Ucuz Siyaset ve Bilinç

Bir vatandaş, kimya, biyoloji laboratuvarında yapılan işleri büyük bir hayranlıkla izler. Çünkü yapılanları kavrayabilmek için ya orada uzun bir süre çalışmak ya da eğitimini almış olmak gerekir. Hakeza aynı durum bir yazılımcı için de geçerlidir, kod yazmak hakkında bilgisi olmayan biri yazılımcıyı sadece izler. Lakin siyaset kurumuna gelince iş değişir. Siyaset laboratuvar bilimlerine ve yazılımcılığa nazaran ucuz bir alandır. Çünkü hakkında konuşmak için haberleri takip etmek yeterlidir. Sadece haberler üzerinden konuşulanlar siyaset midir yoksa particilik veya gündem yorumlama mıdır?

Köklerini Platon’a, Kutadgu Bilig’e, Magna Carta’ya kadar götürebileceğimiz bir kurum nasıl sadece haberleri takip ederek kavranabilir ki? Siyaset konuşabilmek için tarih, sosyoloji, psikoloji hatta edebiyat birikimi ve neden sonuç ilişkileri kurmak gerekir. Bugünün Türkiye’sini anlayabilmek için Osmanlı’nın yıkılış sebeplerinin bilinmesi lazım. Atatürk’ü, dönemini anlamadan AK Parti anlaşılabilir mi? Ne oldu da siyasal İslamcılar on dokuz yıldır istikrarla bu ülkeyi yönetebiliyor?
Misal tarihimizde ordu neden bu kadar siyasete müdahale etmiştir? Bir başka açıdan bakarsak elinde silah bulunan ordu neden bu kadar az müdahale etmiştir? Menderes’in iktidardan indirilişi, onun ardından Adalet Partisi ile yükselen komünizm karşıtı hava ve bununla beraber sokaktaki gençlik hareketleri, Türkiye İşçi Partisi’nin kurulması, 1961 Anayasa’sını bilmeden, 27 Mayıs Hareketini anlamadan nasıl konuşulabilir? Bunları konuşmak için emek, kitap, sabır gerekir. Ayrıca sadece internetteki forumlardan bunlar öğrenilmez.

CHP böyle yapmış,” diyerek başlanan sözler particiliktir. Siyaset kurumuna sadece partiler üzerinden bakarsak ancak partileri yarıştırmış oluruz. Sadece bugünkü durumları üzerinden konuşmak ise gündem yorumculuğundan öteye gitmez.

Tüm bunlarla beraber -en çok önemsediğim- siyasette kesinlikle duygusallık yoktur. Her şeyi akıl süzgecinden geçirmek gerekir. Duygusallığın en hafif sonucu slogan atmaktır. Slogan aklı saf dışı bıraktığı gibi yerinde saymanın ve düşünmemenin gürültülü ifade biçimidir. “Tek yol devrim,” diye bağır çağır, devrimden sonrası nasıl olacak? Yıkmak kolaydır, asıl mesele yıkılanın yerine eskisinden daha iyisini getirebilmek. Eğer devrimden sonrası düşünülmüyorsa yapılan eylem devrimcilik değil yıkıcılıktır. Yıkmaya herkes katılabilir peki yeniden yapma işinde kimler var?

Devlet, siyaset kurumundaki partiler, kişiler ve kuruluşlarla somutlaşır. Her insan haklarıyla doğar. Yaşama, özgürlük…vs. bunları düzenlemesi için devlete emanet ederiz. Nisa Suresi 58. Ayette “Emanetlerinizi ehline verin,” der. Bu ayeti unutmamakla beraber vatandaşı siyasetten uzaklaştırmak da kabul edilemez. Çünkü “Siyasetle ilgilenmeyen vatandaşı vatandaşla ilgilenmeyen siyasetçi yönetir.” İhtiyacımız olan bilinçli olabilmek ve kalabilmek.

Nadir Can Sucu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nadir Can Sucu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi