Makaron, Macron ve Avrupa Birliği

Makaron, Macron ve Avrupa Birliği

Makaron, Macron ve Avrupa Birliği

1862’de kurulan ve Fransa’nın en önemli pastanelerinden biri olan Laduree’nin mutfağında kuzeni iki makaron arasına enfes bir tereyağ kreması koymasıyla Fransa bambaşka bir makaronla tanışıyor.

ABD merkezli haber sitesi Bloomberg, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Doğu Akdeniz'de 'Türkiye'ye yönelttiği boş tehditlerle gülünç duruma düştüğüne' dikkat çekerek, yalnız kaldığını yazdı.

Türkiye ve özellikle Cumhurbaşkanımız da sürekli İslam’a saldırmayı ve tereyağı gibi üste çıkmaya çalışan Macron’a gerektiği kıvamda cevap vererek kendisini ayarda tutmaya çalışmaktadır.

Bugün Fransa’da Katoliklerden sonra ülkedeki ikinci büyük inanç olan İslam’ın ağırlığı gençler içerisinde gitgide artmaktadır. Fransa da ülkesindeki Müslümanlar için kendisine göre sözde bir İslam modeli tasarımlamak istemektedir. Küstah Macron’un, peygamber efendimize hakaret içeren karikatürlerin yayınlanmasından vazgeçilmeyeceği söylemine karşın İslam ülkelerinden gerekli şekilde bir tepki verilememiştir. Toplam ihracatı 555 milyar dolar olan Fransa’nın İslam ülkeleriyle olan dış ticaret hacmi 2019 yılında 100 milyar doları aşmaktadır. Aslında izlenecek esaslı bir politika ile bu ürünlerin Türkiye ve diğer AB ülkelerinden ikamesi mümkündür.

Özellikle Brüksel’deki son zirvede Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulanmasını bekleyen Yunanistan ve Fransa adeta hüsrana uğramıştır. Sonuç bildirgesinde "Avrupa Birliği Türkiye ile diyaloğa fırsat tanımak istiyor" denilerek, özellikle Almanya, İtalya ve İspanya ise Türkiye’ye karşı bir yaptırım kararının karşısında durmuştur.
İngilizlerin ünlü politikacısı Winston Churchill’in bir sözü vardır; “Düşmanların mı var? Ne hoş! Bu, hayatta bazı konularda karakterli bir duruş sergilemişsin demektir.” der. Aslında bu ülkelerin bizim tarafımızda yer almasının nedeni, Sayın Cumhurbaşkanımızın sergilediği karakterli bir duruş ve ona bağlı olarak izlediği güç ve denge politikasıdır.
Bizdeki yersiz basının bir gün önceki haberlerine bakarsanız, ardı ardına yaptırım kararları çıkacak, Türkiye Avrupa’dan dışlanacak ve İran benzeri yalnızlaşmış bir ülke olacaktı. Fakat unuttukları bir şey var; Türkiye artık eski Türkiye değildir!
TÜİK verilerine göre 2019 yılında en çok ihracat yaptığımız ülkelerin ilk üçü Avrupa ülkesi olan Almanya, İngiltere ve İtalya’dır. Bu durum 2020 yılı içerisinde ise Almanya, ABD, Irak, İngiltere ve hatta Fransa olarak devam etmektedir.
Yani bunlar şunu göstermektedir, Avrupa ülkeleri ne Türklerden ne de Türk ürünlerinden vazgeçememektedir. Bunun sebebi Akif’in ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz: Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!’ sözünde gizlidir.
Çok değil 20 sene içinde kendini olduğundan çok büyük ve önemli sayan Avrupa Birliği dağılacaktır. Bunun en önemli emaresi de İngiltere’nin Brexit (Birleşik Krallık ve Çıkış) ile birlikten ayrılmak istemesidir.
Konuyu bir kıssa ile noktalamak istiyorum. Burada dikkat çekmek istediğim şudur; kendini olduğundan büyük görüp kibirlenen gerek kişiler gerekse milletler bir gün gelecek ilahi kudret karşısında boyun eğecektir.
21. yüzyıl geçmişten ders alarak atiye nizam vermeye çalışan, yüzyıllar boyunca İslam’a hizmet etmiş ve onun bayraktarlığını yapmış Türk milletinin asrı olacaktır.
Kibirli Fare ile Sabırlı Devenin İbretlik Hikâyesi
Küçük bir fare kocaman bir devenin yularını kapmış, eline almış, kurula kurula gidiyordu. Deve, kendi huyu, uysal tabiatı yüzünden, onunla yol alıp giderken fare, kendi küçüklüğünü göremeden:
“– Meğer ben ne müthiş bir pehlivanmışım, develeri sürükleyebilecek bir yiğitmişim!” diye böbürleniyordu. Gide gide bir nehrin kenarına geldiler. Nehri gören fare, kibrinin şaşkınlığı içinde donup kaldı. Onun kibrinin farkında olan deve ise, manidar bir şekilde:
“– Ey dağda, ovada bana arkadaşlık eden! Neden durakladın? Neden böyle şaşırıp kaldın? Haydi, yiğitçe nehrin içine gir. Sen benim kılavuzum, öncüm değil misin? Yol ortasında böyle şaşırıp kalmak, sana yaraşır mı?” dedi.
Mahcup düşen fare, kekeleyerek şöyle cevap verdi:
“–Arkadaş! Bu su pek büyük, pek derin bir su; boğulurum diye korkuyorum.” Deve suyun içine girip:
“– Ey kör fare! Su diz boyu imiş, korkmana gerek yok!” dedi.
Fare çaresiz ve mahcup itirafına devam etti:
“–Ey hünerli deve! Nehir sana göre karınca, bize göre de ejderha gibidir. Çünkü dizden dize fark vardır. Benimki gibi yüz tane dizi üst üste koysak, ancak senin bir dizin eder.”
Bunun üzerine akıllı deve, fareye şu nasihatte bulundu:
“–Öyleyse, gurur ve kibre aldanıp bir daha terbiyesizlik etmeye kalkma; haddini bil! Sana olan hoş görüş ve müsamahama kapılıp şımarma; çünkü Allah, şımaranları sevmez!..
Var git; sen, kendin gibi farelerle boy ölçüş!”
Artık, iyiden iyiye gerçeği anlayıp utanmış bulunan fare:
“–Tövbe ettim, pişman oldum. Allah için olsun şu öldürücü, şu boğucu sudan beni geçir!” diye yalvardı.
Böylece deve, yine merhamet edip ona acıdı da:
“– Haydi! Sıçra da hörgücümün üstüne çık, otur! Bu sudan geçmek veya başkalarını geçirmek benim işimdir. Zira vazifem, senin gibi yüz binlerce âcize hizmetten ibarettir” dedi ve fareyi nehrin öbür tarafına geçirdi.

Kenan AYDIN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan Aydın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi