EN BÜYÜK SORUN İYİ İNSAN YETİŞTİRMEK

Ülkemiz insanını kırk beş gözlemleyebilmiş biriyim. Çok insan tanıdım çok insanlarla çeşitli çalışmalarım, görüşmelerim oldu.
Acı tatlı hatıralarım oldu.
Kimseyle kavga etmemeye özen gösteren, herkesi anlamaya çalışan biriyim.
Fikrine, tavrına, duruşuna katılmıyor olsam da benimle özellikle kavga etmeyen biriyle kavga etmemeyi kendime ilke edindim.
Kavgadan, tartışmadan, mücadeleden yılan biri değilim. Ama ölümlü dünyada kalp kırmamak gerektiğine inanıyorum.
Tanıdıklarımızın tanıdıkları olan insanlar ve sosyal medyada gördüğümüz, gazete ve kitaplarda okuduğumuz bilgilerle, buralara gelenlerle yaptığımız görüşmelerle değişik ülkelerin insanlarını da analiz edebilme imkanına sahip oldum.
Bilhassa Türki cumhuriyetler dediğimiz ülkelerdeki kan ve gen bağımız olan kardeşlerimizin içler acısı halini üzülerek müşahade ettim.
Sonunda vardığım nokta "İNSAN YETİŞTİRMEMİZ LAZIM ACİLEN" noktasıdır.
İnsan yetiştirmek için yola çıkanların son dönemde düştükleri duruma bakınca tekrar karamsarlığa kapılıyorum.
Elbet insanlık aleminde çok değerli, gayretli insanlar var.
Ülkemizde her dönemde insan yetiştirmek için samimiyetle çalışan kişiler ve kurumlar var.
Ama, bazı rüzgarlar toplumu değişik yönlere savurup atıyorlar.
1970 ile 1980 yılları insan yetiştirmede son yüzyıl, iki yüzyıl için belki altın çağdır.
1980'den sonra Özal'la kısmi bir savrulma yaşandı ama çabuk toparlanıldı.
1990'ın son yılları ümmet için çok ciddi bir sınavdı. Ben genel olarak bu sınavdan başarılı çıkamadığımızı düşünenlerdenim. Çok mücadele eden insanlarımız oldu. ancak bu krizi hizmet için fırsata dönüştürmek mümkün olmadı.
Mevla, 2000'li yıllarda tekrar ümmete büyük bir fırsat verdi.
Ama, ümmetin en kabiliyetlileri yerleştirildikleri mevziyi ganimet hevesiyle terk etti ve medeniyet savaşının kaybedilmesine sebep olundu.
Bu dönemde insan yetiştirmek ya aptallık salaklık olarak görüldü, ya da bazı fırsatçıların önündeki engel olarak görüldü.
Yaşadığım kırk kusur yıllık insan yetiştirme gayretimde en çok sıkıntıyı son yıllarda yaşadığımı düşünüyorum.
Medeniyet kurma tabanımızın içindekiler iki ana gruba dönüştü.
Biri, makam mevki, şan şöhret için her yolu mübah gören ve hizmeti unutarak sel kütük getirirken üç beş de kendi kütük kapmak isteyen kesim.
Diğeri de bu kütük kapma savaşında yeterince istediğince malzeme kapamadığı için hırçınlaşan, öncü lider kadroya düşman olan kesim.
Üçüncü bir kesim daha var, etkisiz, güçsüz. onlar bu girdaptan kurtulmak için çırpınan, samimi, gayretli kesim.
Ancak, nasıl ve ne şekilde çalışacağını belirleyememiş, üstüne gelen yıkım dalgasının altında ezilmekten kurtulmaya çalışan, hizmet için fırsatlar yaratmaya çalışan ama böyle bir hengamede etkili bir çıkış yolu bulamayan kesim.
Ben kendimi bu kesimden sayıyorum.

FETÖ, TAMAHKARLAR ELİYLE BÜYÜDÜ

FETÖ, güçlü olmak, makam mevki sahibi olmak, çoluk çocuğuna iyi parlak bir gelecek kurmak tamahkarlığındaki insanları vurdu en çok.
Onlarla gücüne güç kattı, yenii ittifaklar kurdu.
Başarının ortağı olmak isteyen çok insan oluyor.
FETÖ'nün başarısına ortak olmak isteyen insanlar aslında kendi geleceklerini yakmakta olduklarını 15 Temmuz 2016'da anladılar ama çok geç oldu.

DECCALIN BİR ELİNDE SAHTE CENNET, BİR ELİNDE SAHTE CEHENNEM OLACAK

Kendine itaat edenleri sahte cennetine (makam, mevki, şan, şöhret, güç, kuvvet) koyacak; kendine itaat etmeyenleri de sahte cehennemine (acı, ızdırap, işkence, üzüntü) koyacak.
Tamahkarlar hemen deccalın sahte cennetine girmek için kuyruk oluşturacak, Allah'a iman edenler ise ona teslim olmayacaklar, onun yapacağı zulümlere katlanacaklar.

TARİH BOYUNCA NİCE DECCALLER, NİCE MEHDİ GİBİ LİDERLER ÇIKMIŞTIR

Tarihimize baktığımızda nice zulümleri görüyoruz. Hiçbiri payidar olmamışlar ve her zalimin karşısına bir "mehdi gibi" kurtarıcı lider çıkmış zulmü durdurmuştur.
Kurtarıcı olmak çok zordur.
Hele hele deccal gibi sahte cenneti ve sahte cehennemi olanlardan halkı kurtarmak çok zordur.
İnsanoğlu iyilikleri çabucak unutan bir varlıktır.
Yani, kurtarıcı liderlerin her zaman işi çok ama çok zor olmuştur.

BUGÜN DE DÜNYA TARİHİNİN ZORLU BİR DÖNEMECİNİ YAŞIYORUZ

Dünyanın her yerinde Müslüman kanı dökülüyor.
Dünyanın her yerine emperyalist sömürgeci güçler hakim olmuşlar.
Dünyadaki her devleti, her toplumu manipüle etme imkan ve gücüne sahipler.
Böyle bir ortamdan kurtulabilmek için nitelikli insana ihtiyacımız çok.

Onun için İNSAN EĞİTİMİ ÇOK ÖNEMLİ diyorum
Ne yapıp edip, nitelikli insan yetiştrimeliyiz.
Rüzgarlarla savrulmayan, küçük menfaatlerle satın alınamayan, tarihini bilen, kültürünü özümseyen, mücadele azmini kaybetmeyen, stratejik zekaya sahip olan, basiretli, ferasetli, büyüğüne saygılı, hürmetli, küçüğüne merhametli, haram ve helali bilen insanlara ihtiyacımız çok.

ALLAHIM. BİZE SENİN RIZANA UYAN İNSANLAR YETİŞTİRMEYİ, YENİDEN İYİ BÜYÜK BİR MEDENİYETE ÖNCÜLÜK ETMEYİ BU MİLLETE NASİP EYLE.
AMİN

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi