasında Rumlar Türkiye'nin kuzeyden değil de güneyden geleceğini düşünüyorlardı. Çünkü en zor olanı kuzeydi. Türkiye şaşırtıp kuzeyden girdi ve başardı. Ermenistan'ın en beklemediği saldırı Karabağ'ın kuzeyinden ilerlenip Nahcivan'a kadar fethedilmesidir. Böylece hem Nahcivan-Azerbaycan-Türkiye arasında toprak bağı oluşacaktır, hem de Ermenistan ortasından ikiye bölünmüş olacaktır. Sonrasında sınır düzeltmeleri için masaya oturulması kolaylaşacaktır.
Güneyden Nahcivan'a kadar girilmesi ise İran Ermenistan arasına sert çekilmesini sağlayacaktır.
4- Savaşın başından bu yana hiç dile getirilmeyen " Savaş Tazminatları" konusu çok önemlidir. 27 yıldır işgal edilen, yakılıp yıkılan Azeri toprakları ve mağdur edilen Azeri vatandaşları için Azerbaycan yüksek sesle "Savaş Tazminatı" talep etmelidir.
4- Zaman Azerbaycan'ın aleyhine işlemektedir. Ne yapıp edip elini hızlandırmalı, işini çabuk bitirmelidir.
TÜRKİYE AÇISINDAN
Türkiye cihan harbinin sersemliğinden çıkmışa benziyor.
Yüzyıllık uyuşukluğu üzerinden atıp milli çıkarları için ciddi mücadeleler vermeye başladı.
Kıbrıs'la başlayan direniş, Kuzey Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Libya, Tunus ve Ege ile devam ediyor.
En son Azerbaycan politikası Türkiye'nin artık eski çekingen Türkiye olmadığının göstergesi.
Türkiye önüne konan her kağıda imza attırılan bir Türkiye değil artık.
Türkiye saldırgan maceraperest bir politika uygulamıyor.
Sadece kendi ülkesi ve milletinin hak ve menfaatlerini korumak kollamak mücadelesi verdiğini ispatlıyor.
Bunu da herkese çok iyi anlatabiliyor.
İşte Ukrayna'dan, Kırım'dan açık taviz vermeden Rusya ile Suriye'de Libya'da Kafkasya'da masaya oturabiliyor ve belli ölçüde uzlaşmalar sağlayabiliyor.
Yunanistan, Suriye, Irak, Filistin'den taviz vermeden ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ile belli ölçüde uzlaşmalar sağlayabiliyor.
Güçlü ve büyük devlet olmak bu yoldan geçer.
Korkak, pısırık, çekingen, içine kapanık, sessiz politikalar izleyen bir devletin büyük devlet olma iddiası da olamaz.
Türkiye Azerbaycan'da da ağırlığını koydu ve geri adım atmadan ısrarla Azerbaycan'ın hak ve menfaatlerini savunmada destek olduğunu açıkça ilan ediyor.
Türkiye bu tavrını devam ettirmelidir.
Geri adım atan Türkiye'ye büyük tuzaklar kurulur.
İleriye yönelmiş Türkiye'nin önü her zaman açıktır.
Sadece dikkat edilmesi gereken şey, nerde durulacağını doğru tespit etmek, diyalog kapılarını her zaman açık tutmak ve maceraperestçe davranışlara girmemektir.
Türkiye de zaten bugün bunu yapıyor.
Unutmamalıdır ki harekette bereket vardır.
Düşük ölçekli savaşlar bizim savaş kabiliyetimizi artırır.
PKK'nın bize kaybettirdiği kadar bu anlamda kazandırdıkları da vardır.
Salon subaylığından cephe subaylığına geçiş bu sayede olmuştur.
Bu tür çatışmalar aşı gibidir.
Ordumuza ve ülkemize bağışıklık kazandırıp büyük savaşlara hazır hale gelmesini sağlar.
Artık Türkiye kendi göbeğini kendi kesmesini öğrenmiştir.
Türkiye büyük Türkiye yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

AHMET KARAKAŞLI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi