Kurum müdürlerinin ağırlığı

İlkokul müdürüm rahmetli İsmail Bayav'ı hatırlıyorum.
Adam her haliyle kendini Atatürk'ün Nazilli Recep Bey İlkokulu'ndaki yansıması gibi görür, öyle hareket ederdi. Durusuyla, bakışıyla, konuşmasıyla. Kaşlarına bile Atatürk'ün kası gibi şekil verirdi. Din dersimize o girerdi branş öğretmeni olmadığı için. Çok güzel besmele çekerdi. Çocuk aklımızla neden oruç tutmuyorsunuz diye sorduğumuzu hatırlıyorum. "Benim midem de rahatsızlığım var. Hasta olanlara dinimiz izin verir" demişti. Bu bile ne güzel bir ifade. Diplomat gibi nezaketli. Biz 10 yaşındayız o belki 55-60 yaşındaydı o zaman.

Meslek lisesindeki Muzaffer Yüzbaşıoğlu'nu hatırlıyorum. Baktı mı gözünün en derinliğiyle bakardı. Okuldan ayrılırken bir devlet başkanı edasıyla veda etti. Kendi de ağladı, tüm okul öğrencilerini de ağlattı.

İzmir Motor Meslek Lisesi Müdürü Ahmet Muhtar Fildişi'ni hatırlıyorum. Okul boykotta. Öğrenciler kantinde. Malum marşlar çalınıyor. Ortalığın karışık olduğu, her gün üç beş kişinin öldürüldüğü bir dönem.

Tek başına kantine gelip, "Çocuklar ya derse gireceksiniz, ya da okulu terk edeceksiniz. Yoksa karışmam" dedi. Öğrenci başkanı, "Boykot bizim hakkımız" deyiverdi. O müdür başkanı yakasından tuttuğu gibi dışarı sürüklemeye başladı. Diğer arkadaşlar araya girip, "Hocam, arkadaşımızı götürmeyin" diye adeta yalvardılar. Sonunda bıraktı ama "Yarım saat sonra hepinizi dağıtırım" dedi. Gitti. 20 dakika sonra orada bir tek öğrenci kalmamıştı.
O kadar öğrenci istese o müdürü tükrüğüyle boğardı. Ama o fanatik öğrencilerden hiçbirinin aklına bile gelmedi müdüre zarar vermek. Çünkü adam müdürdü.
O zamanların okul müdürlerini düşünüyorum.

Okul sayıları çok az. Okul müdürleri sanki sırf bu iş için yetiştirilmiş donanımlı, ağırlıklı, babacan, idareci, otoriter kişilerdi.
Günümüzde (40 yıldır) müdürlükler çok ayağa düştü.
Bir siyasinin eteğine yapışan müdürlük kaptı.
Çok okul olunca birçok liyakatsiz kişi arada eriyip kayboldu gitti.
Liyakat diyorsak, her alanda liyakat isteyeceğiz.
Öğretmende de, müdüre de, başkan, vekil ve bakandan da isteyeceğiz.
Oturduğu makamı kaldıracak bir adam bulmalıyız.
Nazilli Kaymakamı yılbaşı gecesi karayoluna çıkıp araçları durdurarak hal hatır ediyor ve sürücülere ikramda bulunuyor.
Tarzı devlet adamlığına yakışır bir tarz. Hatta kaymakamlardan beklenmeyen bir tarz.
Burada bir başka kaymakamın bir köy ziyaretini paylaşmıştım. Tişortle köye giriyor, doğruca yol kenarındaki bir meyve ağacına yönelip bir iki şey koparıyor, yiyor. Sonrasındaki konuşmalar falan.
İki kaymakam arasında dağlar kadar fark var.
Kaymakam dediğin Cumhurbaşkanı'nı ilçede temsil eden kişidir. Bu ağırlıkta olmalıdır.
Her alanda doğru adamları uygun makamlara getirecek bir sistem oluşturmalıyız.
Unutmayalım.
En iyi kanunlar kötü insanlar elinde kötü sonuç verir.
En kötü kanunlar iyi insanlar elinde iyi sonuç verir.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi