Çoğunluğun kötü gidişatı ve erdemsizlik

Avrupa’dan Hindistan’a kadar boyun eğdiremediği, yenemediği hiç kimse kalmadığından tarihin en büyük komutanı olarak bilinen Makedonya Kralı Büyük İskender, namını duyduğu Sinoplu Diyojen’in ayağına kadar giderek “Dile benden ne dilersen” demiş, bilirsiniz… Diyojen, hem ‘varlığı anlamanın zenginliğine ulaşan kişinin eşyaya ihtiyacı olmadığını’ hem ‘otoriteye eyvallah etmediğini’ tarihe geçen şu tek cümlede özetler İskender’e: “Gölge etme başka ihsan istemem!”

Doğruluk, yardımseverlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik yani “erdem” Diyojen’in en çok değer verdiği şeydir. Yeryüzünde “özgürlükten” daha iyi bir şey olmadığını da söyleyen bu bilge adamın Büyük İskender’le başka bir karşılaşması daha vardır. Bir kemik yığınının içinde gördüğü Diyojen'den; “Orada ne arıyorsun” diye soran İskender’in aldığı cevap; “Kral babanın kemiklerini arıyorum. Fakat hangisi bir kölenin, hangisi senin babanın bilemiyorum” olur.

Kralından lafını esirgemeyen; yöneticilere, zenginlik ve güç sahiplerine methiyeler düzen hatiplere de ‘dalkavuk’ diyen, bilimin ‘gereksizlik’, servet edinmenin ve zenginliğin ‘erdemsizlik’, gerçek erdemin ise ‘doğaya uygun yaşamak, arzulardan ihtiyaçlardan kurtulmak’ olduğunu savunan Sinoplu Diyojen’in, bir fıçının içinde ve tek bir çanakla yaşarken, bir gün bir çocuğun çeşmeden eliyle su içtiğini görünce; “Eşya olarak bu da bana fazlaymış şu çocuktan öğrendim” deyip, çanağını da oracıkta bırakıp gittiği söylenir.

Varlığı anlamanın zenginliğine ulaşan kişinin eşyaya ihtiyacı olmadığı gerçeğini hayatına geçiren Diyojen’in kıssalarından aldığımız hisseleri heybemize koyup, Dostoyevski’nin ‘hâlâ canlı’ ifadeleriyle “gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği” postmodern dijital karanlık çağımıza dönelim. Öyle bir çağ ki bu; tarihteki hiçbir “erdem” sahibinden ders almamış milyarlarca insanla dolu. Tarih boyunca yazılmış neredeyse bütün kaynaklara ulaşabilme, tarih boyunca yaşanmış bütün olayları karşılaştırabilme ve bugün başımıza gelenleri görebilme imkânına sahip olan milyarlarca insan; bu fırsatı değerlendirmek yerine ‘aldatıcının kendi doğasında ve çevre doğada yarattığı tahribatı’ görmemeyi seçiyor.

İnsan toplumunun bu yeni “bakar kör” biçimi büyük bir hayal kırıklığından ibaret… Çoğunluğun gidişatından bahsediyorum elbette! Topluluk içinde bir ya da birkaç kişinin veya bir azınlığın ne düşündüğünün yahut nasıl davrandığının o toplumların genel hali açısından pek bir önemi yok. Önceki toplumları -içlerindeki bir kısım iyiye, doğruluk üzerine yaşayan azınlığa rağmen- kötü sona sürükleyen hep ‘çoğunluğun kötü gidişatı’ olmuştur.

Batı tipi uygarlık anlayışının çocuğu olan modernite ve onun ardından getirdikleri ile duygusuzlaşmış, sorumsuzlaşmış, bencilleşmiş günümüz insanı; ne yazık ki durmadan sefalet üretiyor ve bundan utanç duymuyor, gözleriyle görmesine rağmen gerçeği inkâr ediyor, yalanlıyor, yadsıyor, doğruyu bilmesine rağmen ondan sapıyor, bilinçsizce davranıyor, yaşadıkları yeri kendi elleriyle kirletiyor, zehirliyor, yağmalıyor, yok ediyor, yakıyor, mahvediyor, göz yumuyor, “sunulmuş yaşam olabilirliklerinin rezilliği” ile “utanç verici uzlaşmalara” girişmekten geri durmuyor!

Özetleyecek olursak; herkes nefsine, egosuna tapıyor, her durumda kendini aklıyor, sanki “bir tabiat kanunuymuş gibi” bir başkasını suçluyor. Hiç kimsenin hak yerini bulsun, gerçek neyse ortaya çıksın, doğru neyse bilelim, “komşum açken ben nasıl tok yatarım”, “ele verirken talkını ben nasıl yutarım salkımı” gibi derdi yok… Hiçbir “Ahlâk” kuralı da yok artık! İnsan; kendini mahvediyor.

O vakit Tarkovski’nin Andrei Rublev filminden birkaç cümle ile bitirelim: “Her şey kibir! Her şey boş! İnsanlık zaten aptallığa ve alçaklığa teslim edildi ve şimdi sadece kendini tekrarlıyor.”

Mehmet Aktaşgil

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aktaşgil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi