TÜRK MİLLETİNE VE TARİHİNE İHANET ETMEYİN

Ben, hayatımda ırkçılık anlamında Türkçü olmadım.
Türk'üm. Türk olmaktan onur, gurur duyuyorum.
Ancak, Türk olduğum için Türk olmayanları hakir görmüyorum. Herkesin etnik kimliği onlar için bir onur vesilesidir. Hiçbir ırkın, diğer ırka üstünlüğünün olmadığına, üstünlüğün Allah'a kulluktaki hassasiyette olduğuna inanıyorum.
Türk milleti İslam tarihinde çok önemli bir misyon üstlenmiş bir millettir.
İslam'dan önce büyük cihangirlik örnekleri vermiş olan Türk milleti, İslam ile şereflendikten sonra bu cihangirliğinin üstüne "tüm insanlığın huzur barış ve mutluluğunu sağlamayı amaç edinmiş büyük bir İslam medeniyeti misyonu" eklemiştir. Bundan dolayı Balkanlarda ve Avrupa'da Türk demek İslam demek olarak tanımlanmıştır.
Bugün de anlayış aynısıdır.
Türk milleti etnik kimlikten de öte, insanlık ve islamlık medeniyetinin simgesi halinde algılanmaktadır.
Osmanlı'nın yıkılması, Türk ve İslam yurdunun istila edilmesi ve Türklerin esir edilmesindeki asıl amaç, İslam'ı yok etmek, İslam milletine önderlik eden Türkleri köleleştirmek, değiştirmek, İslam düşmanına dönüştürmektir.
Çok çalıştılar. Çok saldırdılar. Çok işkence ettiler.
Ama, Türk milletini topyekun imha edemediler.
Türk milletini İslam düşmanı haline getiremediler.
Türk devletini dünya cografyasından silemediler.
Oyun devam ediyor. Savaş devam ediyor. Tuzaklar devam ediyor.
Günümüzde, Türk milletini çağdaşlık ve modernizm adına seküler ve İslam düşmanı haline getirme gayretleri devam ediyor.
Türk devletinin içine nifaklar sokarak, sağcı-solcu, dinci-laik, ilerici-gerici, heykelci-fabrikacı, meyhaneci-camici, alevi-sünni, Türk-Kürt, gibi toplumu ayrıştırıcı, birbirine düşman edici ve neticede birbiriyle çatıştırıcı tuzaklar halen devam ediyor.
Bunların hepsi zaman içinde bertaraf edilebilecek, toplum doğruları bulacak, Çatışmayı değil uzlaşmayı tercih edecektir.
Ancak, öyle bir tuzak var ki, kimse bununla ilgili bir çalışma yapmıyor.
Sessiz ve derinden bir tuzak her gün görevini ifa ediyor.
Bu "Türkiye'nin etnik yapısının değiştirilmesidir."
Evet.
Bugünkü (70 yıllık) yöneticiler bu tuzak konusunda hiçbir etkili çözüm üretmemektedirler.
1839-1914'e kadar toplumsal çözülme yaşandı.
1914-1924 İslam topraklarında, mağripten maşruka Müslümanların imhası yaşandı.
1924-1950 arasında ideolojik değişim yaşandı.
1950'den sona demografik değişim yaşandı ve yaşanıyor.
1950'den bu yana iç göçün başlaması-hızlanması, Batı'da doğum kontrolünün etkin olarak uygulanması, doğuda ise doğum kontrolünü bırakın çok eşlilik konusunda bile hiçbir engel konulmaması sonucunda, ülke büyük etnik bir iç savaşa hızla sürüklenmektedir.
Etnik terör savunucusu bir siyasetçinin 10 yıl önce, "Dikkat edin, bize dokunursanız sadece güneydoğuda değil, tüm Türkiye'de, Türkiye'nin tüm vilayetlerinde, şehirlerinde her yeri yakar yıkarız" anlamında söylediği sözü unutmayın.
Ve sonrasında ise bu konuda birkaç orman yangınından ileri gidilmemesini.(topyekun isyanın zamanı henüz gelmemiş olmalı)
Tüm bunlar, bu ayrılıkçı etnik terör savunucularının büyük bir üst akıldan emir aldıklarını gösteriyor.
Silah onlardan, lojistik onlardan, uluslarararası destek onlardan, para onlardan. adım adım ülkede iç savaş hazırlığı yapılıyor.
Son yıllarda PKK terörü iyice sindirilmiş durumda.
Ama bu da çok şey ifade etmiyor.
Hatta daha da tehlikeli bir döneme evrilme ihtimali var.
Açılım önerileri bize bir tuzaktı.
İçerdeki hainler ve dışardaki Türkiye düşmanı egemen güçler Türkiye'ye sürekli bunu telkin ettiler. "Siz bu terörü silahlı mücadeleyle bastırmayın. Bunları siyasal zemine çekin"
Üst akıl bunu istiyordu.
Çünkü silahlı terörle yapılacaklar yapılmıştı.
Bugün duygusal olarak Türkiye'den kopmuş, Türkiye karşıtı büyük bir kitle oluşturuldu.
Bundan sonra yapılması gereken, sayısal olarak da büyümüş, özgüveni artmış, batı desteğiyle çıkartılmış bu potansiyel tabanı siyasallaştırıp, devlet yönetimine getirmektir.
Koalisyon konuşma ve tartışmalarına bakınız.
Bunların hepsi, PKK'yı meşrulaştırmak, Türkiye'nin siyasal figürü gibi göstermek içindir.
Teröristliğin zevkini alan PKK dağdan inmek istememektedir.
Onu dağa çıkaran egemen güçler ise, dağda yapılacakların bittiğini, artık düze inerek siyasal zeminde ülkeyi kaosa sürüklemek gerektiğini söylemektedirler.
Bu hesap boş ve yanlış bir hesap değildir.
Dağdaki PKK ile çok kolay mücadele edilebilir.
Ama siyasal zemindeki ayrılıkçı bir örgütle mücadele çok da kolay olmayacaktır.
Batı tuzağını kurmuş, oyun tıkır tıkır yürümektedir.
Tuzak Türk milletine ve Türk devletine kurulmuş bir tuzaktır.
Şu an Ahmet Türk'ün konuşmasını dinliyorum.
Tüylerim diken diken oluyor.
Ahmet Türk ki aile olarak 1970'lerde Türk devletine son derece bağlı, barışçıl bir aşiret mensubuydu.
O günkü Ahmet Türk ne oldu da bugünkü hale geldi?
Türk devletinin ve Türk milletinin celladı PKK ile yan yana geldi.
Barzani'yle barış isteyen Türk, Türk devletiyle aynı şeyi istemiyor.
Sorun Ahmet Türk ya da PKK, HDP falan değil.
Sorun Türk devletine kurulan tuzakların bozulmasıdır.
Tekrar söylüyorum.
Bugüne kadarki politikalarla Türkiye'de "sesli" ideolojik değişim, "sessiz" bir etnik değişim gerçekleştirilmek istenmiştir.
Çok değil, bu böyle devam ederse 20 yıl sonra Türkiye'de Türk etnik grubu azınlık haline gelebilir.
Hatta Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk milletinin özgürlük mücadelesi veren silahlı gruplar ortaya çıkabilir.
Irak ve Suriye örneğini hiç unutmayınız.
ABD ve AB "Bu coğrafyada bin yıllık sünni hakimiyetine son vereceğiz" diye açık açık ilan etmektedirler. Bunu Lübnan, Irak ve Suriye'de gerçekleştirdiler.
Türkiye bu manada dışarıdan kuşatıldı.
Bu coğrafyada değişmeyen bir tek Türkiye kaldı.
Türkiye'de ilk fırsatta yapacakları şey, Irak'ta yaptıkları şeydir.
Irak'ta Saddam'ı yalan ve iftiralarla hedefe koyup, işgal eden ABD, kuzeyde Kürt devleti, güneyde Şii devleti, ortada da Şii-Kürt ortaklık devleti kurdu. Bugün Irak'ta Sünnilik yasaklanmış gibidir. Irak'ta Arap etnik kimliği esir alınmış gibidir.
Türkiye için de yapılmak istenen budur. Merkezi hükümette sekülerist şii-alevi koalisyonu olacak, doğuda etnik yapıda özerk yönetimler oluşturulacak, batıda (İstanbul-İzmir-Antalya-Adana vb) uluslararası açık pazarlar şeklinde Hong Kong gibi kukla idareler yapılandırılacaktır.
Türk devleti kimliksiz, misyonsuz, ordusuz, silahsız ve başsız konuma getirilecektir.
Türk kimliği yasaklanacaktır.
Sünni İslam yasaklanacaktır. (DAEŞ vb gerekçelerle)
Sünni İslam adına vehhabi örgütlenmeler ortaya çıkarılacak, vatandaşın kafası karıştırılacak, yanlış yapılar içinde eritilip gidecektir.
Orta Anadolu!da Türklük yasaklanırken, Batı Anadolu'da hümanizm adı altında kimliksiz, milliyetsiz, İslamsız, dünya insanı modeli oluşturulacaktır. (Bunun altyapısı IBO-Bakalorya ve Fulbright modelleriyle devletçe oluşturulmuştur)
Tüm bu yasaklar sadece Türk ve Sünni İslam için geçerli olacak, Hıristiyanlık, Yahudilik ile Rum, Kürt, Laz, Çerkes kimlikleri için geçerli olmayacaktır.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi