Öldürürken, öldürülüyormuş gibi yapmak

İnsanın ‘gerçekler ortadayken yalanlara inanmaya, aldatılmaya karşı baş edilemez eğiliminden’ daha önce de bahsetmiştik. Maalesef böyledir: Gerçeklerle yüzleşmekten korkan, gerçeklerin getireceği zorluklardan, sınanmalardan kaçan, yalanların, sahteliğin oluşturduğu ‘konfor’dan vazgeçemeyen insan; sürekli aldanmaya ve avunmaya meyillidir.

İşte bu meyilinden insanı yakalayan Küresel Aldatıcı ve (yumuşak koltukların, güçlü mevkilerin, yüksek kazançların, refah ve zenginliğin konforuna yakalanmış, vicdanı kirlenmiş, gönlü kararmış, kalbi taşlaşmış) ‘Temsilci Aygıtları’; sosyal medyadan, kürsülerden, parlamentolardan, kurumlardan -gerçek olmayan, herhangi bir gerçekliğe dayanmayan- haber ve slogan üretimi ile kontrol etme, değiştirme, yönlendirme, tüketme, ifrat ve ifsat etme faaliyetlerini ‘politika’ olarak ortaya koyar.

Küresel Aldatıcı’nın ‘insanlık ve/veya iyilik’ adına ‘hiçbir şey yapmamak politikası’ için ortak hareket ettiği; inançlar üzerinden ajitasyon dolu sloganlarla, şiirlerle kitleleri coşturan, süslü hamasi söylemlerle kandıran hatipler ve siyasetçiler dışında; medya, kültür sanat, bilim ve akademi sahasına yayılmış ‘piyonları/oyuncakları’ da vardır. Yeryüzünde fesat çıkarıp ele geçirdikleri yerleri mahveden Küresel Aldatıcı’nın bu ‘piyon/cakları’, kavramları ters yüz ederek -iyi rol kesme çabasına bile girmeden- ‘öldürürken öldürülüyormuş gibi’, ‘kötüyken iyiymiş gibi’ yapabilen, azgınlık derecesinde utanmaz ve kibirli; ‘Algı Aktörleri’dir.

‘Susarak’ ya da ‘Konuşarak’ ama bile bile; ‘Akademi Ödülleri’nde Oscar’ı avuçlayacak kadar tarihte eşi görülmemiş derecede kötü oyunculukla; katilken maktul, zâlimken mazlum, haksızken haklı, suçluyken masum rolü keserek her türlü medya ve politika sahnesinde boy gösteren bu ‘Algı Aktörleri’nin ‘kavramları ters yüz etmek’ dışında bir de ‘argumentum ad nauseam’ Latince terimiyle ifade edilebilecek ‘propaganda stratejileri’ vardır. Küresel Aldatıcı’nın ‘iletişim’ politikasını yeterli olmasa da az çok tanımlayan ‘bunaltana kadar argüman’ diye tercüme edilebilen bu terimin bir benzeri de ‘argumentum ad infinitum / sonsuza kadar argüman’dır. Küresel Aldatıcı, bu terimlerde ifade edildiği gibi ‘safsatalarını’ Temsilci Aygıtlarına, Algı Aktörlerine, İşbirlikçilerine, Piyon/caklarına ‘bunaltana kadar’ defalarca tekrar ettirerek, kitlelerin ‘beyinlerini yıkar.’

İnsanlığın ‘nesi var, nesi yok her şeyini’ hatta ‘ıztırablarını söyleyecek lisanını’ da kaybettiği, ‘kalbi olanların dilinin, dili olanların kalbinin olmadığı’ bu zamanda yeryüzündeki zulüm, haksızlık ve adaletsizliğin kaynağı olan Küresel Aldatıcı, bu stratejisiyle; zorluklardan, sınanmalardan kaçan, yalanların, sahteliğin yaşamında oluşturduğu konforundan vazgeçemeyen, sürekli aldanmaya meyilli kitleyi, kolayca nekropolitikalarına / biyopolitikalarına / pandemokrasisine boyun eğdirir.

‘Cep’lerindeki ‘yumuşak’ sosyal medya yataklarından, televizyonlarının karşısındaki ‘rahat’ koltuklarından kalkamayan, ‘kolay’ dijital hayatlardan dışarı çıkamayan kitle “mahkûmun gardiyanını seçme hürriyeti” çerçevesinde seçtikleri Küresel Aldatıcı’nın bu politikalarına, sahtekârlıklarına, yalanlarına inanır!

Bilinçsiz, erdemsiz, eylemsiz, iradesiz, akılsız insanlar; ‘öldürürken öldürülüyormuş gibi’, ‘kötüyken iyiymiş gibi’ yapabilen, azgınlık derecesinde utanmaz, kibirli Algı Aktörlerinin ‘yalanlarına’ inandıkça; Uzak Asya’dan Mescidi Aksa’ya kadar dünyanın her bir köşesinde, Çin’de, Maçin’de, ‘Batı’ Hindistan’da, ‘Kara’ Afrika’da, ‘Orta’ Doğu’da, ‘Latin’ Amerika’da ya da Avrupa’nın orta yerinde ‘zulüm, bitmez’, tüm insanlık için ‘yaklaşmakta olan’ kaçınılmaz son gerçekleşir.

Oysa… “Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile… Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hattâ yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır”… Ama nerede o vicdan sahibi, özgürlükçü ve bağımsız; faşizme, nazizme, siyonizme, kapitalizme, oligarşiye, firavunizme, sömürüye, yabancılaşmaya, ötekileştirmeye, mülkiyet tutkusuna, arzularını fazlaca sevmeye, nefsini put yapmaya karşı duracak İnsan!

Mehmet AKTAŞGİL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aktaşgil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi