Sosyal medya ve Facebook

Yüz yüzden utanır derlerdi ya.
Bu yüz yüze olduğunda daha makul konuşur, davranırsın anlamında.
Sosyal medyada yalnızsın ve kendi kendine kurup kurup rahatça köpürerek yazılar yazabiliyorsun.
Hepimiz böyleyiz.
Bu sebeple çok dostumuzu kırdık, kırıldık.
Bir olay üzerine hemen yazı yazmak, aşırı duygusal tepkilere yol açabiliyor.
Bir gün sonraya bırakmak daha iyi bence.
Bir de, yazdığını bir kaç kez okuyup öyle paylaşmak insana daha az hata yaptırıyor. Her yazdığım yazıyı tekrar okuduğumda mutlaka birçok hatalar ve aşırılıklar görüyorum. Bir kısmını düzeltiyorum.

HOŞGÖRÜSÜZ OLDUK
Toplumda gördüğüm bir kötü eğilim de hoşgörüsüzlük, hazımsızlık, fanatiklik.
Kendi fikrinden başkasına tahammülü olmayan çok insanlar var.
Farklı fikirleri düşmanlık olarak gören çok insan var.
"Sadece benim gibi düşünenleri dinlerim, okurum, başka düşüncelere kapalıyım" diyenler var.
"Haklı da olsan seni dinlemem, haksız da olsam eleştiri yapmanı asla istemem" diyenler var.
Burada eleştiri ile iftira yanıltma kandırmayı birbirine karıştıranlarımız da var tabii.
Doğru yolu, orta yolu bulamadık gitti.
Adam aleni yalan söylüyor, iftira atıyor, bunu kendi de taraftarları da biliyor, "Kardeşim, bu doğru değil" dediğinizde "Sen düşmanımsın" diyor.
Yalana inanmaktan mutluluk duyan insanlarımız da var.

KANUNİ AYAR
Karakter konusu eğitimle ilgili de, iftira ve yalan konusunda kanuni bir düzenleme getirilmeli.
Artık hangisi doğru hangisi yanlış bilinmez oldu.
Bu ortamdan en çok yurtdışı kaynaklı manipülasyon merkezleri karlı çıkıyorlar. Ülkemizde kaosun fitilini ateşliyorlar.
Bu konu çokönemli..
Şu anda safları belirlemişler, herkes siperlere yatmış, savaşı bekliyor gibiler.
Kimlerin hangi yalanlara inanacağını bu merkezler çok iyi biliyorlar.
Bir gün düğmeye basarlarsa toplumun üçte birini sokağa dökebilecek potansiyele sahipler.
İşte o gün bizim için çok zorlu bir gün olur.
Devlet bunun tedbirini mutlaka almalıdır.
Yalan üretme merkezlerini susturmalıdır.

***

HER ZAMANKİ GİBİ "TIK" YOK.
Fatih neslini beş yıldızlı otel odalarında yetiştiremeyiz.
Milli Eğitim Bakanlığı kendi eliyle öğrencileri "içkili" odalara koyup, seyredemez.
Bu ne demek?
"Milli Eğitim Bakanlığı ÖĞRENCİLERE ALKOLLÜ İÇECEKLER Mİ İKRAM EDİYOR?" diyen birinin çıkmasını bekliyorum.
Yok. Tık yok.
Direkt olmasa da dolaylı olarak aynen bunu yapıyor.
Nasıl mı?
Sorsalar söyleyeceğim.
Buradan daha fazlasını yazmak istemiyorum.
Devlet sızıntıları önlemek zorunda.
Devlet öğrencileri her türlü tehlike ve risklerden korumak zorunda.
Sen üç öğrenciyi içi alkol dolu dolapla birlikte bir odada sabahlatırsan, o öğrenci ne yapar?
STATÜKO diyoruz ya.
Bu statükoyu değiştirmedikçe, onlar sarıklı diye bar bar bağırır, kendileri alkolleri öğrencilerle yuvarlarlar.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi