Toplumsal gerginliği azaltalım

Toplumda büyük bir kutuplaşma var.
Bir arkadaşım, "Falanca partililerin hepsi ölse çok sevineceğim" dedi.
Çok şaşırdım. "Hepsi mi?" dedim. "Evet" dedi.
Halkın yüzde 52 oyunu alarak devlet yönetimini üstlenmiş birine siyaseten ciddiye alınacak kişiler tarafından parmak sallanıyor.
"Sonun Menderes gibi olmasın" deniyor.
Yani, "Senin sonun menderes gibi olacak" denilmeye çalışılıyor.
Bir başka biri "Yargılayacağız. Nereye kaçarsa kaçsın, bulup getirip yargılayacağız" diyor.
Peki, bugün yargı yok mu? Var.

Eğer birileri suçlu ise, suç duyurusunda bulunulur, veya savcılık re'sen harekete geçer ve yargılar. Suçlu bulunursa cezalandırılır, bulunmazsa beraat eder.
Neden bugün yargılanmayan biri için "Yarın seçimi kaybedince ya da darbe yapılınca yargılanacak, nereye kaçarsa kaçsın, bulunup getirilecek" deniliyor.
Bugünkü kanunlarla yargılanamadığına göre ve yarın yargılanacağına göre, yarın gerçekleşecek yönetim değişikliğiyle bugünkü hukuk da rafa kaldırılacak, bir başka hukuk getirilecek.
Yani darbe, devrim, neyse o.
Ve bunu kati şekilde söylemek demek, "Biz bu değişimi yapacağız" demek. Yani, "Biz darbe yapacağız" demek.
Ben böyle okuyorum.
Öte yandan bir TV kanalına bakınca tüylerim diken diken oluyor.
Sanki ülke yangın yeri, her yer kan revan. Hemen elime aldığım şeylerle sokağa fırlayası geliyor insanın. Bu kadar ağır tahrik.
O zaman anlıyorum, "Hepsi ölse sevineceğim" diyen bir vatandaşımızın duygularını.
Arkadaşlar, bu böyle gitmez.
Farklı görüşler, eğilimler mutlaka her dönemde olacak.
Bu görüşleri destekleyen de olacak, karşı çıkan da.
Ama biz 84 milyon bir ve beraber aynı kaderi paylaşıyoruz.
Asla birbirimizin felaketi üzerine mutluluk kurmamalıyız.
Biz bu duruma nasıl geldik.
Her sefer bir ve beraber olmakla gurur duyduğumuz insanlar neden birbirine düşman oldu.
Evet.
Son dönemde toplum tam orta yerinden ikiye bölünmüş ve birbirine düşmanca duygular içine girmiş durumda.
Bu büyük felaket.
Karadeniz'de çıkan doğalgazdan mutluluk duyamıyor.
Libya ile yaptığımız ve dünyayı ters köşe yatıran deniz yetki anlaşmasına karşı çıkıyor.
Azerbaycan'ın Ermenistan'ı savaşta mağlup edip, işgal altındaki topraklarını kurtarmasından rahatsız oluyor.
Suriye'de yaptığımız operasyonlarda PKK-YPG'yi darmadağın etmemizden üzüntü duyuyor.
Buna özetle "vatan hainliği" deyip geçmekle iş bitmiyor.
İki kesim birbirine öyle bilenmiş ki, karşı tarafın avantajına olacak her şeyden nefret ediyor.
Biz bu kin ve nefret büyüsünü bozmalıyız.
Toplumu birbirine düşman eden söylemlerden kaçınmalıyız.
Bir odak sürekli ayrışmayı ve düşmanlığı pompalıyor.
Karşı taraftan bir yanlış gördüğü an gözleri parlıyor ve o tarafın hepsini bu yanlışa ortak ilan ediyor.
Karşı tarafın bir güzelliğini ifade etmeyi ihanet görüyor.
Bir vakfın içinde yer alan pislik bir vatandaşın adi cürmü sonrasında, sadece o vakıf yöneticilerini, mensuplarının tamamını değil, o vakfın düşünce iklimindeki herkesi suçlu ilan eden bir yapı vardı.
Sonra iş döndü, kendi örgüt yapılarının içinde birçok benzeri yanlışları yapan kişiler çıktı. Mahçup oldular ama bu kişisel bir hatadır deyip kenara çekildiler.
O töhmet altına sokulan vakıf tarafından kimse çıkıp, "Siz de bu yanlışın ortağısınız" demedi.
Doğrusu da buydu.
Yanlış örgüt yönetimince desteklenmedikçe o örgütün yanlışı olmaz. Örgüt yönetimi bir yanlışın içine girse, o örgüt mensuplarının yanlışı olmaz.
Her yanlışın sorumluluk sahibi bellidir.
İşte aklı selim herkes bu konuda mutabık olmalı ve bu tarzı benimsemelidir.
Aksi tutumlar toplumu çatışma ortamına sürüklüyor.
Burada siyasilere ve yöneticilere büyük sorumluluklar düşüyor.
12 Eylül öncesi el sıkışmayan liderler vardı. Sonra cuntanın zindanlarında ekmeklerini paylaşmak zorunda kaldılar.
Bugün gerilimin artması, birilerine fırsat oluşturuyor olabilir.
Açık açık söylüyorum.
Eğer yanlış yapan kişi, örgüt vb varsa, bunlar hakkında adli işlem yapılmalıdır.
Eğer adli işlem yapılmıyorsa, yargının suçlu bulmadığı herkes toplumsal barışı sağlamak için aynı masaya oturmalı, ülke sorunlarını konuşmalıdır.
Siyasi liderler birbiriyle konuşmuyorsa, onların taraftarları birbiriyle kavga eder.
Savaşan ülkeler bile bir zaman sonra barış ilan edip, dostluk ilişkileri kurabiliyorlarsa, bizim siyasilerimiz neden seçimlerden bir süre sonra bir masaya oturup, gülen bir poz veremiyorlar?
Bu toplumu geriyor.
Toplumsal gerginliği azaltmada herkes görevini yapmalı.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi