Türkiye için iç savaş hazırlıları yapılıyor

Her şey, Amerika'ya giderken "artık Türkiye'de Alevi bir başbakan dönemi başlamalıdır" diyen siyasetçi ile başladı.
Önce köklü bir parti teşkilatlarında katı bir mezhepçi yapılanma gerçekleşti.
Sonra sembol isimler öne çıkartılıp, toplumun sinir uçlarına bıçak sokuldu.
Değişim, önce parti teşkilatında yapıldı. Sonra da parti seçmenleri buna uyarlanmaya başladı.
Küresel sömürgeci devletler, her zaman bir devletteki azınlıkları yönetime getirip, çoğunluklarla çatışmaya sokar.
Böylece ülke hep iç sorunlarıyla uğraşmaktan gelişmeye de dış dünyaya da ilgi gösteremez.

ÖZGÜRLÜKLER VE İFADE HÜRRİYETİ ELBET GEREK
Özgürlükler ve ifade hürriyeti başka bir şey, toplumsal çatışma zemini hazırlamak ve kaosu körüklemek başka bir şey.
Mesela, ilkesel olarak silahlı teröre karşı olursunuz ve kim kime karşı silahlı terör uygularsa karşı çıkarsınız. Tabii burada devletin kendine yönelik silahlı teröre verdiği refleksleri terör kapsamında ele alamazsınız. En fazla temel insan hakları kapsamında değerlendirirsiniz. Bunu yaparken de asıl terörün kaynağını ihmal etmezsiniz.
Bizde olan ise, terörle mücadele eden devlet her zaman suçlu ve katliamcı, teröristler ise her zaman haklı.
En son Gara Harekatı'nda şehit edilen savunmasız vatandaşlarımız konusunda teröristleri kınamayanlar, devleti acımasızca eleştirip, bu ölümlerden siz sorumlusunuz dediler açıkça. Yani, madem kurtaramayacaktınız, neden operasyon yaptınız diyorlar.

HER ŞEYİ DIŞ DÜŞMANLARA BAĞLAMAYIN
Son zamanlarda herkesin diline bu sakız verildi.
Ne zaman küresel emperyalizmin bize yaptığı operasyon ve saldırılardan bahsetsek hemen "her sorunu dış güçlere bağlamaktan vazgeçin. Her eleştiriyi beka sorunu deyip savuşturmaya kalkmayın" deniliyor.
Kendi devletini acımasızca eleştirenler, Türkiye'ye 200-300 yıldır saldıran, adeta Türkleri soykırımdan geçiren, esaret altına alan, askerlerimizi terhis ettiren, ordumuzu silahsızlandıran, binlerce yıllık tarihimizle aramıza set çektiren bu katiller zalimler sürüsüne laf ettirmiyorlar.
İşte o zaman üst akıl dediğimiz, aslında emperyalist işgalci akıl, bunların akıl hocasıdır demek gerekir.
Bakıyorsunuz, her stratejileri bu emperyalist devletlerle paralel.
Kanal İstanbul yapıyoruz deniliyor, emperyalizm asla diyor, bizdeki bir kısım siyasi de hayır diyor.
İstanbul Köprüsü, havaalanı yapacağız deniliyor, emperyalist devletler hayır diyor, bizdeki bir kısım siyasi de hayır diyor.
Kuzey Suriye ve Kuzey Irak'ta terör hattı ve terör devleti kurulmaması için askeri harekat yapıyoruz, emperyalist devletler yapma diyor, bizdeki bazı siyasiler de yapma diyor.
Libya'da isyancı tetikçi katil bir terör oluşumu Libya'yı esir almaya çalışınca Türkiye dur diyor, emperyalizm Türkiye'ye sen karışma bu işe diyor, bizdeki bir kısım siyasi de bize ne Libya'dan diyor.
Doğu Akdeniz'de haklarımızı aramakta da aynı tavır, petrol arama çalışmalarımızda da aynı tavır, hava savunmamızı güçlendirmede de aynı tavır.
Bu kadar emperyalizmle işbirliği size neyi hatırlatıyor.

EMPERYALİZM MÜHİBBANLARI İTTİFAKI İLE Mİ KARŞI KARŞIYAYIZ BİZ?
Biz bu hain planı deşifre edince hemen yok trol, yok komplo teoricisi, yok yandaş gibi yaftalarla bizi susturmaya çalışıyorlar ya.
Hayret ki ne hayret.
Trollük edenler kendileri. Hem de emperyalizmin trolü
Yandaşlık yapanlar kendileri, hem de emperyalizm yandaşlığı.
Komplo teoriciliği yapanlar kendileri. Hem de kendi devletine karşı emperyalizm lehine.
Şöyle bir çevrenize bakın.
Son yıllarda yaşananlara bir bakın.
Saddam!ın serüvenine bakın.
Emperyalizmin kayığına bindi ve sonunda hem kellesini, hem devletini verdi.
Esed'in durumuna bakın.
Kaddafi'nin, Mübarek'in durumuna bakın.
Suudların Şerif Hüseyinlerin durumuna bakın.
Sırbistan, Ermenistan ve Yunanistan'ın, hatta İsrail'in durumuna bakın.
Hangisinin halkı refah ve huzur içinde şimdi.
Hepsi emperyalist devletlerin kalkanı olmaktan kendi, halklarına bile zulüm ediyorlar.
Osmanlı da Türkiye de şemsiyesi altına aldığı tüm insanların refah ve mutluluğu için kendi halkının haklarından feragat etmiştir.
Bugün ise emperyalist devletler, el attıkları her coğrafyada kan ve gözyaşına sebep olmuşlardır.
Esasen bu emperyalist devletler kendi halkları için bile büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çünkü zulmün ırkı, dini, mezhebi olmaz. Sadece mesnetleri, çubukları bulunur. Bir başkasını yıkmak için kullandıkları olur.
Bu kullanım, dıştan içe doğru daralarak gelir.
ABD Yunanistan'ı, Ermenistan'ı, Suriye'yi, İsrail'i, Mısır'ı tetikçi kullanırken, kendine arslan payı, bu tetikçilere de sırtlan payı verir. Kendi arslan payının da büyük çoğunluğunu kendi devleti içindeki elit tabakaya yedirir, kendi halkına yine isyan etmeyecek kadar bir pay ayırır.
İddia ediyorum.

ABD kendi halkının da hak ve hukukunu çiğniyor. Zayıf ülkelerden çaldıklarının çok azını onlarla paylaşırken, asıl büyük payı kendi iç elitleriyle paylaşıyor.
Zulüm, haksızlık, zalimlik adaletsizlik böyle bir şey.
İlahi adalete inanmayan bir insanın hırsının, zulmünün, haksızlığının sonu olmaz.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi