Herkes işini en iyi yapmalı

Toplumsal hayatta herkesin rahat ve huzurlu olabilmesi için herkes kendi işini en iyi şekilde yapmalı.
Gelişmemiş toplumlarda en çok karşılaşılan sorun burada.

Herkes başkasının neler yapması gerektiğini çok iyi biliyor ve söylüyor ama kendi işini yapmaya gelince ihmalkarlık yapıyor.
Toplumsal hayatta bir görev almalıyız, bir yerimiz olmalı; sorumluluğumuz, rolümüz olmalı; tabii ki bunu da en iyi şekilde yapma gayreti içinde olmalıyız.
Herkes bunu yaptığında, hiçbir alan boş kalmaz ve işler çok daha iyi yürümeye başlar. İnsanlar da rahat ve huzur içinde yaşar.
Amacımız çevremizdekilere eziyet etmek, zorluk çıkarmak, üzmek olmamalı. Hepimizin amacı, hep birlikte dünya hayatını kolaylaştırmak, insanları mutlu ve müreffeh etmek olmalı.

Rusya'da boyarlar, köylüleri o adar ezmeselerdi, Bolşevik Devrimi olmayabilirdi ve boyarlar da öteki dünyaya boylamayabilirdi.
Fransa'da kilise ve kraliyet halkı o kadar ezmeseydi, belki Fransız Devrimi olmaz, ya da o kadar kan dökülmezdi.
Rüzgar eken fırtına biçer sözü bunu kastediyor belki.
Siz toplumsal hayatta kin ve nefret ekerseniz, insanları üzer, ezer, büzerseniz, bunun sonunda mutlaka karşılığını bulursunuz.
Ülkemizde Osmanlı'nın ilk ve orta dönemleri mutlu ve huzurlu geçti.
Gerileme ve batma dönemlerinde ise, elitlerle halk arasındaki iletişim koptu ve derin uçurumlar oluşmaya başladı.
Buna rağmen halk devletine sadık idi, devlet de halkına genel manada zulmetmiyordu. Osmanlı son zamanlarında yönetimde acziyet gösteriyordu. Eğer o zamanlarda halk eziyet çekmişse, bu acziyetten dolayı çekmiştir. Sistemli bir zulüm politikası yoktur.
Osmanlı'nın yıkılması sonrası, Batılı galip devletler bizim devlet yapımızı öyle planladılar ki, halk ile devlet sürekli itişip-kakışsın, çatışsın. Halkı da birbirine karşı kışkırtacak telkinlerde bulundular.

Türk devletinin kendi iradesiyle halkına planlı bir zulmetme politikası olduğuna hiçbir zaman inanmadım.
Evet. Bazı dönemlerde zulme uğrayan kesimler olmuştur. Ancak bunlarla ilgili olarak özel bir devlet politikası yoktur. Bu yanlış baskılar, dönemsel olarak dış dayatmalar ve telkinler sonucu olmuştur. Mesela, 27 Mayıs, 12 Eylül darbeleri Bunlara örnektir.
İfade etmek istediğim, bizim insanımızın kahir ekseriyeti, hiç kimseye zulmetmez, eziyet etmez. Kimsenin üzülmesinden mutlu olmaz.
Geçenlerde kaybolan bir telefon için karakola gittik. Personel yardımcı olmak için öyle samimi davrandı ki.
En son bekçi kadrosundaki görevli, kaybolan telefonu takip edecek sistem konusunda yardımcı olmaya çalıştı. İnsan böyle içten samimi görevlileri görünce devletine olan sevgisi artıyor. Bir de kaba saba görevlilerle karşılaşınca ilk tepki devlete kızmak oluyor.
Kimsenin devlete öfke duyulmasına sebep olma hakkı yok.
Hepimiz görevimizi en iyi şekidle yaparsak, herkes mutlu olacaktır.
Biz de.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi