Geleneksel kalkınma ve Jeopolitik-2 Misak-ı iktisadı

Bir ülkenin ekonomik gelişmesi; gelenek, görenek, kültürel yapısı ve jeopolitik durumuna göre şekillenir.

Önceki yazılarımda da paylaştığım üzere; bir ülkenin ekonomik gelişmesi yaşam kültürüne, kaynaklarına, bilgi birikimine ve bireylerin eğitimine göre biçim alır.

Ekonomik gelişmenin temelinde geleneksel kalkınma stratejisi temel esastır.

Ülkemiz, Cumhuriyetin kurulmasında temel esas olarak alınan geleneksel kalkınma politikaları ile (Misak-ı İktisadi) ilk on yılında çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. Milli ekonominin oluşturulması ve kalkınmanın buna göre planlanması sonuç vermiş ve bugünkü ekonominin temelleri atılmıştır.

Milli ekonomi kalkınma stratejisinden uzaklaşmış olduğumuz 1940’lı yıllardan sonra; ekonomik, kültürel ve siyasal dış etkilerin altına girilmiş ve 2000’li yıllara kadar süren bağımlılık hali kısmen de olsa günümüzde de devam etmektedir.

1940’lı yıllarda, İkinci Dünya Savaş’ından sonra gelişen süreçte, ABD’nin Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen boşluğu doldurması ve “TRUMAN DOKTRİNİ” ile dünya ülkelerini ABD bağımlılığı yaratması süreci başlatılmıştır.

Bu süreçte ülkemiz 1947 yılında “FULBRİGTH” anlaşması imzalamış ve “MARSHALL” yardımlarıyla ABD bağımlılığına sokulmuştur.

“Fulbright” anlaşması ile Eğitim Politikaları Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonun sekiz üyesinin 4’ü Amerikalıdır ve komisyon başkanı ABD diplomatik misyonudur.

Ülkemizin eğitim alanında yapmış olduğu bu anlaşmanın dezavantajları zamanla anlaşılmıştır. Ancak bu süreçten geri dönülmesi uzun yıllar alacaktır.

Eğitim gibi, bir ülkenin geleceğini kuran bir alanda politikaları belirlerken, yabancı ülke misyonunun da komisyonda yer alması ve hatta başkanlık yapması; ülkenin gelecek kuşakları ve geleceği ile ilgili bağımsız politikalar üretmesine engel olmuştur. Bu durum, bağımsızlık mücadelesi vermiş ve bu uğurda milyonlarca insanı şehit ve gazi olmuş milletimizin kabul edebileceği bir irade değildir.

Milli eğitimle başlayan bağımlılık, ekonomiyle devam etmiştir. Yıllarca süren bu bağımlılık, ülkemize en az elli yıl kaybettirmiştir. Ne zaman bu durum farkedilmiştir; o zaman ülkemizi kaosa, teröre sürükleme gayretleri baş göstermiştir.

Her ülke vatandaşımızın bu süreci okuması, anlaması ve fotoğrafa iyi bakması gerekmektedir.

Bugün yaşanan ekonomik sıkıntıların temelinde, 1947 ve sonrasının olumsuz etkilerini aramak doğru olur düşüncesindeyim.

Ekonomide istikrarın sağlanabilmesi; başta geleneklerimiz ve eğitim olmak üzere, kültürel birikime bağlıdır. Yaşam biçiminde ve eğitimde istikrarın sağlanamadığı bir ortamda, ekonomik istikrarı sağlamak mümkün olmayacaktır.

O halde, ülke ekonomisi ile ilgili politikaların belirlenmesinde, geleneksel kalkınma politikalarının uygulanması stratejik öneme sahip olmaktadır. Ekonomik yapısal bozukluğun (tabiri caizse) fabrika ayarlarına dönebilmesi için milli ekonomi politikalarının üretilmesi ve uygulamaya konması en başta gelen çözümdür.

Ülkemizin Cumhuriyetin kuruluşundaki Misak-ı İktisadi ekonomi politikalarına dönmesi ve günümüz tekniklerine uyarlaması, ekonomi politikalarımızın ilham kaynağı olmalıdır.

Dünyanın ekonomik bir savaş içinde olduğu konjonktürde, bir ülkenin ekonomik sisteminin katma değer yaratmasını başka bir ülke neden istesin?

Temel amacı kendi varlığını sürdürmek olan emperyalizmin, başka ülkelere yaşama fırsatı vermeyeceğini cümle alem bilmektedir. İşte tam bu nedenlerle, milli ekonominin bağımsız politikalarla ve geleneksel kalkınma yöntemleriyle ivme kazanacağını söylüyoruz.

Son yüzyılı iyi değerlendirmek gerekmektedir.

İki dünya savaşı görmüş, birçok buhran geçirmiş, çok önemli toplumsal, ekonomik ve sosyolojik değişikliklerin kısa vadelerde gerçekleştiği bir yüzyılın analizini iyi yapmak; geleceğin planlarını iyi belirleyebilmek için stratejik öneme sahiptir.

Çözüm, özümüzdedir.

Dr. İsmail SERİNKAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Serinkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi