Vahim bir duruma düştük! Annemizi öldürüyoruz

Biz kadınların gününü bir taraftan kutlarken aynı günde gazete manşetlerinde en az iki kadın cinayeti haberleri içimizi yakıyor.

Tüm dünya ile birlikte bizler de kadın konusuna, özellikle de kadına karşı işlenen suçlar ve cinayet noktasına ışık tutalım istedik. Öncelikle kadına karşı işlenen cinayetler ile ilgili daha doğru analiz yapabilmemiz için veri talebinde bulunduğumuz, verileri bizimle paylaşan başta İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu'ya ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Bursa Nilüfer ilçesi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Nergiz Döner hanımefendiye teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Evrensel bir sorun olan kadına karşı işlenen suçlar ve şiddet konusunda yaptığım incelemeler neticesinde özellikle de son dönemlerde çok ciddi bir artışın olduğunu gözlemlemekteyiz. İki yıldan fazladır kadına karşı işlenen suçlar üzerinde çalışıyorum. Neredeyse toplumun her kesiminden kadınla konuştum. Her bir mağduriyetin mahiyeti farklı. Bilindiği üzere kadına karşı işlenen suçlar noktasında 2000 yılından itibaren veri tutulmaya başlandı. Özellikle 2008–2020 tarihleri arasındaki 12 yıllık süreci incelediğimizde 3.621 kadının cinayete kurban gittiğini görüyoruz. Kadınların yüzde 12’si bilinmeyen–tanımadığı, yüzde30’u aile–akraba –tanıdık, yüzde 10’u eski eş-eski sevgili, yüzde 48’i eşi ve sevgilisi tarafından öldürüldü. Ki bunlar kayıt altına alınanlar. Peki ya kayıt altına alınamayanlar. Bu artışın sebebi ne? Ne oluyor da kadın öldürülüyor?

Her şeyden önemlisi bir yerde yanlış yapıldı. Bir yerde yanlış yaptık. Erkek niye öldürüyor? Kadın niye ölüyor? Neden ve niçin? Önce bu soruları sormamız lazım. Tarafgir olarak olmuyor bu iş. Öncelikle bize mütehassıs lazım. Şayet biz bu derdin, hastalığın sebebini bulmazsak, bu hastalık devam eder. Biz önce bu kör gidişin, bu telefatın sebebini bulmalıyız. O mu? Bu mu? Şu mu? Eğitimden başlayarak her açıdan değerlendirmeye almamız lazım.
Şimdiye kadar dinlediğim hiçbir kadının “ya bu erkekler bizi neden öldürüyor” dediğini duymadım. “Öldürüyorlar işte, zalimler ondan öldürüyorlar.” İşte efendim sorun o kadar basit değil. O iş öyle değil! Zalimi biz kendimiz doğurduk, büyüttük. Bir diğer önemli nokta da bu soruyu sormaktan korkmayın. Bu soruyu sormak kadını zan altında bırakmak anlamına gelmiyor. Bu soruyu sorduğumuzda daha henüz büyümeden, yayılmadan kanserli hücreyi tespit edip iyileştirmemiz anlamına geliyor. Soralım efendim; ne oldu da annemizi öldürüyoruz? Bir kadın öldüren annesini öldürmüş demektir. Bir şey var orda, ince bir şey. Daha beş gün evvel erkek “Çok seviyorum” diyordu. Bugün ne oldu da “öldürüyorsun en sevdiğini” sormamız lazım. Ne değişti? Ne ara o sevgi nefrete dönüştü? Ki keza kadın, kocası son raddeye gelene kadar ondan vazgeçmek istemiyor. Affetmek istiyor. Düzelsin istiyor. Haklı da. Kocasının yanında olması gereken ve olamayan kadın perişan oluyor. Bizim amacımız bu noktada sorunu damardan tespit edip, kadının ve erkeğin aile bütünlüğü içerisinde huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlamak olmalı.
Öncelikli olarak değinmemiz gereken bir diğer önemli nokta da, 2000 yılı itibarıyla istatistiki veri tutulmaya başlanmadan önce kadına karşı işlenen suçlar yok muydu? Ya da vardı da biz mi bilmiyorduk? Şöyle bir durum var bu noktada, bundan 30–40 yıl öncesine baktığımız da kadına karşı işlenen suçlar kapsamında özellikle de fiziksel şiddet vakalarına rastlamaktayız. Yalnız hem bu kadar yaygın, hem de mahiyeti bugün kadının maruz kaldığı şiddet ile aynı değildi. Yani kadına karşı uygulanan şiddet geçmişten bugüne; boyut ve mahiyet değiştirerek arttı. Bundan 30–40 yıl evvel erkeğin kadına bakışı, toplumun kavramlara bakış açısı da farklıydı. Geçmişte “komşu kızına bakma oğlum, yarın başımıza bir felaket gelir ilk o koşacak imdadımıza. Komşu kızına bakılmaz” diye bir terbiye vardı. Yetersiz de olsa bir eğitim vardı.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kadın geçmişte daha değerliydi. Kadın tarihinde özgürlük adı altında hiç bugünkü kadar aşağılanmamıştı. Kadın hayattır. Kadın olmazsa hayat olmaz. Hayat durur. Toprak olmazsa tohum elinizde kalır. O tohumu yeşertip yeni fidanlar yetiştiremezsiniz. Kadın topraktır. Kadın aşktır. Aşığa şiir yazdırandır. Kadın olmazsa bereket olmaz. İşte efendim tam da bu sebeple bu sorunu çözmek adına konunun derinine inmemiz lazım. Bu sorunu “kadının en iyi yapabileceği işin annelik olduğunu” iddia eden düşünce tarzı ve önüne arkasına, içeriğine bakmadan “İstanbul mutabakatını uygulatacağız, katil iyi hal indirimi alıyor, hemen salıveriliyor” şeklindeki bakış açılarıyla çözemeyiz. Aksine büyüyor. Böyle davranarak kadını ya sev ya terk et handikabı içerisinde bırakıyoruz. Kalıplaşmış iki görüş arasında tercih yapmaya zorluyoruz. Toplumda “80 milyonuz, içimizde her gün iki psikopat karısını öldürüyor, ben karımı öldürmedim ki, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesi hâkim. Bu düşünce yapısıyla sorunu çözemeyiz. Bizim çözüm odaklı olmayan bu üç düşünce tarzına da verilecek cevabımız var. Her şeyden önemlisi bu sorunu çözmek istiyorsak önce bakış açımızı değiştirmek, kalıplaşmış düşüncelerimizin dışına çıkmak zorundayız.

Şayet çözüm İstanbul mutabakatını uygulamak ise uygulayalım. Şayet çözüm 6284 sayılı kanunla çözülecekse uygulayalım. İslami değerler ve toplumsal değerlerle çözülecekse, bu değerler üzerinden hareket edelim. Yalnız gözden kaçan önemli bir de gerçeklik var ki çözüm bunlar değil.

Daha önceki “İstanbul Mutabakatı” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi İstanbul mutabakatı kapsamında uygulamaya konulan maddelerin hepsi kötü diyemem. Dersem bir kadın olarak önce kendime haksızlık etmiş olurum. Oturalım araştıralım, pedagojik sonuçlarına bakalım ve uygulanması gereken maddeleri uygulayalım. Uygulanması daha vahim sonuçlar doğuran maddeleri çıkartalım. Faydadan çok zarar getiren işlerde neden ısrar ediyoruz ki? İstanbul mutabakatı kapsamında uygulanan yasalardan sonra kadın cinayetlerinin arttığı gerçekliğini atlamayalım.
Bu konuda yürürlükte olan 6284 sayılı yasa şu anda zaten uygulanıyor. 6284 Sayılı Kanun'un amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Yasa İçişleri Bakanlığının uygulamaya koyduğu “KADES” iletişim hattı ile desteklenerek mesafe kat edilmeye çalışılıyor. Her gün aynı şeyi yaparak farklı sonuç almayı bekleyemeyiz. Çünkü kadını öldürmeyi, müebbet hapis yatmayı göze alan kocayı bu uygulama ile durdurmamız sanıldığı kadar kolay değil. Anlık bir durum bu. Kolluk kuvvetlerinin 10 saniye gecikmesi bir canımıza daha mâl oluyor. Düşünün her bir kolluk kuvveti mensubu bir kadın daha ölmesin, bir kişi daha katil olmasın diye özel bir caba harcıyor. Nereye kadar bu şekilde yetişeceğiz. Her gün bildiğimiz en az iki kadın öldürülüyor. Kadın son anda kolluk kuvvetlerine haber verecek ve onlar da yetişecek. Çözüm bu değil efendim. Bizim, öldürmeye nasıl geldi bu iş kısmına bakmamız lazım. Oraya bakmazsak kadınlar öldürülmeye devam edecek. Her gün acımız tazelenecek. Çözüm odaklı bakış açıları geliştirebilirsek ölümleri engelleyebiliriz. Öncelikle eğitim ve anlayışımızın değişmesi lazım. Toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelebileceği bir sempozyum veya “Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın” önderliğinde büyük çaplı katılımın sağlandığı bir divanın toplanması gerekiyor. Başka türlü olmaz.
Bu minvalde, bu bakış açısıyla, konuyu burada bırakmayarak çalışmaya devam edeceğim. Konuyu her yönüyle değerlendirerek sonuç alana kadar yazmaya ve takipçisi olmaya devam edeceğim…

Perihan MUŞ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Perihan Muş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi