FİKRİ’min İNCE gülü

Ne demiş Fikri Sağlar?
“… türbanlı bir hakimin karşısına çıktığım zaman adaletin yerine getirileceği konusunda kuşkularım var. “
Bu cümleye anlam katabilmek için birazcık türetmek istiyorum.
“Hayvan sevmeyen bir hakimin karşısına hayvana eziyet eden birisi çıkarsa adaletin yerine getirileceği konusunda kuşkularım var."
“Karısını ikinci sınıf insan sayan ve kötü muamele eden dünya görüşüne sahip bir hakimin, kadına şiddetten karşısına çıkan kravatlı birine iyi hal hükümleri uygulamayacağı konusunda kuşkularım var.”

“Fesli, sarıklı bir hakimin karşısına çıktığım zaman adaletin yerine getirileceği konusunda kuşkularım var.”
“İktidar mensupları karşısında, cübbesinde düğme ve ilik olmamasına rağmen yalakalık olsun diye önünü iliklemeye çalışan yargı mensuplarının adaleti yerine getireceği konusunda kuşkularım var.”

Burada aslında sorun şüphedir. Yani yargılayan kişinin olaylara bakış açısındaki sosyolojik ve siyasal kimliği ve duruşudur.
Pekiiiii, başörtüsü nedir, türban nedir? Ne zaman piyasaya çıkmışlardır? Aralarındaki farklar nelerdir? Türban bir başörtüsü müdür yoksa siyasal bir duruş mudur? Amaç dinen örtünmek ise neden başörtüsünde değil de türbanda diretilmektedir?

-Türban 1980 ve 1990 yılları arasında katil Kenan Evren ve ilk YÖK Başkanı İhsan Doğramacı tarafından üretilmiştir. Başörtüsünün geçmişi çok eskiye dayanmaktadır.
-Başörtüsü gelenekseldir, türban dine ve siyasete yapılan bir vurgudur.
-Başörtüsü Anadolu demektir. At arabası kullanır, traktör kullanır, hatta yemek yaparken yemeğin içine saç kılı düşürmez, işlevseldir. Türban Anadolu üstüdür, biraz da sosyetiktir, asla at arabası veya traktör kullanmaz. Bazen Suv araç, bazen de jeep kullanabilir. Birkaç renkten de ibaret değildir. Bir modası ve ona göre şekillenmiş tasarımcıları vardır. Yani içine biraz da liberalizm kaçmıştır.
-Başörtüsü politikadan anlamaz, acık bu konularda cahildir; Yunan gavuru bile sıyıramamıştır kadınlarımızın kafasından. Ulusalcıdır, pek severler Atatürk’ünü. Ama türban politikadan pek anlar. İki çeşittir. Cahili vardır, okumuşu da. Cahilinde sorun pek yoktur. Hükümetin durumuna göre pozisyon alır. Emme okumuşsa o zaman sıkıntılar baş gösteriverir. Doktor oluverir, erkek hastayı uzaktan muayene ediverir bazen. Ama hepsi için böyle söylenemez tabii ki. Kesin olan bir şey vardır ki başörtüsü politik değil, türban politiktir, politikaya göndermeler yapar ve yön tayin eder. Başörtüsü soptur, soydur. Ama türban oydur.

-İşin en enteresan tarafı ve aslında dikkatlerden kaçan en büyük farkı ise takılış biçimleridir. Aslında benim de anlamakta güçlük çektiğim yanı da budur. Evde denedim. Bir eşarp buldum ve saat tuttum. Eşarbı kafama takıp çenemin altına bağlamam tam 7 saniye sürdü. Türban ise Google'dan yaptığım araştırmalar neticesinde evde kullanım olursa 1 dakika 54 saniyede, pileli ev dışı kullanımda ise 2 dakika 38 saniyede, çapraz türban yapılırsa 4 dakika 44 saniyede, hasır türban yapılırsa 17 dakika 24 saniyede yapılabildiğini öğrendim. Ayrıca iki adet aparat ve 5 adet de toplu iğnenin kullanıldığını fark ettim. Dolayısıyla 20 saniyede pantolon, 20 saniyede bluz giyilebilirken aslında türbana bu kadar da zaman harcanıyorsa bir başörtüsü değil politik bir simge olduğunu, içinde bir emek olduğunu, eğer bunun devlet dairelerinde kullanılması halinde din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasındaki bir ayraç olduğunu fark ettim. Böylece benim de bir avukat olarak duruşmalara zeybek kıyafeti ile başımda kepim, yağlığım, pantulum ve körüklü çizmemle girebilme hakkımın olduğunu anladım.

İşte Fikri Sağlar’ın tam da anlatmak istediği şeyler de bunlardı aslında. AKP'nin demokrasiyi, özgürlükleri ve adaleti yok ederek din kuralları ile yönetilen bir devlete dönüştürme çabalarına sessiz kalmamaktı. Özellikle yargıdaki militanlaşmanın önüne geçilmesine dikkat çekti. AKP'nin bu hedefini din ve vicdan özgürlüğü takiyesinin arkasına saklama çabasına aldanan bugünün sözde özgürlük savunucuları, dünün yetmez ama evetçilerine de İran’da 1979 yılına giden tarihsel süreci hatırlattı. AKP'nin eski gömleğini aslında çıkartmadığını, bugün tek adam modeli ile siyasal İslamcı ideolojiyi bu ülkenin orta göbeğine oturtmak ve 1923 ile olan rövanşından hiç vazgeçmediğini bir kez daha haykırdı. Bunun için de çoğulcu demokrasiyi, insan hak ve özgürlüklerini, hukuk devletini korumakla yükümlü başta yargı olmak üzere tüm sivil anayasal erkleri ve kurumları siyasal İslamcı ideolojisi çerçevesinde militan kadrolaşmaya karşı göreve çağırdı.
Buraya kadar her şey tamam. AKP'den linç kampanyası başlatıldı, Bahçeli de bayılır bu sokak işlerine. O da verdi mehteri.
Buraya kadar tamam ve normal, beklenen sonuç. Ama normal olmayan ve gerçekten acı olan, insanın içini acıtan bir şey oldu. YCHP BU LİNÇ GİRİŞİMİNE ORTAK OLDU.
Yani Kemal Baba Fikri Sağlar’a verdi veriştirdi, yeni ortaklarına şirin gözükeyim diye, belki sağdan oy devşiririm diye. Yapmayacaktın bee Kemal Baba. Bugün Fikri’sine sahip çıkamayan, İnce’sine sahip çıkamayan yarın neyine sahip çıkamaz sen bil düşün gari.

Ama biz söyleriz “FİKRİ’min İNCE gülü"
Sen söylersin “….toplasam o öğütleri burdan köye yol olur.”
Haa bu arada neden sana baba diyoruz biliyon mu? Bu partinin öz evlatlarının…

AV. BARKAN KALINOMUZ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Barkan Kalınomuz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.

03

Davut Hamut - Bu kafa iflah olmaz.Arkadas kim ne giyerse giysin sana ne,bana ne,kime ne? Bırakın bu jakobenligi artık... Milletin giyiminden sana ne? İngiltere'de Pakistan'li doktor kadın türbanla, çarşafla görev yapıyor,kimsenin umurunda değil.. Pakistanli erkek doktor takkeli iş başında kimse bu ne demiyor.Bu ülke bilmemne paşa kışlası,millet de erat mı? Herkes sizin gibi giyinecek,sizin gibi düşünecek,size oy verecek öyle mi?Bu kafayla 270 sene geçse iktidar olamazsınız...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ocak 06:02
02

Xerxesgunes - Anlayamadığım güney doğuda aşiret reisinin oy verilecek partiyi belirlemesi, çobanın kendisine söylenen partiye oy vermesi gerçeğini vurgulamak için

Aysun Kayacı'nın

"benim oyumla çobanın oyu bir olur mu ?" demesi üzerine başlayan linç şimdi de aynı sığ beyinler tarafından Fikri Sağlar'a yöneldi

İnsan olmak zor mu ?

Hakim ve avukatların üniversel bir giysileri var

Türbanlı hakimin (türbansızlar da var) hangi pisliklerin oyuncağı olacağı meçhul bu nedenle güven duygusunu sarsar.

PS: Benim oyum o oyunu satan şerefsizlerin toplamının 1000 yılda göremeyecekleri kadar değerlidir. Ücretini ödemek isteyene ben de satarım. En fazla bana zengin şerefsiz derler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Ocak 15:03


Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi