Netameli alanlar

Bazı alanlar vardır, kimse bulaşmak istemez.
Herkes bilir ki orada usulsüz, hukuksuz, acımasız bir hayat vardır.
Biri konuya yönelip, istismarı önlemeye niyet etse hemen bir linçle karşılaşır. Olayın her iki tarafından da tepki alır.
Sonra yıpranmış bir şekilde çark eder.
İnternette bir pavyon hikayesini dinledim.
Kadın 8 yaşından 31 yaşına kadar olan hayatını dobra dobra anlatıyor.
İnsanın içi cız ediyor.
Neden devlet el atmaz bu konulara, mağduriyetleri önlemez diyorsun.
Bu konularda şöyle şöyle yapılamaz mı demek istiyorsun.
Sonra, gelecek tepkileri düşünüp vazgeçiyorsun.
Bir bayan milletvekili "tecavüzcüler kısırlaştırılsın" dedi, öyle bir tepkiyle karşılaştı ki. Sesini kesip, bir kenara saklanmak zorunda kaldı.
Tamam.

Bu konuları açık açık konuşmak ve tartışmak konusunda yeterince cesur değiliz.
ama, ortada bir gerçek var.
Bu bir köle düzeni.
İlkel bir zihniyetin çağımıza uzanan bir eli.
Kadın istismarı.
Hala bu konuda düzenleme yapacak cesarette biri çıkmayacak mı?
Ya da sessiz ve derinden bir düzenleme yapılamaz mı?
Kadın, 1-1,5 yıldır sigortalı çalıştırılıyoruz diyor.
Para ile alınıp satılmalardan, usulsüz senetlerle borçlandırılıp köleleştirilmelerden bahsediyor.
Mesela, "Bin TL'nin üzerindeki borçlanmalar noter tasdikli olur" gibi bir düzenleme yapılamaz mı?
Ücretler belli bir standarda bağlanamaz mı?
Harcamalar belli bir limitle sınırlandırılamaz mı?
ve belki devlet açısından daha önemlisi, "tüm alışverişler kayıt altına alınıp, vergilendirilemez mi*"
İstismarlar için ağır cezalar verilip, caydırıcılık sağlanamaz mı?
Şimdi bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibiyim.
"Bırak, alan razı, satan razıysa, bize ne."
"Su testisi su yolunda kırılsın."
Bence olay bu kadar basit değil
Toplumsal yozlaşmanın temel taşlarından biri "emeksiz kazanç" kapılarıdır.
Bu alanlar da, hem emeksiz, hem vergisiz, hem de hukuksuz kazanç kapıları bence.
Bunlar devlet içinde devlet kurmuş ve sessizce hüküm sürmeye devam ediyorlar.
Eğer bizim tek devletimiz varsa, hiçbir kör nokta bırakmamak zorunda.
Kendi hakimiyet alanında başka krallıklara izin vermemeli.
Bu devletin bir tek vatandaşı haksız hukuksuz bir muameleye tabi tutuluyorsa, devlet bunu düzeltmeli.
Kim olursa olsun.
Kadın erkek, alkolik, fahişe, kumarbaz.
Herkes devlet hukukunun içindeki yerini alacak ve kurallara uyacak.
Sen kucak kucak para kazanacaksın, sonra vergini bile vermeyeceksin.
Köylü, çoluk çocuk bir yıl çalışıp bir ürün parası kazanacak, sen kurduğun tezgahla onu bir gecede elinden alacaksın.
O çoluk çocuğun bir yıl aç kalmasına sebep olacaksın.
ve devlet de o çocuklara sosyal yardım edecek.
Devlet buna artık izin vermemeli.
"Ee, ne yapalım, her vatandaşın yanına asker polis mi dikelim" deme bana.
Arızayı gör, kabul et, gidermek için tedbirler al.
Giriş çıkışları emniyet ve vergi dairesinin kontrol ve denetimine al.
Fiyatları ve hizmetleri standartlaştır, görülecek duyulacak yerde ilan ettir.
Biz sebzecilik yaparken 5 liralık domatesin üzerine etiket koymadık diye yüz lira ceza yazmasını bilen devlet, yüz bin liranın deve edildiği mekanlara neden fiyat etiketi koydurmaz?
Biz, kaldırıma bir kasa koyduk diye ceza yazan zabıta, yerlere yayılıp saçılan bu alanlara niye el atmaz?
Güçleri yetmez öyle mi.
o zaman siz nasıl bir devletsiniz?
Belli sayıda personel çalıştıran, belli ciroya, belli alana sahip yerlerde keş para değil, kartlı para ödemesi yapılmalı.
Böylece, kim ne kadar ödeme yapmış, bilinmeli.
Ve bu kartın içinde de hizmetler kalem kalem belirtilmeli.
Arkadaş,
Devlet devlet olmalı.
Kendi alanında kendine kafa tutan kimseye pabuç bırakmamalı.
Her bir ferdinin hak ve hukukunu sonuna kadar savunabilen, sağlayabilen bir devlet olmalı.
Çocuk evliliklerine kafayı takan duyarlı kesim, çocuk dansözlere, çocuk seks işçilerine, kadın kölelere de kafayı takabilmelidirler.
Olaya bazılarının özgürlüklerinin kısıtlanması açısından bakmıyorum.
Olayı herkesin özgürlüğünün teminat altına alınması, aldatılmaması, kandırılmaması, istismara uğratılmaması açısından bakıyorum.
Çocuk evlilikleri olayın en küçük boyutu. Devede kulak gibi.
Asıl olay işte bu.
İnsanların köleleştirilmesi, istismara uğratılması.
Herkesin söyleyecek süslü süslü sözleri olduğunu biliyorum.
Ama ben süslü kelimeler, cümleler yerine gerçekçi çözüm odaklı icraatlar istiyorum.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi