Çalışan gazeteciler

Kıbrıs Barış Harekatı’nda İzmir’de Demokrat İzmir gazetesinde çalışıyordum.
Müessese müdürünün de adı Atila idi.

İstihbarat servisine girdi, benim masaya geldi ve ‘’Adaş seninle biraz görüşelim’’ dedi.
Toplantı salonunda bana niyetini söyledi:
-Sen askerliğini Kıbrıs’ta yaptın değil mi?
-Evet
-Hazırlan savaş muhabiri olarak Kıbrıs’a gidiyorsun.
-Olur giderim ama...
-Aması ne?
-Aması şu, eğer 200 milyon lira değerinde geçerliliği banka tarafından onaylanacak bir çek verirseniz giderim.
-Adaş bu nasıl gazetecilik?
-Sağlam gazetecilik; çünkü...
-Çünküsü ne?
-Atilla abi, maaşlarımızı zamanında ödemiyorsunuz, zorunlu masraflarımızı vermiyorsunuz. Ben Kıbrıs’ta ölürsem karıma oğluma kim bakacak?
-Yaaaaa demek öyle düşünüyorsun?
-Evet
-Peki Yeni Asır’da olsaydın aynı şeyleri ister miydin?
-Hayır; çünkü Yeni Asır’a güveniyorum. Orada Cemil Devrim, Dinç Bilgin Sayan Sokullu var, ayrıca Saruhan Ayber ağabeyim var, onlar benim ailemi ortada bırakmazlardı.

Çalışan gazeteci için çalıştığı gazete çok önemlidir; çünkü gazete yönetimine, başındaki ustalarına güvenmek ister.

Aynı görevi Cumhuriyet’te çalışırken verselerdi sorgusuz, sualsiz giderdim; çünkü Nadir Nadi, İlhan Selçuk, Oktay Kurtböke, Orhan Erinç ve Selahattin Güler gibi koşulsuz güvendiğim ağabeylerim vardı.
Reha Öz, Şükran Soner, Hikmet Çetinkaya gibi kadim dostlarım vardı.

Çalışan gazeteciler anımsandığında 24 Ocak 1963 yılında Çatalça’da kara saplanan treni izlemek için Çatalca’ya giden ve tipiye yakalanıp donarak ölen Hürriyet gazetesi muhabiri Yüksel Kasapbaşı, foto muhabiri Abidin Behbur Tapaner ve şoför Yüksel Öztürk gelir.
Ben o tarihte daha gazeteciliğe başlamamıştım bile ama o olay bilinçaltıma çivi gibi girmişti.

Gazetecilerin cezaevlerinde düşünce suçundan yattıkları, işkence gördükleri yeni bir şey değil ki,
İstibdattan beri reva görülen bu.
Çalışan gazeteci çok mu mutlu sanıyorsunuz?
İşsiz gazeteci ordusu varken nasıl mutlu olsun? Aldığın maaşı beğenmez ise işsizlerden birisine patron göz kırpar olur biter.
Siz çalışan çalışmayan gazetecilerin sayısını bir kenara bırakın da TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI (TGS) üyesi olan kaç gazeteci var ona bakın; çünkü mesleki dayanışmanın kalesi SENDİKALI OLMAKTIR.
Ne demişti ustalarımız: EMEĞİN ONURU SENDİKALI OLMAKTIR.
Eğer bugün yerel basın can çekişiyorsa bu kendisiyle yüzleşmekten korktuğu içindir.
Yerel basını bir izleyin bakalım hangi gazetelerde muhabirlerin ürettiği özel haberler, röportajlar ve yenilikler var ve hangi gazeteler ajans haberleriyle yayımlanıyor.
Ve gazeteciler kimler için methiyeler yazıyor ve nasıl ödüllendiriyorlar?
Ve daha önemlisi yaptıkları gerçekten gazetecilik mi?

Atilla Dağıstanlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Dağıstanlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi