Gelişmiş ülke

Gelişmiş ülke deriz ya..., Gelişmiş ülke, gelişmiş insanlarla olur. Gelişmiş ülke denilince, aslında o ülkede yaşayan insanların gelişmiş olduğunu yansıtır. Herkesin doğrusu farklı olduğu gibi, gelişmişliği de farklıdır ve farklı değerlendirilir.

Gelişmiş ülke denildiğinde “kişi başı milli gelir” ve “gelişmiş teknoloji” gibi kavramlar gelir aklımıza.
Gelişmiş ülke diyebileceğimiz “Fransa ve Almanya” gibi bazı Avrupa ülkelerinde yaşam kalitesinin üst seviyede olmasına rağmen Merkel eleştirilebiliyor, Macron’un sokakları sarı yeleklilerle, Trump’ın sokakları ise silahlı isyankarlarla dolabiliyor.

Demek ki gelişmenin ve gelişmişliğin sınırı yok. Yani gelişmiş ülkelerin insanları bile, daha fazlasını isteyebiliyor.
Gelişmişlik siyasilerin değil, ülke halkının hanesine yazılması gereken bir başarıdır.
Eğitimli toplum, öncelikle kendi bireysel gelişmişliğini, sonrasında ailesinin, mahallesinin, ilçesinin ve sonrasında ikamet ettiği ilin gelişmişliğini tamamlar. Yani gelişim detayda ve lokal bir alanda başlar.
Eğitimli toplum sınırları belirlediği gibi, sınırları da zorlar. Siyasilerin nasıl yöneteceğini değil, siyasiler tarafından nasıl yönetilmek istediğinin şartlarını belirler.

Yöneticiyseniz, yönettiğiniz insanların nasıl yönetilmek istediğini tespit etmelisiniz.
Yönetiliyorsanız nasıl yönetilmek istediğinizi belirtmelisiniz.
Çünkü yönetmek ve yönetilmek, gelişmişlik seviyesine göre endekslenir.

Yani gelişmiş ülke gelişmiş halk ile oluşur...!

SELAM DUA’DIR
Milyarlarca “sene” derler. Milyarı bilmem ancak binlerce senedir dünyanın gecesini, sabahını ve gündüzünü yaşamış ve yaşayanlar var.
Rutin bir düzen içerisinde gece yatar, sabah kalkarız. Hedefimiz gece huzurlu yatmak, sabah huzurlu bir şekilde gelmiş günü selamlamak. Gece kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, kalanlara sabahları bir selam. Kendisini tanımadan kaybettiklerimize rahmeti esirgemeyiz. Göç ettiği ebedi mekanında huzur bulsun , Allah’ın rahmeti üzerinde olsun isteriz. Dünyalık işlerin yoğunluğu mu desek, yorgunluk mu desek, desek, desek, diyerek süslü bahanelerle en yakın tanıdığımızdan bile bir selamı esirgeyebiliyoruz.

O artık rahmetli oldu! Allah’ın huzurunda. Peşinden bir acıma duygusu ve üzüntü ile rahmet diler dua ederiz. Rahmetliye yaşarken acaba kaç kez selam verdik? Bir sıkıntın var mı sorusunu kaç kez sorduk? Çayı demledim gel diyebildik mi?
İnsanların kazandığı para, bindiği araba, lüks evi ve yaptığı hatalar ile meşgul olmaktan, bir selamı unutur olduk.
İnsan ölünce insana değil, sadece duaya ihtiyacı vardır. Ancak yaşarken hem insana hemde duaya ihtiyacı vardır. Dua sadece okuduğumuz surelerden ibaret değildir, selam ve küçük bir hatırlamada dua’dır.
Dostunuza verdiğiniz bir selam, ektiğiniz bir tohum gibidir. Dostunuzun umutsuzluğunu umuda, sorunlarını çözüme, karmaşık duygularını aydınlığa kavuşturur. Karşılığında dostunuzun sevinci ve memnuniyeti, kendinize olan saygınızı artırır. Yani bir “SELAM”, sadece selam alana değil, selam verene de bir dua’dır.

Bu sabah değerli Dostum, dünya kik boks şampiyonu Gökhan Arslan’ın sözlü bir mesaj ile beni selamlaması, sağlıklı ve başarılı bir hafta dilemesi üzerine bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.
Teşekkürler Şampiyon

ALLAH, toprakla yüzleştiğimizde duasız, yaşarken selamsız bırakmasın...!

Acizane fikrim

Mustafa Göğüş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Göğüş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi